Başkan Nuri Kolaylı: Gazetecilik temas ve mesafe mesleğidir

Medya dünyası ekonomik krizden olumsuz etkileniyor, destek almadan ayakta durmakta zorlanıyor.   

Toplumun bel kemiğini oluşturan medya dünyası ekonomik açıdan büyük düşüş yaşıyor. Ülkeden ve dünyadan radyo, televizyon, internet aracılığı ile alınan haberlerin, bilgilerin objektif, tarafsız ve güvenilir olması oldukça önemlidir. Bu değerin önüne konulan sorunlar çözüme kavuşturulmalıdır.

Medya dünyasının yaşadığı sorunlara bir an önce düzenleme getirilmesini isteyen TGK Nuri Kolaylı: ”Sektörü, ülkemizde son Ekonomik, siyasi ve teknolojik gelişmelerden yakından etkilenen Medya çeyrek asırda önemli bir değişim ve dönüşüm sürecine girmiş, ancak zaman içinde değişimlere paralel olarak yaşanan sorunların çözümlenmesi bir yana, birbiri üzerine eklenmesiyle günümüzde adeta kaderine terk edilmiştir. 

Sektörde yaşanan sorunlar önem sırasına alınamayacak kadar büyük, karmaşık ve birbirini etkileyen niteliktedir. Medya Sektörü, ekonomik sorunların yanı sıra yasal düzenleme eksiklikleri, basın özgürlüğü, yetişmiş eleman sıkıntısı, teknik altyapı, istihdam ve etik değerlerin farkında olmadan ya da bilerek ötelenmesi gibi sorunlarla karşı karşıyadır.

GÜÇ ODAKLARINA BAĞIMLILIK

Hem ülkemizde, hem de tüm dünyada Medya Sektöründeki sorunların başında, ekonomik bağımsızlık gelmektedir.

Ekonomik olarak arkasında herhangi bir destek olmadan ayakta kalamayan medya kuruluşları maalesef siyasi ve ekonomik güç odaklarının, illegal yapılanmaların, değerleri istismar eden çevrelerin ve buna benzer gücü elinde bulundurmak isteyen çıkar gruplarının kontrolüne bırakılmıştır.

Oysa ki gazetecilik temas ve mesafe mesleğidir. gazeteci; temas ettiği hiç kimse ya da kurum hakkında olumsuz değerlendirme yapamayacak kadar yakın ve (tersine bir bakışla) hiç kimse ya da kurum hakkında olumlu haber yapamayacak kadar uzak olmamalıdır. Siyaset ve ticaret ile teğet bir meslek olan gazeteciliğin icrasında siyaset ve ticaretin yayınları yönlendirmesine izin vermemelidir.

Gelişmiş demokrasilerin olmazsa olmazı konumunda yer alan ve kuvvetler ayrılığı prensibiyle gerçekleşen ülke yönetimlerinin 4. gücü olarak kabul edilen medya, gerçek anlamda işlevini yerine getirebilmek için ekonomik bağımsızlığını sağlamak zorundadır.

Medyanın, siyasal iktidar ve devlet kurumları da dâhil olmak üzere hiçbir güç odağının kontrolünde olmadan yaşamını sürdürmesini sağlayacak düzenlemelerin yapılması, demokrasinin gelişmesi ve yerleşmesi için zorunluluktur.

Ülkemizde öncelikle medyanın ekonomik bağımsızlığını sağlayacak düzenlemeler yapılmalı, hem medya kuruluşları, hem de bu kuruluşlarda çalışan basın emekçileri ekonomik baskıdan kurtarılmalıdır.

Böyle bir düzenlemeyle ekonomik bağımsızlığını kazanacak olan medya kuruluşları, herhangi bir kişi veya güç odağının kontrolünde olmadan, özgürce yayıncılık yapacak, topluma ve ülkeye gerçek anlamda hizmet eder hale gelecektir.

EKONOMİK SORUNLAR

Herhangi bir güç odağına sırtını yaslamayan gazeteler, radyolar, televizyonlar ve internet haber siteleri, günümüz koşullarında ekonomik sıkıntının kıskacında adeta can çekişmektedir.

