Madde Bağımlı Gençlerimize Sahip Çıkalım

Çeşitli nedenleri olmakla beraber en belirgin olanları: genelde parçalanmış ailelerin, göçün, yoksulluğun ve tutunamama gibi durumların oluşturduğu zemindir. Birden kapasitesinin çok fazla üzerine çıkan şehirlerin kendileri ile beraber büyüttükleri...

Abone Ol

Çeşitli nedenleri olmakla beraber en belirgin olanları: genelde parçalanmış ailelerin, göçün, yoksulluğun ve tutunamama gibi durumların oluşturduğu zemindir.

Birden kapasitesinin çok fazla üzerine çıkan şehirlerin kendileri ile beraber büyüttükleri işsizlik, sağlıksız ortamlar, metruk mekanlara çocuğundan habersiz aileler de eklenirse madde bağımlılığı ile ilgili zeminin nasıl genişlediği daha rahat anlaşılır.

Kişi, maddenin yaratacağı etkiyi merak ettiği için yaşıtlarıyla birlikteyken madde alabiliyor. Sağlıklı veya sağlıksız arkadaşlık ilişkileri böyle kötü bir alışkanlığın başlaması veya bu alışkanlığın önlenmesinde büyük önem taşır. Özellikle ilk gençlik döneminde, bir gruba ait olmak, kişinin psikolojik sağlığı açısından gerekli bir ihtiyaçtır. Ancak aile içinde belirli değerler kazanmış, kendine güveni olan bir kişiler, kendi kişilik yapısı ve değer ölçülerine uygun olan bir grup seçer. Bu grup içinde önemsediği arkadaşları madde kullanıyorsa, bu gruptan ayrılabilir. Yeterli psikolojik güçlükte olamayan bir genç ise, arkadaşlarının “bir kereden ne çıkar” telkinleriyle madde alabilir. Onun için ailelerin kendi çocuklarının arkadaşlarının da karakter yapısı hakkında bilgi sahibi olmaları gerekir.

Ülkemizde madde kullanımı ve bağımlılığı ile ilgili olarak son yıllardaki kimi çalışmalara rağmen büyük bir eksiklik olduğu da göze çarpmaktadır. Derli toplu çalışmalar yok denecek kadar az, olanlarında büyük çoğunluğu emniyetteki verilere dayanmaktadır. Oysa ,bir emniyet kurumunun görevi gereği meseleye yaklaşımı ile bir bilimsel kurumun yaklaşımının farklı olması gerekir. Onun için sosyal bilimlerde araştırma yapanların soruna daha bilimsel bir perspektiften yaklaşmaları ve sonuca ulaşmaları gerekmektedir.

Peki, toplumsal olarak bu meselenin çözümüne ne şekil yaklaşmalıyız. Kişiler, günlük hayatta kendilerine bir amaç edindiklerinde ve toplumsal normlarla barışık yaşadıklarında sapma davranışlara daha az rastlanmaktadır. Bunun için toplumsal değer üreten kişi ve kurumların omuzlarına büyük yük düşmektedir.