Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Türkiye’nin doğurganlık hızına dikkat çekti. Açıklamalarını paylaşmış olduğu verilerle destekleyen Prof. Dr. Afyoncu, doğum kontrol sistemi ile Türk nüfusunun azaltıldığını öne sürdü.
Ege ve Marmara bölgelerinde çocuk sayısının azaldığını ve İç Anadolu ile Karadeniz bölgelerinde doğurganlık hızının muhafaza ettiğini kaydeden Prof. Dr. Afyoncu, doğurganlık hızının 1965 yılındaki nüfus planlaması uygulamasının başlamasının ardından düşüşe geçtiğini kaydetti.
TÜRKİYE BULGARİSTAN’IN GERİSİNDE
Prof. Dr. Afyoncu, doğurganlık hızı olarak Türkiye’nin Bulgaristan’ın bile gerisinde olduğunu belirterek; Şanlıurfa, Van, Şırnak, Mardin, Muş, Siirt, Diyarbakır, Batman, Ağrı ve Gaziantep gibi iller sayesinde doğurganlık hızının 1’in altına inmediğini öne sürdü.
“KABUSA DOĞRU GİDİYOR”
Türkiye’nin nüfus bakımından kabusa doğru gittiğini belirten Prof. Dr. Afyoncu, şunları kaydetti:
“Türkiye nüfus meselesinde bir kâbusa doğru gidiyor. Nüfus artış hızımız durma noktasına geldi. Şu anda Türkiye'nin en önemli sorunu nüfustur. Böyle giderse Türkiye ne olur? Ben açık ve net söyleyeyim; Anadolu'da yaşlı bir Türk nüfusu olur. Tarım başta olmak üzere hiçbir alanda çalışacak işgücü üretemeyiz. Kendisini toparlayamazsa da bu topraklardaki yaşama kabiliyetini kaybeder. Bu çok ciddi bir risk. Gerçek bir beka sorunu. Ben bunu 10 yıldır söylüyorum, yazıyorum. Bu birçoğumuzun farkedemediği, savaştan bile daha önemli bir tehdit.”
OSMANLI İMPARATORLUĞU NEDEN KAYBEDİLDİ?
Osmanlı İmparatorluğu döneminde savaşların ve imparatorluğun neden kaybedildiğini nüfusla ilişkilendiren Prof. Dr. Afyoncu, şunları ifade etti:
“Osmanlı İmparatorluğu’nun son asırlarında da nüfusumuz artmamış, bu yüzden savaşları ve bir imparatorluğu kaybetmiştik. Prut Savaşı'nda Rusları yendik. 1711'de biz Rusları yenerken bizim nüfusumuz 30 milyondu, Rusların nüfusu 16 milyondu. Osmanlı 140 bin asker çıkardı, Ruslar 60 bin asker çıkardı. 93 harbi dediğimiz, 1877-78 savaşında Ruslar 100 milyona ulaşmıştı, Osmanlı 26 milyondu. Ruslar 800 bin kişilik asker çıkardılar, biz 300 bin. 1. Dünya Savaşı'na geldiğimizde Rusya 175 milyona ulaştı, biz 22 milyonduk. Ruslar 11 milyonluk ordu çıkardı biz 2 milyon 750 bin.”
“ATATÜRK’ÜN EN BÜYÜK AMAÇLARINDAN BİRİYDİ”
Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük amaçlarından birinin nüfusu artırmak olduğunu kaydeden Prof. Dr. Afyoncu, açıklamasına şu şekilde devam etti:
“Cumhuriyet kurulduğu zaman Atatürk'ün en büyük amaçlarından biri Türkiye'nin nüfusunu artırmaktı. 13 milyona düşmüştük. Çok çocuklu aile yapısı teşvik edildi. İzlenen siyaset sayesinde başarılı olundu. Türkiye 1960'lara kadar bu politikayla geldi. 1965'te çok yanlış bir şey yapıldı. 1965'te kabul edilen 557 sayılı Nüfus Planlaması Hakkındaki Kanun, Türkiye'deki nüfus politikalarında bir dönüm noktası oldu. Yıllarca nüfus planlaması yapıp çocuk sayısının azlığını teşvik ederek nüfus artış hızımızı düşürdük. Hep kendimizi mukayese ettiğimiz Avrupa ile bu konuda hiç karşılaştırma yapmadık ve Avrupa'nın durumuna gelebileceğimizi hiç hesaplamadık. Batı ülkelerinin nüfus yoğunluklarının bizim ülkemizden dört-beş misli gazla olmasına rağmen Avrupalıların nüfus planlaması yapmayıp yeni doğumları teşvik ettiklerini görmezden geldik.”
“DOĞUM KONTROLÜ SİSTEMİYLE NÜFUSU AZALTTILAR”
Doğum kontrol sisteminin nüfus üzerindeki etkisine de değinen Prof. Dr. Afyoncu, şunları belirtti:
“Doğum kontrolü sistemiyle Türk nüfusunu azalttılar. Bu tarihimizdeki en büyük yanlış işlerimizden biridir. Anadolu'nun batısında nüfus artış hızı düştü. Ege ve Marmara bölgelerinde çocuk sayısı azaldı. İç Anadolu ve Karadeniz doğurganlık hızını bir süre muhafaza etti. Fakat somunda bu iki bölgemizde de doğurganlık hızımız azaldı.
Doğurganlık hızımız 1945'te 6.9, 1960'ta 6.38 çocuk iken, 1965'teki nüfus planlaması uygulamasının başlamasından sonra 1978'de 4.3, 1983'te 4, 1993'te 2.7, 2001'de 2.38, 2023'te ise 1.51 çocuğa kadar düştü. Büyük şehirlerde bu durum 1'e kadar iniyor”
“ÇOK KRİTİK BİR DURUMA GELDİK”
Felaketin kapıya dayandığını öne süren Prof. Dr. Afyoncu, cümlelerini şu şekilde noktaladı:
“Doğurganlık hızında Bulgaristan'ın bile gerisindeyiz. Nüfusun yenilenme düzeyi olan 2.1'in çok altında kaldık. Şanlıurfa, Van, Şırnak, Mardin, Muş, Siirt, Diyarbakır, Batman, Ağrı ve Gaziantep gibi doğurganlık hızı yüksek illerimiz olmasa doğurganlık hızımız 1 çocuğa kadar inecek.
Sonunda felaket kapıya dayandı. Çok kritik bir duruma geldik. Genç nüfusumuz var derken ortanca yaşın ağırlıklı olduğu bir nüfus yapısına sahip olduk. Eğer ciddi tedbirler alıp doğurganlık hızımızı en az 2.1'de tutamazsak Avrupa gibi yaşlı nüfus ağırlıklı bir ülke olmaya doğru gidiyoruz.”