Medya kurumlarının girdileri döviz kuru ile yakından ilgilidir. Kâğıttan mürekkebe, elektronik cihazlardan yazılımlara kadar medya sektöründe kullanılan malzemelerin çoğu ithaldir. Son dönemde döviz kurlarında yaşanan olağandışı yükseliş, medya kurumlarının maliyetlerini arttırmış, birçoğunu kapanmanın eşiğine getirmiştir.

Medya kurumları öncelikle malzeme kullanımında dışa bağımlılıktan kurtarılmalı, ilk aşamada eskisi gibi yerli kâğıt fabrikaları kurulmalı ve işletilmeli, gerekli teknolojik destek verilerek darboğazdan çıkmalarına destek olunmalıdır.

Medya kurumlarının yaşadığı ekonomik sorunların merkezinde ilan ve reklâm gelirlerinin düşüklüğü ile gazetelerin yetersiz satışı gelmektedir.

Hemen hemen bütün gelişmiş demokrasilerde medya kurumları çeşitli yöntemlerle devletler tarafından ekonomik alanda desteklenmektedir. Türkiye’de de devlet desteği, resmî ilanlar yoluyla gerçekleşmektedir.

Anayasada güvence altına alınan halkın haber alma özgürlüğünün gerçekleşmesi, yerel demokrasinin hayata geçmesi, eğitim ve diğer kamu görevlerinin yerine getirilmesini sağlayan gazetelerin hayatiyeti, günümüzde büyük oranda Basın İlan Kurumu sistemi ile verilen resmi ilanlara bağlıdır.

Son yıllarda ilanların birleştirilmesi, işlerin bölünerek ilan sınırları dışına çıkması, doğrudan alım ve acil alım yöntemlerine sıklıkla başvurulması, kooperatif ve dernek ilanları ile özel eğitim kurumu ilanlarının yayın zorunluluğunun kaldırılması gibi nedenlerle resmi ilanlarda ciddi oranda daralma meydana gelmiştir.

Son olarak “5. Yargı Paketi” kapsamında TBMM’de yapılan değişiklik, icra iflas ilanlarının gazetelerde yayınlanmasını icra müdürlerinin keyfiyetine bırakmıştır. Bu düzenleme gazetelerin resmi ilan gelirlerinin çok önemli oranda düşmesine neden olabilecektir.

Oysa yerel basın; Basın İlan Kurumu aracılığıyla desteklenmeye devam edilmeli, destekler gelişen ekonomik koşullara bağlı olarak arttırılmalı, BİK tarafından uygulanan ilan tarifesi enflasyonda gözlenen artış da göz önüne alınarak güncellenmelidir.  Kur artışı ve resmi ilan kesintileri ile darboğaza giren yerel gazeteler, BİK ilan tarifesinin bir an önce arttırılmasını beklemektedir. Bu destekler, siyasi iktidarlarının keyfiyetine bırakılmamalı, yasal düzenlemelerle özgürlükleri kısıtlamayan nitelikte, kalıcı hale getirilmelidir.

Son dönemde bazı belediyelerce alınan“Belediye meclis kararlarının yerel gazetelerde ilan olarak yayınlanası” kararı, yerel gazetelerin desteklenmesi açısından örnek bir uygulamadır. Ancak bu tür destekler; belediye yönetimlerinde olası iktidar değişikliğinde keyfiyete bırakılmamalı, kesin kurallara bağlanarak kalıcı hale getirilip, basının belediyeleri eleştiri hakkına engel olmayacak nitelikte gerçekleşmelidir.

Gazetelerin yanı sıra radyo- televizyonlar ile internet sitelerinin bağımsız yayın yapabilmelerini sağlayacak tedbirler de acilen alınmalıdır.

MESLEK YASASI EKSİKLİĞİ

Türk basını 2022 yılına girmeye hazırlandığımız bu dönemde, gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen ‘Gazetecilik Meslek Yasası’na acilen ihtiyaç duymaktadır.

Bilindiği gibi bu yasanın ilk adımı 5311 Sayılı Basın Birliği Yasası’dır. Basın Birliği Yasası 28 Haziran 1938 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.  Türk basınına “meslek odası” düzenini getirmek üzere çıkarılan Basın Birliği Yasası, ne yazık ki sadece 8 yıl yürürlükte kalmıştır.

