Urfa barosunda açıklama: Vazgeçmiyoruz

Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Komisyonu, İstanbul sözleşmesi ile ilgili basın açıklaması düzenledi.

Emine Albayrak
Emine Albayrak Tüm Haberleri
+2
Video için play'e tıklayın

İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen "Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin" Cumhurbaşkanı kararı ile geçtiğimiz günlerde Türkiye bakımından feshedilmesi üzerine Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Komisyonu basın açıklaması düzenlendi. Basın açıklaması il binası önünde gerçekleşirken açıklamayı ise Nahide Polat Aslan yaptı.

“KILAVUZLUK EDEN ULUSLARARASI BİR SÖZLEŞMEDİR”

“Avrupa Konseyinin "Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi" bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi 2011 yılında Türkiye tarafından kabul edilmiştir. Türkiye bu sözleşmeyi ilk imzalayan ve onaylayan ülkedir. İstanbul Sözleşmesi, şiddetin önlenmesi ve şiddet mağdurlarının korunması için devletlere yol haritası çizen ve atılması gereken somut adımlar konusunda kılavuzluk eden uluslararası bir sözleşmedir.

“TARAF DEVLET KADINI KORUMAKLA YÜKÜMLÜDÜR”

Taraf devletlerden beklenen öncelikli olarak kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak; şiddet mağduruna ve failine karşı destek politikaları oluşturmaktır. Sözleşme kapsamında taraf devletlerin tüm ilgili organlar, kurumlar ve örgütlerle iş birliği içerisinde olması ve koordinasyon biriminin kurulması öngörülmektedir. Bunun yanında kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak da sözleşmenin amaçları arasındadır. Sözleşmeye göre taraf devletlerin şiddetle mücadele etmek için yeterli düzeyde mali kaynak ve insan kaynağı tahsis etmesi gerekmektedir. Taraf devlet kadını korumakla yükümlüdür.

“MECLİS KARARI DIŞINDA KALDIRILABİLMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR”

İstanbul Sözleşmesi’nin bir gece yarısı Cumhurbaşkanı kararı ile feshedilmesi, yürütmenin yasamayı gasp etmesidir. İstanbul Sözleşmesi Anayasa‘nın 90. Maddesine göre TBMM tarafından kabul edilmiş onaylanmış bir kanun niteliğinde olup, meclis kararı dışında kaldırılabilmesi mümkün değildir. Ayrıca Anayasanın 104. Maddesine göre Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez.. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. İstanbul Sözleşmesinde güvence altına alınan haklar vazgeçilmez ve doğuştan gelen haklarımız olduğundan hak ve özgürlüklerimizin bu yolla sınırlandırılması mümkün değildir. Bu karar hukuken yok hükmündedir. Yine İstanbul Sözleşmesi'nin 80. maddesinde taraf devletin sözleşmeden geri çekilmesine ilişkin bildirim usulü ve bildirimin ne zaman yürürlüğe gireceği ayrıca düzenlenmiştir.Taraflardan herhangi biri, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir bildirimle, herhangi bir zaman bu Sözleşmeyi feshedebilir. Sözleşmenin feshi, konuya ilişkin bildirimin Genel Sekretere ulaştırıldığı tarihten itibaren üç aylık sürenin bitimini izleyen ayın birinci gününde yürürlüğe girecektir. Dolayısıyla çok taraflı bir uluslararası anlaşma iç hukukta nasıl yürürlüğe girdiyse buna paralel bir usülle geri alınmalıdır. Bu şekilde sözleşmenin feshi mümkün değildir. Kadını koruyan uluslararası bir sözleşmenin kaldırılması başlı başına büyük bir hatayken tamamen usule aykırı olarak Cumhurbaşkanlığı tasarrufu ile kaldırılması, yasama organının ve bir bütün olarak hukukun ve ilkelerinin hiçe sayılmasıdır.

“ŞİDDET EYLEMLERİNİN FAİLLERİNİ PSİKOLOJİK OLARAK CESARETLENDİRECEK”

İstanbul Sözleşmesi, kadınların her türlü şiddet ve ayrımcılıktan korunması, toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesine dayalı uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmaya dayanan bir sözleşmedir. Kadınların can güvenliğini sağlamak, kadın mücadelesinin kazanımlarını geliştirmek, eşit ve adil bir toplum kurgulamak siyasi iktidarların sorumluluğundadır. Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet ülkemizin ve tüm dünyanın en önemli meselelerinden biri iken, şiddetle mücadelenin hukuki temellerini zayıflatacak, şiddet eylemlerinin faillerini psikolojik olarak cesaretlendirecek, mağdurlarına ise korunmasızlık hissi verecek bu çekilme insan haklarının etkin biçimde korunması açısından da büyük bir sorun teşkil etmektedir.

“SÖZLEŞMEDEN ÇEKİLMEYİ ASLA VE ASLA KABUL ETMİYORUZ”

İstanbul Sözleşmesine karşı olmak kadına yönelik şiddete ortak olmak, toplumsal cinsiyet eşitliğini yok saymak ve kadınların yaşamına, haklarına, kazanımlarına karşı olmaktır. Kadın cinayetleri politiktir, yaşamın her alanında kadın mücadelesi ve kadın dayanışması ile eşit ve özgür bir toplumu hep beraber inşa edeceğiz. Kadın kazanımlarını geri götürecek, kadının insan haklarının ihlaline yol açacak, kadını özgür birey olmaktan uzaklaştırıp ayrımcılığa muhatap hale getirecek, kadının kazanılmış yasal haklarını zedeleyecek hiç bir girişimi kabul etmiyoruz. İstanbul Sözleşmesini kendisine bir tehdit olarak gören siyasi iktidarın baskıcı ve ataerkil isteklerine teslim olmayacağız. Meşruiyeti bulunmayan bu kararı tanımıyoruz, tanımayacağız. Sözleşmeden çekilmeyi asla ve asla kabul etmiyoruz. Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Merkezi  olarak hukuksuz bir şekilde alınan fesih kararından ivedilikle dönülmesi gerektiğini, kadın hak ve mücadelesinin birer parçası olan İstanbul Sözleşmesini savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.”

22 Mar 2021 - 12:04 - Gündem

Muhabir Emine Albayrak

urfanatik.com son bir ayda 1.174.699 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Urfanatik Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Urfanatik Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Urfanatik Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Urfanatik Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

afatsum - Şunu gerçekten anlamıyorum bu sözleşme olmasa devlet kadınları korumayacak mı? Nasıl hukukçusunuz çözüm her zaman sıfır arkadaş talep edeceksin bunu iptal ettin o zaman kendi kanunumuzu yapalım diyeceksin bunları talep ediyoruz diyeceksiniz,Kıbrıs ta bedavadan hukuk okursan sonucu bu olur

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Mart 08:42
03

Osman Özel - hele şunlara bak şunlara avukat demeye insanın dili varmıyor bunların hepsi lbgt savunucusu devlet bunların diplomasını iptal etmeli devlet baskısı tepelerinde olacakki adam olsunlar...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Mart 18:20
02

Serdar - ne gariptirki istatistiklere bakılırsa bu sözleşmeden sonra her yıl şiddet artmış bunun kadını koruduğunu neye dayanarak baro ısrar ediyor acaba

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 22 Mart 12:57
01

Mehmet Bey - Ne yaptıysa bu sözleşme yüzünden kadına şiddet arttı. Bunu farkedemeyen kadın avukatların gözü kör olmuş. Bu sözleşmenin asıl amacı aile kurumunu bitirmek. Niye bunu anlamıyorlar?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 22 Mart 12:39



Anket Elektrik faturanız ne kadar geliyor?