Köşebaşı oyunu: Eski Urfa milletvekili olduğunu biliyor muydunuz?

Türk Edebiyatının tanınmış isimlerinden Ahmet Kutsi Tecer'in en önemli oyunlarından biri olan Köşebaşı eseri son günlerde sıkça araştırılan konular arasında. Peki Tecer kimdir?

Büyütmek için resme tıklayın

Türk Edebiyatının tanınmış isimlerinden Ahmet Kutsi Tecer, yazdığı oyun ve şiirleriyle tanınan bir isim. Tecer'in en önemli oyunlarından biri olan Köşebaşı eseri son günlerde sıkça araştırılan eserlerden. Köşebaşı eseri ve Ahmet Kutsi Tecer hakkında bilinmeyenler. 

"KÖŞEBAŞI OYUNU"

Köşebaşı, bir prolog, üç perde ve bir epilogtan oluşan tiyatro oyunudur. 1947 yılında sahnelenen oyun, Tecer'in en önemli oyunu sayılmaktadır. Aynı yıl içinde kitap olarak da yayınlanan oyun, Rüstempaşa'da üç yol ağzının meydana getirdiği bir köşe başında geçen olayları ele almaktadır. 24 saat içinde meydana gelen olaylar Macit Bey meselesi üzerinde/etrafında gelişmektedir.

AHMET KUTSİ TUNCER KİMDİR?

Ahmet Kutsi Tecer, 4 Eylül 1901'de Kudüs'te dünyaya gelen Türk öğretmen, şair, oyun yazarı, siyasetçidir. Halk kültürü alanında çalışmaları ile tanınır. Çalışmaları, Karacaoğlan ve Yunus Emre'nin hayatına ışık tutmuştur. Ünlü halk şairi Aşık Veysel'i Türkiye'ye tanıtan, halk müziği derlemecisi Muzaffer Sarısözen'i keşfeden kişidir.1930'larda adını şiir alanında duyuran edebiyatçının en çok bilinen eseri, Münir Ceyhan tarafından bir okul şarkısı haline getirilen Orada Bir Köy Var Uzakta adlı şiirdir. Tecer, şairliğinin yanı sıra kaynağını yerli ve millî unsurlardan alan tiyatro eserleri vermiş bir oyun yazarıdır.

"ESKİ URFA MİLLETVEKİLİ"

VI. dönem Seyhan, VII. Dönem Şanlıurfa milletvekili olarak TBMM'de görev yapmıştır.1901'de Kudüs'te dünyaya geldi. Babası, o dünyaya geldiği sırada Kudüs Düyun-u Umumiyesi müdürü olan Abdurrahman Bey, annesi Hatice Hanım'dır. Aile, Eğin'e bağlı Apçağa köyündendir. Ahmed Kutsî, dört çocuklu ailenin en küçüğüydü. Asıl adı Ahmet'tir. "Kudsi" adı, doğum yeri Kudüs'ten ötürü kendisine verilmiştir.

ÖĞRENİM HAYATI

Ahmet Kutsi Tecer, ilk öğrenimine Kudüs'te Frères des écoles chrétiennes okulunda başladı. Babasının tayini nedeniyle ailesinin taşındığı Kırklareli'nde ilk ve ortaöğrenimini tamamladıktan sonra liseyi İstanbul'da Kadıköy Sultanisi'nde ücretsiz yatılı olarak okudu. Liseden sonra iki yıllık Halkalı Ziraat Yüksek Okulu'nu bitirdi (1922). Ardından Yüksek Öğretmen Okulu imtihanını kazanarak iki yıl Darülfünun'un Felsefe Bölümü'ne devam etti. Öğrencilik yıllarında çekirdeğini bazı Darülfünun hocaları ve öğrencilerinin oluşturduğu Dergâh dergisi çevresindeki aydın gruba katılan Tecer'în bazı şiirleri Dergâh dergisinde yayınlandı.1925'te Darülfünun'daki öğrenimine ara vererek Yüksek Öğretmen Okulu bursuyla biyoloji öğrenimi için Fransa'ya gitti ancak Sorbonne Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde felsefe derslerini takip etti Fransa'da bulunduğu 1925-1927 yıllarında Paris Millî Kütüphanesi'nde araştırma yapma imkânı buldu. Kütüphanede Cezayir Halk Şairleri yazmalarını bularak Türk halk edebiyatının bilinmeyen bir yönünü ortaya çıkardı. Paris'teki hayatını "Paris Acıları" adlı şiirinde yansıttı.1928 yılında yurda geri dönen Ahmet Kutsi, araştırmalarını Halk Bilgisi Derneği'nin çıkardığı Halk Bilgisi Mecmuası'nda yazılar yayımladı. 1929'da Darülfunun'dan mezun oldu.