Gerek şube kongrelerinin zamanında yapılamaması, gerekse pek çok bölgede gazete sahiplerinin toplantılara katılıp, kurulan komisyonlarda görev almaması nedeniyle yasa sadece Anadolu Ajansı’nda uygulanabilmiştir. Ardından ortaya çıkan politik çekişmeler nedeniyle “mesleği yerine getirmek için Birliğe zorunlu üye olmayı” gerektiren yasa 18 Haziran 1946’da yürürlükten kaldırılmıştır.

Günümüzde böyle bir yasa olmayınca dileyen herkes, eğitimine ve bilgi birikimine bakılmaksızın “gazeteciyim” diyerek mesleğe başlayabilmektedir. Oysa gazetecilik/habercilik, özel eğitim gerektiren bir meslektir. Buna karşın mesleğe girişte gazetecilik alanında eğitim görmüş olma şartı bulunmamaktadır. Gazetecilik yapmak isteyen bir kimse, eğitim seviyesi ne olursa olsun işe girebilmekte, meslekte rahatlıkla yükselebilmektedir.

Basın kuruluşları, hatta hiçbir kaydı olmayan internet haber siteleri, yoldan geçen herhangi birini, eline bir fotoğraf makinesi – cep telefonu vererek istihdam edebilmektedir. Bunun bir nedeni de ucuz işgücü kullanımıdır.

Bu durum, basın mesleğini her türlü istismara açık hale getirmektedir. Daha da üzücüsü habercilik, tehdit ve şantaj aracı olarak kullanılmaktadır. İşin acısı; bu tür insanları basın mesleğinden uzaklaştıracak herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.

‘Gazetecilik Meslek Yasası’ olmaması sonucu olarak; siyaset-mafya-medya üçgeninde çirkin ilişkiler yaşanmaktadır.

Sektörde “adına gazeteci” diyen ama gazetecilik değil, kirli çıkar ilişkilerinin odağı olan insanlar basın mesleğini kirletmekte, toplumda güvenilirliğini düşürmektedir. Busözde gazeteciler, siyasetçilerle, iş insanlarıyla ve kanundışı kişilerle içli dışlı ilişkilere girmekte, rüşvet almakta, kişisel çıkarları uğruna basın mesleğinin onurunu ayaklar altına almaktan çekinmemektedir.

Gazetecilik mesleğinde bu çarpık durumu ortadan kaldırmak için, gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen “‘Gazetecilik Meslek Yasası" teknolojik gelişmeler de göz önüne alınıp günümüz koşullarına uygun olarak yeniden çıkarılmalıdır.

Böyle bir düzenleme fikir özgürlüğünü kısıtlayıcı değil, tam tersine haber alma özgürlüğünü gerçek anlamda hayata geçirmeyi sağlayıcı nitelikte olmalıdır.

Siyasetçilerin, bürokratların, hukukçuların ve basın meslek kuruluşu temsilcilerinin katılımıyla çalışma grupları oluşturularak Gazetecilik Meslek Yasası ülkemize kazandırılmalıdır.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Sektörümüzde yaşanan bir diğer sorun, Türk Ceza Kanunu ile Terörle Mücadele Yasası’nda yer alan ve darbe dönemlerinden bu yana değişmeyen basın özgürlüğünü kısıtlayıcı maddelerdir.

İfade ve basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır ve Türkiye’de demokratik yaşamın temel sorunu ne yazık ki basın ve ifade özgürlüğüdür. Halkın haber alma hürriyetinin işlerliği için, basın ve ifade özgürlüğü temel gerekliliktir. 

Avrupa Birliği uyum süreciyle başlayan yargı reformu kapsamında, hukuk ve ceza alanındaki temel kanunlarda değişiklikler yapılsa da, ifade ve basın özgürlüğü alanını kapsayan değişiklikler dilediğimiz düzeyde olmamıştır.

Demokratikleşme ve temel hak ve özgürlüklerin gelişmesi bakımından bu güne kadar yapılan tüm bu düzenleme ve iyileştirmelere rağmen ifade ve basın özgürlüğü konusunda hala mevzuattan ve uygulamadan kaynaklanan sorunlar yaşanmaktadır.Bu sorunlar yapılan düzenlemelerle zaman içerisinde kolaylıkla giderilebilir.

