Uluslararası ve Türkiye merkezli araştırmalar, kadınları spor katılımında beden algısı, toplumsal baskı ve kıyafetle ilgili kaygıların önemli bir engel oluşturduğunu ortaya koyuyor. Uluslararası federasyonların verdiği kararlar doğrultusunda Kadın sporcular yıllardır kıyafet baskısı ile sınırlandırılıyor.

Kadınların spora katılımı son yıllarda artış gösterse de, araştırmalar bu artışın önünde hala ciddi toplumsal engeller bulunduğunu ortaya koyuyor. Beden algısı, özgüven eksikliği ve çevresel baskılar, kadınların spor alanında görünürlüğünü sınırlayan başlıca faktörler arasında yer alıyor.
Akademik çalışmalara göre kadınların spora katılımı ile beden algısı arasında doğrudan bir ilişki bulunuyor. Uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan araştırmalar, bedeninden memnuniyet düzeyi yüksek olan kadınların spor yapma oranının daha yüksek olduğunu gösteriyor.
TOPLUMSAL BASKI VE KIYAFET KAYGISI ÖNE ÇIKIYOR
Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN WOMEN) tarafından yayımlanan raporlarda, kadınların spora katılımını zorlaştıran unsurlar arasında toplumsal cinsiyet normları, bedenin sürekli denetlemesi ve kıyafet üzerinden yargılanma yer alıyor. Rapora göre, spor ortamlarında kendini rahat hissetmeyen kadınların spora devam etme oranı düşüyor.
Bu durumun özellikle küçük şehirlerde ve geleneksel toplumsal yapının güçlü olduğu bölgelerde daha etkili olduğu belirtiliyor.
Türkiye’de Gençlik ve Spor Bakanlığı ile spor federasyonlarının verilerine göre, lisanslı sporcular içinde kadınların oranı yaklaşık %35 -37 bandında seyrediyor. Son yıllarda artış yaşansa da bu oran, erkek sporcuların hala gerisinde.
Akademik çalışmalar, özellikle lise çağından sonra kız çocuklarının spordan kopma oranının yükseldiğini ortaya koyuyor. Bunun nedenleri arasında:
- Aile baskısı
- Uygun tesis ve alan eksikliği
- Toplumsal bakış
- Kıyafet ve görünürlük kaygısı öne çıkıyor.





