Cenaze törenlerimiz ve biz

Hepimizin mutlaka cenazesi olmuş veya bir cenaze törenine katılmışızdır. Geçen hafta bizim de bir cenazemiz vardı. Adet olduğu üzere, cenazeler ya öğlen namazını ya da ikindiyi müteakiben defnediliyor. 

Camiye getirilip, musallaya konan cenaze namaz vaktini beklemek zorunda. Mevsim kış, hava soğuk, yağışlı olsa da, mevsim yaz hava 60 derece olsa da mutlaka namaz vaktini beklemek sorunda. Cenazeye katılacak kişiler kendilerini öyle hazırlıyorlar.

Cenazeyle birlikte camiye gelen birinci derece yakınlar saatlerce soğukta yağmur altında, ya da sıcakta güneş altında, caminin içinde-dışında duvar dibinde kaldırım kenarında, gâh oturarak gâh ayakta beklemek zorunda kalıyorlar.

Namaz saatine doğru cemaat yavaş yavaş kalabalıklaştıkça, kümeler, sigara ikramları, sohbetler, uzun zamandır görüşmemiş, bu vesile ile bir araya gelenlerin hal-hatır sormalar, kuş muhabbeti, siyasi görüşler, zamlar, gündem de ne varsa artık derken, ezan okunmaya başlar. Cenazeye gelenlerin bir kısmı ne vakit namazını, ne hatırını sayarak geldiği cenazenin namazını kılmaz.

Hoca efendi kalabalık cemaati bulmuşken namazı uzatır, müezzin efendi tespihatı, duayı uzun uzun yapar. Dışarıda soğukta- sıcakta bekleyenler umurlarında değildir. (farzı kılıp, duya kalmadan çıksalar namaz kabul olmayacak sanki) hoca efendi sağa selam verip, sola selam vermeyi bitirmeden cemaatten bazıları ayaklanmaya başlar. Dışarıdan, namaza iştirak etmeyenlerin “el-fatiha” sedaları arka arkaya gelmeye başlar. Daha besmele çekmeden bir başkası “el-fatiha” der. Fatihalar havalarda uçuşmaya başlar. Ben katıldığım cenaze namazlarında hiçbir zaman bu fatihalara yetişemedim.

Sonunda hoca cenaze namazını kıldırır, selam vermesiyle tabuta saldırı başlar. Bir sürü el bir den tabuda uzanır. Cenaze sahibi, yakınları cenazelerine ulaşamazlar. Her kafadan bir ses çıkmaya başlar. “bu kapıdan çıkalım” “bu taraftan gidelim” “baş tarafı bu yana gelsin” “ acele etmeyin”  kimsenin kimseyi dinlediği yoktur. Tabutun altına girmeden bir başkası elinden alır. Ayağına basanı mı dersin, elini tabutla birlikte tutan mı dersin, arkadan öne doğru geleni mi dersin, tabutun altına girmek için omuz atan mı dersin…

Cenaze yola çıkınca bu defa bir koşuşturma başlıyor. Bir an önce defnedelim kurtulalım gibi. Yaşlılar yolda dökülmeye, geride kalmaya başlıyor. Sigarasını tüttürüp, kol kola sohbet edenler, muhabbete devam edenler, cenazede mi örtü ardında mı belli değil. Bu uğultu-gürültü cenaze ile birlikte mezarlığa kadar devam ediyor. (son zamanlarda katıldığım bir dostumuzun cenazesinde bir Suriyeli vatandaş da vardı. Cenaze mezarlığa giderken yolda ara ara “el fatiha” diyor, cemaat fatiha okumak için sohbetine 1-2 dakikalığına ara veriyor. İnsan cenaze ardında olduğunu hatırlıyordu. Onlarda adet böyle demek. Güzel bir adet)

Cenazeyi kabre koymak ayrı telaş içinde oluyor. Bizim mezarlıklarımız zaten çok çarpık ve sıkışık. Mutlaka mezarların arasından, üzerine basarak geçiyorsun. Mezarın başına yardımcı olan olmayan bir sürü insan birikiyor. Çalışanları engelliyor. Uzaktan emirler veriyor. “ o taşı al ordan. Toprak içine dökülmesin. Başını bu yana çevir. Sen çekil hele, reşşo sen bı yana gel. O daş bı mezarın değil. Küreği yere bırak, elden ele verme…” cenaze sahibi bu boş, faydasız yardım naraları arasında gittikçe sersemleşiyor. ( bir de cenaze sahibini ve yakınlarını köşeye sıkıştırıp, namusa boğanlar, kalabalıkta seslerini çıkarmayacağını bilmenin verdiği cesaretle yüzsüzlük yapanlar. Birkaç velet hemen dibinizde bitip abe mezara su döktüm, deyip para bekliyor. Tabutu cemiye götürmek isteyen hamal para beğenmiyor, biri bağırıyor biyanbalı yox mı anası babası xerıne sebile eden )

Bu düzensizlik, bu fırsatçılık hepimizin yükünü ağırlaştırıyor. Bıktırıyor. Bazı işlerin kanunu yok, adabı var. Edebi var. Bir cenazeye katılmışsak, ya dostumuzdur, ya dostumuzun yakınıdır. Yardımcı olalım. Kolaylaştıralım. Hiçbir şey yapamıyorsak ayakaltında olmayalım, bir köşede mevtaya dualar okuyalım.  Allah rızası için katıldığımız işte sıkıntı çıkarıyorsak, Allah rızası için katılmayalım…

Bitti mi?

Biter mi hiç. Bu daha lo losu, bir de bunun le lesı var.

Üç gün de taziye var ki…

(Kaynak: Bekir Urfalı)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Veysel Karani Kayan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Urfanatik Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Urfanatik Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Urfanatik Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Urfanatik Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

ABDULKADİR FELHAN - ÇOK GÜZEL ÖZETLEMİŞSİNİZ.BEN BİR TABUTA MEZARLIKTAN CAMİYE KADAR GÖTÜRMESİ İÇİN ÖNCE İKİYÜZ DAHA SONRA A AŞAĞILIK ŞAHIS ABEY BİZ İKİ KİŞİYİZ DEYİNCE TOPLAMDA 400 LİRA VERMİŞ İNSANIM.YANLIZ HAKKIMI HELAL ETMEMİŞİM...DÜNYADA DA O MEZAR SOYGUNCULARI İLE HESAPLAŞACAĞIM İNŞ....

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Eylül 11:45
02

Ahmet Ünal - Taziye de yemegi ölenin yakını vermez bu sünnete aykırı.Sayin yazar bi yandan içerde namazı uzatanlardan şikayet etmiş bi yandan selam verince kalkankardan bi karar ver hangisi yanlış.Urfa da düğün cenaze sünnet gövde gösterisine dönüyor. Kiminki kalabalık sa onun arkası güçlü oluyor.Dindar temiz insanların değil paralı aşiretli insanların ki kalabalık oluyor.Urfa her konuda yerinde sayıyor.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 17 Eylül 23:32
01

Mesut Mesut - :) üç gün milletin karnını doyur çay servisi gelenin önünde ayağı kalk ho hoooo daha neler neler ölen kişi akıla bile gelmiyor belki bir faydasi budur

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Eylül 11:01


Anket Bugün Cumhurbaşkanlığı seçimi olsa kime oy verirdiniz?