Türkiye’de insanımıza herhangi bir baskı ve müdahaleye maruz kalmadan, kendini meşru bir şekilde ifade edebilme hakkının evrensel ölçülerde tanınması ve sorunsuz bir şekilde uygulanması, toplumsal barış, hoşgörü, uzlaşı, ifade ve basın özgürlüğünün sorun olmaktan çıkarılmasıgerekmektedir.

İNTERNET BASINI / YASASI

Teknolojinin hızla gelişimi ve internet ağının hemen hemen her noktaya ulaşması ile birlikte, internet haberciliği büyük bir gelişim göstermiştir.

Sektörde istihdam sağlayan gazete ve televizyonlarla eşdeğer habercilik yapan kurumsal internet haber sitelerinin yanında, internet deyimiyle “kopyala yapıştır” kolaycılığından öteye gitmeyen haber siteleri de maalesef yer almaktadır.

Yasal boşluktan kaynaklanan sorunlar, her geçen gün daha da artmaktadır. İnternet medyasının gerek yayıncılık, gerekse Basın İlan Kurumu yardımları konusunda düzenlemeye ihtiyacı vardır.

İstihdam sağlayan, gerçek anlamda habercilik yapan ve kurumsallaşan internet haber siteleri, Basın İlan Kurumu’na ek kaynak bulunarak desteklenmelidir. Bu kurumlarda habercilik yapan meslektaşlarımız da yeni düzenleme yapılarak gazeteci sayılmalıdır.

Tıpkı gazetelerde olduğu gibi radyo televizyonlar ile internet haber siteleri için de 3D Kuralı hakim kılınmalıdır. Düzenleme, Denetleme ve Destekleme ile toplumun ihtiyacı olan tarafsız haberciliğin gerçekleşmesi sağlanırken, özel hayatın gizliliğinin ihlali, şantaj habercilik, cevap ve düzeltme haklarının korunması gibi sorunlu alanlara çözüm bulunacaktır.

Öte yandan cari açığa olumsuz katkı sağlayan ve uluslararası dijital platformlara ve sitelere akan milli kaynaklar da böylece vergilendirilebilecek, kontrol altına alınabilecektir.

Bu konuda kapsamlı bir “İnternet Yasası” veya “Sosyal Medya Yasası” hazırlıkları yapıldığı kamuoyunca bilinmesine karşın, basın meslek örgütleri ve basın kuruluşları konudan uzak tutulmakta, yasa taslağı TBMM’ye getirilmeden önce taraflar yasanın detayları konusunda bilgilendirilmemektedir.

Yıllardır beklenen, ancak detaylarına ilişkin açıklama yapılmayan İnternet Yasası, son dönemde gündeme gelen “sosyal medya” düzenlemesinin gölgesinde kalmamalı, internet ortamında faaliyet gösteren basın kuruluşlarının ve bu kurumlarda görev yapan meslektaşlarımızın sorunları zaman geçirilmeden çözümlenmelidir.

Sosyal medyaya yönelik yasa da çok dikkatli hazırlanmalı, ifade ve basın özgürlüğünü yasaklayıcı değil,  kişi hak ve özgürlüklerini savunan, yalan, iftira ve şantaja geçit vermeyen, bilgi kirliliğine yol açmayan nitelikte maddeler içermelidir.

BASINDA ÇALIŞMA KOŞULLARI

Gazetecilik mesleğinin özellikleri, çalışma koşullarının zorlukları, toplumsal işlevi, kamuoyu oluşturma gibi önemli bir hizmet görmesi ve bunu doğru ve kamuoyu yararına yapacak imkân ve güce sahip olabilmesi, kendine özgü özel bir yasal düzenlemeye ihtiyaç gösterdiğinden ”5953 sayılı kanun” çıkarılmıştır.

5953 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun kısa adı ile Basın İş Kanunu olarak da bilinir. Basın işkolunda “gazeteci” olarak çalışan kişiler ve işverenleri arasındaki ilişkiler ve çalışma koşulları Basın İş Kanunu ile düzenlenmiştir.