Öğretmenlik yaşamı ve Sivas'ta halk kültürü çalışmaları

Sivas Lisesi'ne edebiyat öğretmeni olarak atanması üzerine gittiği Sivas şehrinde dört yıl kadar kaldı. Çalıştığı okulda Toplantı adıyla bir öğrenci dergisi çıkaran şair, arkadaşları Vehbi Cem ve Muzaffer Bey ile birlikte 5-7 Kasım 1931'de Halk Şairleri Bayramı 'nı gerçekleştirdi; şenlikler sırasında yapılan yarışmada birinci gelen Aşık Veysel ile dostluğu başladı. Aşık Veysel'in yanı sıra, Suzani, Ruhsati, Mesleki, Talebi, Karslı Mehmet gibi halk şairlerinin tanıtılması için çalıştı. Halk Şairlerini Koruma Derneği' kurarak halk müziğinin tanınması, okula ve radyoya girmesi için çalıştı.1932 yılında Sivas Maarif Müdürlüğü'ne atandı ve aynı okulda Fransızca dersler verdi. Ayrıca Kız Muallim Mektebi ve Kız Meslek Lisesi'nde de edebiyat öğretmenliği yaptı. Sivas Halkevi'nin başına geçti, çevrede Halk Odaları'nın açılmasına önayak oldu. Yörenin halk bilimi unsurlarını araştıran Ahmet Kutsi Bey, şiirlerini "Şiirler"(1932) adlı kitabında topladı. Soyadı Kanunu çıktığında Sivas'ın Deliktaş Köyü'nden Ruhsati'nin bir şiirinde geçen Tecer Dağı'nın adını soyadı olarak seçti.

Bürokrasi ve siyaset yaşamı

Tecer, 1934'te Millî Eğitim Bakanlığı'nda Yükseköğrenim şube müdürü olarak atandı ve bu görevde 5 yıl kaldı. Bir yandan da Gazi Eğitim Enstitüsü'nün kompozisyon, Gazi Lisesi'nin felsefe derslerine girdi. Devlet Konservatuarı'nın kuruluşunu hazırlayanlar arasında yer aldı. 1937 yılında öğretmen Meliha Hanım ile evlendi, bu evlilikten iki çocuğu oldu.1938'de Yükseköğrenim Genel Müdürü olarak atanan Tecer, arkadaşı Muzaffer Sarısözen'in Ankara Devlet Konservatuvarı Folklor Arşivi Şefliğine tayinini sağlayıp, halk müziği derlemeleri yapmasına yardımcı oldu.1942'de Talim ve Terbiye Kurulu üyeliğine atanan Tecer, ardından VI. dönem Adana (ara seçim) ve VII. Dönem Urfa milletvekili olarak TBMM'de yer aldı. Milletvekilliği sırasında kültür ağırlıklı siyasi çalışmalarda bulundu ve Halk Evleri Şenliği'ni düzenledi.

Ülkü mecmuası

Milletvekili Ahmet Kudsi Tecer, 1941-1945 yılları arasında Ülkü mecmuasının ve Halkevleri'nin yönetimini üstlendi. Halkevleri'nin yayın organı olan bu mecmua, cumhuriyet ideolojisini yaymak için 1933'ten beri çıkarılmakta idi. Ülkü, Ahmet Kutsi Tecer'in idarecisi olduğu dönemde 15 günde bir yayımlandı. Fikir ve sanat hareketlerine yer verilen, kitap ve dergi tanıtımı yapılan dergide Âşık Veysel, Ali İzzet Özkan gibi âşıkların yurt genelinde tanıtılmasına yönelik çalışmalar vardı. Bu dönemde Tecer'in yazıları ve şiirleri Ülkü'de, zaman zaman da Yücel dergisinde ve Ulus gazetesinde çıktı. Bu yıllarda köy temsilcileri ile ilgilendi, köy tiyatrosunu inceledi ve Koç yiğit Köroğlu oyununu yazdı.

Kültür Ateşeliği ve UNESCO

Tecer, 1947-1951 yılları arasında Paris Kültür Ataşesi ve Öğrenci Müfettişi olarak görevlendirildi. Bu dönemde Paris'te müzik eğitimi için bulunan "harika çocuk" İdil Biret ile de ilgilendi.1948 yılında Ankara'da kurulan geçici UNESCO Komitesi'nde görevlendirilen Tecer, 1950'de UNESCO Yürütme Komitesi'nde Türk delege olarak yer aldı. UNESCO topluluğu içinde Türk kültürünün gelişmesine hizmet etti.

Türkiye'ye dönüşü

Türkiye'ye döndükten sonra 1953 yılında İstanbul Belediye Konservatuarı'nda Türk tarihi ve geleneksel tiyatro, Galatasaray Lisesi'nde edebiyat dersleri verdi. 1955 yılında kurulan Türk Halk Oyunlarını Yaşatma ve Yayma Tesisi ile yine aynı yıl kurulan Türk Halk Sanatları ve Ananeleri Tetkik Cemiyeti İstanbul şubesinin (günümüzdeki adı Folklor Araştırmaları Kurumu) kurucu üyeliklerini yaptı. Türk Dil Kurumu'nun da üyesi oldu.1957-1966 yılları arasında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nde estetik, Gazetecilik Enstitüsü'nde halk edebiyatı dersleri verdi. 1960'lı yıllarda İstanbul Radyosu'nda yayıncılara ders verdi. İstanbul Eğitim Enstitüsü Öğretmeni iken 1966 yılında emekli oldu.

Ölümü

Tecer, 23 Temmuz 1967 tarihinin pazar gecesi Vakıf Gureba Hastanesi'nde öldü. Cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.

18 Nis 2021 - 09:05 - Kültür Sanat

urfanatik.com son bir ayda 1.089.808 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Urfanatik Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Urfanatik Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Urfanatik Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Urfanatik Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Elektrik faturanız ne kadar geliyor?