Evvel zamanlarda da bu tür teşebbüsler yaşanırdı ama son dönemlerde artık bu mesele bir “yoğun saldırı” halini aldı.
Önce Balıklıgöl–Haşimiye–Halilurrahman hattında “sıra gecesi” adı altında alkollü mekânlar açıldı. Ardından aynı bölgede, yani şehrin kalbi sayılan Balıklıgöl ve Halilurrahman havzasında “gece partileri”, “after partiler” düzenlenerek adeta bir işaret fişeği yakıldı.
Bu yetmezmiş gibi, bölgenin kadim dokusunu ayaklar altına alacak, Urfa kültürünü ucuz mizah malzemesi haline getiren diziler çekilmeye başlandı. Halk sessiz kalıp tepki göstermeyince, iş kültürümüzle ve medeniyet anlayışımızla uzaktan yakından alakası olmayan “Cadılar Bayramı kutlamalarına” kadar vardı.
Bugün olan biteni görünce, Mehmet Âkif Ersoy’un bir asır önce dile getirdiği o sarsıcı dizeler kulaklarımızda yankılanıyor:
_> “Ne edep var ne haya çırılçıplak bedeni!
Eğer medeniyet açıp saçmaksa bedeni;
Desenize hayvanlar bizden daha medeni!
Kul olmak çağdışıyken, soyunmak çağdaşlık,
Din kardeşliğini bıraktık biz, ecnebiyle kaynaştık...”_
Âkif’in bu mısraları sadece kendi dönemine değil, bugüne de ayna tutuyor.
Zira medeniyet, şekil değil şuur meselesidir.
Urfa gibi köklü bir şehirde “gelişmişlik” adı altında öz değerlerin törpülenmesi, kültürel bir ilerleme değil, kimlik kaybıdır.
Şimdi bu satırları okuyan bazı “modernlik bekçileri” çıkıp bizleri “gericilikle” ya da “kentin gelişmesini istememekle” suçlayacaklardır. Oysa biz, dünyanın en köklü medeniyetlerinden birine ev sahipliği yapan bu şehri ve bu halkın değerlerini savunuyoruz.
Çünkü Urfa, köklerine sıkı sıkıya bağlı, kadim bir kültürün taşıyıcısıdır.
Bu şehirde “ilerleme” demek, özünü kaybetmek değil; köklerinden aldığı güçle geleceğe yürümektir.
Urfa’nın gelişmesini istemeyen kimse yok ama kimse de bu gelişmenin kültürel kimliğimizi silip süpürmesine göz yummasın.
Yetkililer, özellikle Balıklıgöl ve Halilurrahman çevresinde yaşanan bu yozlaşma girişimlerine sessiz kalmamalıdır.
Çünkü bugün sessiz kalınırsa, yarın elimizde ne o eşsiz maneviyat kalır ne de o mis gibi Urfa kültürü…
Urfa’nın tarihi sadece taşta değil, insanda, sözde, geleneğinde, musikisinde yaşar.
Bu şehrin özünü korumak hepimizin görevi.
Kültürümüzün ışığı sönmesin diye, karanlığa karşı bir mum da biz yakalım.