Bunda da bir hayır vardır

Devlet yöneticileri, idareciler her zaman yanlarında meseleleri, sorunları, devlet işlerini danışacakları, müşavere edecekleri akil insanlar bulundururmuş. Bu akil adamlar güngörmüş, devlet işlerinde tecrübe edinmiş, sorun çözen kişilerdir.

Zamanın birinde de Urfa’da padişah olan, her işlerini danıştığı, akıl aldığı bir veziri varmış. Ehli sala olan bu zat vuku bulan her işte “ vardır bunda da bir hayır” diye tevekkül edermiş. Devlet işi ters gitse, şehirde kargaşa çıksa, yağmur yağmasa kuraklık olsa, bolluk olsa vs sükûnetle karşılayıp “vardır bunda da bir hayır” dermiş. Vezirinin bu teslimiyetçi, bu huzurlu hali padişahın önceleri hoşuna gidiyormuş. Bu teslimiyet karar aldıkları devlet meselelerinde kendisini de rahatlatıyormuş.

Günler böyle sükûnet içerisinde geçerken, padişahın canı bir gün ava gitmek istemiş. Avenesini yanına alarak ava çıkmışlar. Birkaç gün av avlayıp, zaman geçirmişler. Bu av sırasında padişah bir ceylanı kovalarken attan düşmüş. Düşerken parmaklarından biri atın koşumlarına takılıp kopmuş. Canı yanan padişah feryat figan etmeye başlamış. Veziri hemen yanına gelip, onu teskin etmeye çalışmış;

-Üzülmeyin padişahım bunda da bir hayır vardır. Demiş. Canı yanan padişah, vezirinin bu serin, rahat halini görünce gazaba gelmiş;

-Benim parmağım kopmuş sen ne diyorsun bre adam? Tez bunu zindana atın. Demiş. Vezir padişahın bu emrini sükunetle karşılayıp “vardır bunda da bir hayır” demiş, saraya dönünce zindana atılmış. 

Günler aylar geçmiş. Padişahın kopan parmağının yeri iyileşmiş, eksik parmağıyla yaşamaya alışmış, acısını unutmuş. Vezir de zindanda unutulmuş.

Günlerden bir gün bir ülke bunlara savaş ilan etmiş. Padişah da ordusunu alıp bu ülke ile savaşmak üzere yola çıkmış. İki ordu karşılaşıp savaşmaya başlamışlar. Karşı taraf çok vahşi bir kavimmiş. Çok şiddetli bir savaş olmuş. Ortalık toz duman, kan gövdeyi götürmüş. Sonunda padişah ve ordusu yenilmiş, kalanlar bu vahşi kavime esir düşmüşler. Esirlerin arasında padişah da varmış.

Bu vahşi kavim esirleri kendi tanrılarına kurban ediyormuş. Padişahı da kurban edecekleri vakit bir de bakmışlar ki padişahın bir parmağı noksan. Bir uzvu eksik olan insanı uğursuz sayıyorlarmış. Bu eksik insanların lanetli olduğuna, bulundukları yere uğursuzluk getireceğine inandıkları için hemen padişahı serbest bırakıp, ülkelerinden çıkmasını istemişler.

Padişah kurtulur kurtulmaz memleketin yolunu tutmuş. Yolda, parmağını kaybettiği av olayı ve “bunda da bir hayır vardır” diyen veziri aklına gelmiş. “vezirim haklıymış, parmağım olsaydı beni de kurban edeceklerdi Urfa’ya varınca onu hemen zindandan çıkaracağım” demiş.

Uzun bir yolculuktan sonra Urfa’ya gelmiş. Sarayına geçer geçmez emir vermiş vezirini zindandan çıkarıp getirmişler. Padişah başından geçenleri vezirine hikâye etmiş, “sen haklıymışsın, parmağımın kopmasında hayır varmış, yoksa şimdi yaşamıyor olacaktım. O kızgınlık anımda seni de boşu boşuna zindana attırdım ” demiş. Vezir;

-Sizin beni zindana atmanızda da bir hayır varmış.

-Nasıl bir hayır var yıllarca zindanda kaldın.

-Eğer zindanda olmasaydım sizinle savaşa katılacaktım ve esirler arasında olacaktım. Uzuvlarımda eksik olmadığından beni de tanrılarına kurban edeceklerdi. Siz beni zindana attırarak, bilmeden bana iyilik yaptınız. Beni zindanda korumuş oldunuz. Allah şerrin içine hayrı gizlemiştir. Büyükler “kadere teslim olan, kederden emin olur” demişlerdir.

Padişah, vezirinin Allaha olan teslimiyetini ve takvasını görünce yaptığı hatadan dolayı helallik istemiş ve o günden sonra ona danışmadan hiçbir işini yapmaz olmuş…

(Kaynak : Bekir Urfalı)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aziz Atlı - Mesaj Gönder




Anket Bugün Cumhurbaşkanlığı seçimi olsa kime oy verirdiniz?
Tüm anketler