5953 Sayılı Basın İş Kanunu, Türkiye'de yayımlanan gazete ve süreli yayınlar ile haber ve fotoğraf ajanslarında fikir ve sanat işlerinde çalışan, 4857 Sayılı Kanun'daki işçi tarifinin dışında kalan meslektaşlarımıza ve bu meslektaşlarımızın işverenlerine uygulanmaktadır.

Yaklaşık 70 yıl önce, 20 Haziran 1952'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5953 sayılı kanunda, 1961 yılında kapsamlı bir değişikliğe gidilerek meslektaşlarımıza önemli kazanımlar sağlanmıştır. Yıpranma hakkından yıllık izinlere, tazminat hakkından fazla mesaiye kadar geniş bir yelpazedeki bu kazanımlar, aradan geçen süre içerinden bir bir değiştirilmiş ve birçoğu geri alınmıştır.

Bu yasanın günümüz koşullarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi sadece gazetecilerin değil, toplumumuzun bir ihtiyacı haline gelmiştir. Konfederasyonun bir diğer önceliği “5953 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun”un yeniden ele alınarak, elektronik medyayı da kapsayacak şekilde düzenlenmesi olmuştur.

5953 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun; Yıpranma hakkından yıllık izinlere, tazminat hakkından fazla mesaiye kadar geniş bir yelpazede ele alınarak, elektronik medyayı da kapsayacak şekilde güncellenmelidir.

Ayrıca; meslektaşlarımızın emeklilikte fiili hizmet süresi zammından yararlanabilmesi, “basın kartı” şartına bağlanmıştır. Gazetecilik mesleği basın kartı sahibi koşuluna bağlı olmadan yapılan ağır ve tehlikeli bir iş olarak kabul edilmeli, basın kartı sahibi ve çeşitli nedenlerle basın kartı alamayan gazetecilerin anayasal sosyal güvenlik hakkının sonucu olan fiili hizmet süresi zammı geri verilmelidir.

YETİŞMİŞ NİTELİKLİ İŞ GÜCÜ İHTİYACI

Günümüzde birçok üniversitenin “İletişim Fakültesi” bölümü olmasına ve her yıl binlerce mezun vermesine karşın, medya sektöründe yetişmiş nitelikli iş gücü ihtiyacı yaşanmaktadır.

Diğer meslek alanlarında olduğu gibi gazetecilik alanında da yetişmiş elemana ihtiyaç duyulmaktadır. 

Bunun nedeni, yıllarca mesleki eğitim alan üniversite mezunu gençlerin, ekonomik zorluklar nedeniyle ucuz işgücüne yönelen gazetelerce asgari ücretle çalıştırılmak istenmesidir. Bu medya kuruluşları çözümü, donanımlı personel yerine günü kurtaracak geçici çözümlerde aramaktadır.

Anadolu genelinde gazetecilik bilgisi başta olmak üzere, teknik ve ustalık gerektiren işlerde donanım sahibi eleman sayısı giderek azalmaktadır. 

Bu kapsamda ucuz işgücü talebi, kalitenin düşmesinde başrolü oynamaktadır. Bir taraftan İletişim Fakültesi mezunları yaygın-ulusal medyayı tercih ederken, diğer taraftan basın kuruluşları çeşitli nedenlerle nitelikli eleman çalıştırmaktan kaçınmaktadır. 

MESLEK ETİĞİ SORUNU

Medya sektöründe yaşanan sorunların bir diğeri mesleki etik değerlerdir. Haber etiği, basın etiği veya medya etiği şeklinde nitelenen bu sorun, kitle iletişim araçlarının işleyiş ve yapısına zarar vermektedir.

Yaygın ve yerel basında görülen etik sorunu, gazetecinin hak ve sorumluluklarından haber üretimine, ilan ve reklâm paylaşımından gazetecinin siyasetçilerle, ekonomik çevrelerle ve bürokratlarla ilişkisine kadar geniş bir yelpazede sektöre zarar vermektedir.

Oto sansür, haber hırsızlığı, basının tehdit ve şantaj unsuru olarak kullanılması, sahte kadrolar,medyanın pervasızca reklam, siyaset ve propaganda aracı olarak kullanılması önemli etik sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bunun yanında özdenetim, sahiplik yapısı, basın özgürlüğü ve çalışanlarla ilgili sorunlar, medya etiğinin en sorunlu başlıkları olarak öne çıkmaktadır.

