Kader Tecelli Olacak-5

Abone Ol

1995 yılında Suruç imam hatip lisesinden mezun oldum. Meşakkatli bir sürecin ardından ancak 2007 yılında imam hatip olarak atanabildim. Geçen 12 sene zarfında birçok sınava girdim. İşte girdiğim o sınavlar; 1995’ te lise son sınıfta iken o zamanın adıyla ÖSS (Öğrenci Seçme Sınavı) ve ÖYS (Öğrenci Yerleştirme Sınavı) günümüzde yapılan YKS(Yükseköğretim Kurumları Sınavı) ve AYT(Alan Yeterlilik Testleri) nin muadili sınavlarına girdim. Sınavda 413 puan almıştım. Tercihlerimi yapmış umutla sonuçları beklemiştim. Hatırlıyorum da tercihlerim arasında ilk sıralarda Marmara İlahiyat ve Dokuz Eylül İlahiyat Fakülteleri gibi gözde üniversiteler de vardı. Üniversiteli olmak için sadece o sene kendime bir sınav hakkı vermiştim. İstediğim bir bölüm gelseydi okuyacaktım. Yoksa başka bir sene üniversite sınavına girmeyecektim. Kendi kendime böyle bir karar almıştım. Çünkü maddi durumumuz elverişli değildi. Babam çiftçilikle uğraşıyordu ve artık yaşlanmıştı. Herhangi bir kurumdan da emekli değildi. Sadece 10 dönümlük bir tarlamız vardı. O tarlanın da pek geliri yoktu. Tarlayı bazı yıllar kendimiz eker biçer bazı yıllar ise babam, tarlamızı icara (kiralama) verirdi. Kuru tarım olduğu için tarlaların verimi yağacağı yağmurlara bağlıydı. Yani kısacası babamın beni üniversite de okutacağı mali bir gücü yoktu. 10 kardeşli bir ailenin en küçüğü ben idim. Halkın tabiri ile afara (Harman yerinde toprağa karışıp kalan taneler) idim. Abilerim, ablalarım evlenmiş en küçükleri olarak sadece ben kalmıştım. Abilerime de yük olmak istememiştim. Çalışıp, tabiri caizse bir baltaya sap olacaktım.

Çok istekli olduğum halde aldığım puan, üniversiteli olmama yetmemişti. Aslında ben sınava harıl harıl çalışmıştım. Okumaya da hevesliydim. Fakat imkanlar kısıtlıydı. Sınava çalışacağımız doğru dürüst bir kaynak kitabımız bile yoktu. Günümüzde ki gibi öğrenci rehber hizmetleri de bu kadar gelişmemişti. Sağdan soldan aldığımız tavsiyelerle tercih yapmıştık. Üniversitelerde ikinci öğretim adı altında okuma imkanı da vardı. Ama ben tercih etmemiştim. Ön lisans bölümlerini bile tercih etmedim. Aslında ön lisansta iyi bir bölüm de okuyabilirdim. Ya hep ya hiç diyorlar ya ben de kendime böyle katı bir kural koymuştum.

Ben de üniversiteli olmak isterdim. Okumaya da çok istekliydim. O yıllarda üniversiteli olmak bir ayrıcalıktı. Üniversiteli gençleri parmakla gösterirlerdi. Üniversiteli olmanın bir albenisi vardı. Herkes üniversiteye gidemiyordu. Şimdilerde öylemi? Kız, erkek kime sorsan üniversiteli. Günümüzde üniversite mezunu bir yığın insan var. İnsanlar artık bir üniversite ile iktifa etmiyorlar. Kimileri öğrenim kariyerinde ikinci üniversiteden de mezun olmuştur. Hatta bazı kişiler işi daha da ileri götürerek diploma koleksiyonlarına üçüncü üniversiteden de bir diploma eklemek için çabalıyorlar. Üniversiteli mezun sayısı artarken buna karşılık öğrencilerde öğrenme isteği, bilgi seviyesi düştü. Tabiri caizse öğrenme de kalite düştü. Bir kıyaslama yapmak gerekirse eski(2000 yıllar öncesi) lise mezunları ile günümüz lise mezunları bilgi birikimi ve öğrendiklerini hayata yansıtma açısından aynı mı? Eski üniversite mezunları, mezun oldukları dallarda yeterliliğe

sahipti. Peki ya günümüz üniversite mezunları böyle bir yeterliliğe sahipler mi ? Soruları daha da çoğaltabiliriz. Gerçi çok başarılı öğrencilerimiz de var, biz bunlarla iftihar ediyoruz. Ama maalesef öğrencilerimizin ekseriyeti vurdumduymaz olmuştur.

İşe alımlarda artık üniversite mezunu olmak yetmiyor. Kpss( Kamu Personel Seçme Sınavı) den de iyi bir not almak gerekiyor. Peki yeterli mi? Hayır bu defa mülakatlar devreye giriyor. Bu da yetmedi artık bazı kurumlar işe alımlarda bütün bunlardan sonra akademi şartını getirdiler.( Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı vs.) Eskiden insanlar, “ekmek aslanın ağzında” derlerdi. Günümüz insanı ise ekmeğin daha da zor kazanıldığını ifade etmek için; “ekmek aslanın midesinde” ifadesini kullanmaktadırlar.

Okullarda öğrenci sayısı artarken eğitimde maalesef kalite düştü. Eskiden öğrenciler, okumak, bilgi sahibi olmak için okula giderken günümüzde ise öğrencilerin çoğu diploma sahibi olmak için okuyorlar. Öğrenci dediğin bir hedefi bir gayreti olmalı. Bakıyorum da günümüz öğrencilerinin önemli bir kısmı okyanusta rotası belli olmayan pusulasını kaybetmiş bir gemi gibiler. Onlara fazla da haksızlık etmeden herhalde günümüz şartları öğrencilerimizi bu hale getirdi, bilemiyorum. Çünkü kendi yeteneklerine göre değil de iş imkanı olan, yarın ataması yapıldığında maaşı dolgun olacak bölümleri tercih ediyorlar. Bir bölümde yığılma olunca da o bölümün önü kapanıyor, o işle ilgili alım kısıtlanıyor, öğrenciler bu defa alımı yüksek, önü açık, başka bir bölüme yöneliyor. Öğrencilerin kendi yeteneklerine uygun olmayan, ataması olduğunda, maaşı dolgun olacak bölümleri tercih etmesi ileride ehil olmayan kişilerin iş başına gelmesine neden olacak ve bu durum büyük sıkıntılara sebebiyet verecektir. Mutlu bir yaşamın sırrı, maaşı dolgun olan bir işte çalışmak değil kişinin kabiliyetlerine uygun çalıştığı bir işte saklıdır. Allah öğrencilerimize okullarını bitirdikten sonra kabiliyetlerine uygun hayırlı iş imkanları bulmalarını nasip ve müyesser eylesin.