Araştırmalar, etik sorunların eğitim ve ekonomi başlıklarını da kapsadığını ortaya koymaktadır.

Yaşanan tüm bu etik sorunlar, gazete ile okur ilişkisinde güven bunalımına neden olmuştur. Ne yazık ki günümüzde medya, en az güven duyulan kurumlar arasında yer almaktadır. 

BASIN KARTI SORUNU

Medya sektörü çalışanlarından kimlere basın kartı verileceğine ilişkin basın kartı düzenlemeleri, son dönemde özgür gazeteciliğin önündeki engellerden birini oluşturmaktadır.

Gazetecinin resmi kimlik kartı olarak kabul edilen basın kartının dağıtımında, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na dönüştürülmesiyle çeşitli kısıtlamalar ve sıkıntılar yaşanmaya başlanmıştır.

Kartı dağıtmakla görevli İletişim Başkanlığı,  kurulduğu 2018 yılında değiştirdiği Basın Kartı Yönetmeliği ile, özgür ve tarafsız basın meslek kuruluşlarını devre dışı bırakmış, yerine temsilciler atama yolunu tercih etmiştir.

İletişim Başkanlığı,  “Basın KartlarıYönetmeliği”ne karşı açılan davada, 30 Eylül 2021 tarihinde Danıştay’a savunma göndererek, “gazetecilik için basın kartının şart olmadığını” öne sürmüştür. Savunmada, “Gazetecilik faaliyetinde bulunmak için basın kartı sahibi olma zorunluluğu bulunmamaktadır.  Kişiler basın kartı sahibi olmaksızın da gazetecilik yapma ve fikirlerini ifade etme haklarına sahiptir.  Nitekim basın kartı sahibi olmayan pek çok basın mensubu bulunmaktadır.” denilmiştir.

Oysa basın kartı olmayan gazeteciler emeklilikte yıpranma payından yararlanamamakta, birçok organizasyona akredite olamamakta, sokakta görev yaparken güvenlik güçlerine basın kartlarını göstermek zorunda bırakılmakta ve yurt dışına çıkışlarında gri pasaport alamamaktadır.

TELEVİZYON YAYINCILIĞI VE SORUNLARI

Türkiye genelinde yerel, bölgesel ve ulusal yayın yapan televizyon kanallarının ortak sıkıntısı Turksat yayın ücretleri, RTÜK’e ödenen ücretler gibi diğer yayın mecralarında olmayan ücretlendirmeler nedeniyle girdi maliyetlerinin artmasıdır.

Özellikle yerel ve bölgesel yayın yapan televizyon kanalları büyük bir borç yükü altında kalmıştır. RTÜK Yasası günümüz koşullarına göre mutlaka yeniden ele alınmalı, RTÜK gelirlerinin bir bölümü, kurumsal yerel radyo ve televizyonlara destek olarak verilmelidir.

Yerel yayıncıların ödediği 10 yıllık yayın lisans bedeli de acilen düşürülmeli, yerel ve bölgesel yayıncıların gelirlerine uygun hale getirilmelidir.

Yerel yayıncılar açısından benzer sorunun yaşandığı TÜRKSAT yayın iletim ücreti de aynı çerçevede değerlendirilmeli ve miktarı acilen düşürülerek Türk Lirası üzerinden tahsil edilmelidir.

RTÜK üye seçimlerinin bir bölümü meslek örgütleri tarafından belirlenmelidir.

MEDYA’DA KORONAVİRÜS ETKİSİ

Medya kuruluşlarının, özellikle de yerel basının ilan ve reklam gelirleri, koronavirüs salgını ile birlikte kelimenin tam anlamıyla durmuştur. Basılı gazetelerin tiraj gelirleri de yüzde 60 ile yüzde 80’lere varan oranlarda gerilemiştir.

Bu süreçte firmalar reklamları tamamen durdururken, Basın İlan Kurumu üzerinden alınan resmi ilanlarda, icra ve ihale ilanlarının yayınlanmaması sonucu yüzde 90’lara varan oranlarda azalma yaşanmıştır.

İlan, reklam ve tiraj gelirlerinden mahrum kalan medya kuruluşları, basın çalışanlarının maaşlarının ödenmesi bir yana, zorunlu giderlerini ödeyemeyecek duruma gelmiştir.

Bu dönemde uygulamaya konan “kısa çalışma ödeneği”, bu ödenekten yararlanma olanağı bulunan kuruluşlar için ilk aşamada can suyu olmuştur. Ancak destekler çeşitlendirilerek devam etmelidir.

KISA VE UZUN VADELİ ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Kısa ve uzun vadede alınması ve belli bir eylem planı çerçevesinde yaşama geçirilmesi gereken önlemler:

1) Basın İlan Kurumu resmi ilanları yerel gazeteler için yaşamsal önem taşıyor. Ancak, Hükümet kanadının 12 temsilcisi atanmadığından, Kasım 2021 tarihi itibariyle Basın İlan Kurumu Genel Kurulu yaklaşık bir yıldır toplanamıyor. Genel Kurul en kısa sürede toplanmalıdır. Genel kurulun toplanamaması halinde de, hak kaybı yaşanmaması için yeni fiyat tarifesini BİK yönetim kurulu belirlemeli ve Cumhurbaşkanlığına sunmalıdır.

Artış kararı verilirken, dolar artışı ve enflasyon oranı dikkate alınarak fiyat yükseltilmeli, yeni fiyatlar yılbaşı itibariyle uygulanmalıdır. Bu konuda önerimiz, resmi ilan fiyat tarifesi sütun santim fiyatının satış sayısı 50 binin altındaki gazeteler için en az 30 TL olması, satışı 50 binin üzerinde olan gazeteler için de bunun paralelinde fiyat belirlenmelidir.

2) Acil önlemler kapsamında başta gazete kâğıdı olmak üzere sektörde kullanılan tüm sarf malzemelerinde KDV sıfırlanmalı, uzun vadede Türkiye kâğıtta dışa bağımlılıktan kurtulmalı ve SEKA gibi kâğıt fabrikaları yeniden kurulmalıdır.

3) Medya sektöründe faaliyet gösteren gazete, televizyon, radyo ve kurumsal internet haber siteleri için kamu bankalarınca “kredi” sağlanmalı. Medya kuruluşlarına banka sicil durumuna bakılmaksızın faizsiz kredi verilmelidir. Ayrıca KOSGEB, İŞKUR veya Hazine tarafından zor durumdaki medya kuruluşlarına hibe verilmelidir.

4) Medya kuruluşlarının birikmiş SGK ile diğer vergilerinde indirim yapılmalı, indirim sonrası hesaplanacak borç taksitlendirilmelidir.

5) Gazete, televizyon, radyo ve kurumsal internet haber sitelerinde görev yapan basın çalışanlarına ve diğer basın kartı sahibi gazetecilere faizsiz kredi verilmelidir.

6) Yargı Paketi kapsamında TBMM’de yapılan değişiklik geri alınmalı, icra ve iflas ilanlarının eskiden olduğu gibi tam kapsamlı yayınlanması ve icra müdürlerinin keyfiyetine bırakılmaması için Adalet Bakanlığınca genelge yayınlanmalı ve ardından yasal düzenleme yapılmalıdır. Yapılacak düzenleme ile Kamu İhale Mevzuatı’nda olduğu gibi eşik değerler sistemi getirilerek, bu alandaki gri alanlar ortadan kaldırılmalı, icralık vatandaş ile gazetelerin ortak menfaatine bir sistem hayata geçirilmelidir.

7) Televizyon kuruluşlarından alınan uydu bedellerinde indirim yapılarak TL’ye çevrilmeli, taksitlendirilmeli, RTÜK payları düşürülerek, bir süre alınmamalıdır. Zorunlu yayınlanan kamu spotları ücretlendirilmelidir.

8) Yerel basın kuruluşları, belediyeler ve kamu kurumları tarafından ilan ve reklamlarla desteklenmeli; THY, Vakıfbank, Ziraat Bankası ve kamu ilanları yerel medyaya yönlendirilmeli, ayrıca bakanlıklar ücretli Kamu Spotu ve zorunlu yayın desteği vermeli. Bu kapsamda, yerel yönetimlerin meclis tutanaklarının tüm il ve ilçelerde yerel gazetelerde yayınlanması sağlanmalıdır.

9) Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde yer alan tasarruf tedbirleri kapsamında kamu kurumlarına getirilen yerel basına abone olunmama uygulamasına son verilmeli, reklam ve ilan verme kısıtlaması kaldırılmalıdır.

10) Ülkemizde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının ve meslek örgütlerinin Genel Kurul ilanları ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun çağrı ilanları, eskisi gibi zorunlu olarak yerel gazetelerde yayınlanmalıdır. Bu düzenleme, tek başına yerel basına can suyu olacak ve önemli bir gelir sağlayacaktır.

14) Tüm RTÜK ödemeleri en az bir yıl ötelenmeli, mevcut borçların faizleri sıfırlanarak 72 aya varan vade ile yapılandırılmalıdır.

16) Gazete, radyo-televizyonlar ya da dijital mecra ayırımı yapılmaksızın tüm medya sektörünün sarf malzemelerinde KDV sıfırlanmalıdır.

17) Gazete, radyo-televizyonlar ya da dijital mecra ayırımı yapılmaksızın tüm medya sektörüne indirimli enerji desteği sağlanmalıdır.

18) Kalkınma Ajansları destekleri açısından medya kuruluşları sivil toplum örgütü statüsünde değerlendirilmelidir. Böylece ajansların vereceği destek dilimi artırılmalıdır.

19) Basın Kartları Komisyonu, 2 ayda bir ve yılda 6 kez toplanmalıdır. Malum olduğu üzere İletişim Fakültesi mezunları 6 ayda basın kartı alma hakkına sahiptir. Aylarca toplanmayan komisyonlar yüzünden gerek bu fakülte mezunu gerekse diğer meslek mensupları hak kaybına uğramaktadır.

20) Basın Kartları Yönetmeliği’nde maddi hatalar yüzünden süre kayıplarının önüne geçecek düzenleme yapılmalıdır. Örneğin SGK numarasında sehven bir hata yapılmış ise bekleme süreleri başa döndürülmektedir ki bu kabul edilemez. Böylece kusur ile esasa dönük hata ayırımı hayata geçirilmelidir.

21) Medya Sektörü’nün içinde bulunduğu sorunların kısa, orta ve uzun vadede çözümüne dönük Acil Önlem Paketi açıklanmalıdır. Paket içeriğine ilişkin sektörün ve üniversitelerin de içinde bulunduğu bir Şura toplanmalıdır.

22) Gazeteler, radyo-televizyonlar ile internet sitelerinin 3D esasına göre ele alındığı bir sistem oluşturulmalı, İlan Kurumu tesis edilmeli, Hazine, KOSGEB, İŞKUR ve Kalkınma Ajansı Destekleri 17. Madde uyarınca ele alınmalıdır.

SONUÇ

Son çeyrek asırda ekonomik, siyasi ve teknolojik gelişmelerden yakından etkilenen medya sektörü önemli bir değişim ve dönüşüm sürecine girmiş, ancak bu sürecin getirdiği karmaşık ve birbirini etkileyen sorunlar çözümsüz kalmıştır.

Günümüzde Medya Sektörü, ekonomik sorunların yanı sıra yasal düzenleme eksiklikleri, basın özgürlüğü, yetişmiş eleman sıkıntısı, teknik altyapı, istihdam ve etik gibi sorunlarla karşı karşıyadır.

Bu sorunlar tek bir kişi veya kurumun tek başına çözüm üreteceği basitlikte olmayıp, toplumumuzu oluşturan tüm tarafların desteği ve çabasıyla ele alınacak kapsamdadır.

Önerimiz; siyasetçilerden, hukukçulardan, bürokratlardan, akademisyenlerden, medya kuruluşlarından ve basın meslek örgütlerinden temsilcilerin bir araya gelmesi, ortak akıl oluşturulmasını amaçlayan toplantılarda konuları bütün detaylarıyla ele alması, çözüm önerileri üretilmesi ve bu önerilerin gerekli yasal düzenlemelerle Türkiye'ye kazandırılmasıdır.” dedi.

16 Ara 2021 - 16:07 - Medya

urfanatik.com son bir ayda 2.143.011 kez ziyaret edildi.



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Urfanatik Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Urfanatik Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Urfanatik Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Urfanatik Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Bugün Cumhurbaşkanlığı seçimi olsa kime oy verirdiniz?