17. yüzyılda Osmanlı coğrafyasını karış karış gezen Evliya Çelebi, birçok şehir görmesine rağmen Urfa’ya ayrı bir gönül bağıyla yaklaşmıştı. Seyahatname’sindeki satırlar, bugün hala Şanlıurfa’nın ruhunu en canlı şekilde anlatan kaynaklar arasında yer alıyor.
REHAVİ MAKAMI: URFA’DAN AVRUPA’YA UZANAN BİR SES
Evliya Çelebi’nin dikkat çektiği en ilginç detaylardan biri, Urfa’dan ilham alan “Rehavi” makamıydı. Bu makam öylesine etkileyici bir tınıya sahipti ki, Evliya’nın anlatımına göre Venedik’te papazlar ayin sırasında dahi Rehavi makamında ilahiler okuyordu.
Şanlıurfa’nın müzik kültüründen doğan bir sesin Avrupa’ya kadar ulaşması, kentin tarih boyunca ne kadar güçlü bir kültürel etki alanına sahip olduğunun en çarpıcı göstergesi.
DİKİLİTAŞ VE FIRAT’IN GÖLGESİNDE URFA’NIN İZLERİ
Evliya Çelebi’nin aktardığı bir diğer önemli bilgi ise İstanbul’un kalbinde yer alan ve Mısır’dan getirilen dünya ünlü dikilitaşla ilgiliydi. Ona göre Sultanahmet Meydanı’nda yükselen bu taş, Firavun Tutmosis’in Fırat’ı geçişinin anısına dikilmişti.
Evliya Çelebi’nin satırları, Urfa’nın yalnızca bir şehir olmadığını sesiyle, kültürüyle ve tarihiyle başka medeniyetlere ruh veren bir merkez olduğunu gösteriyor. Rehavi makamının Avrupa’da yankılanması da, Fırat’ın İstanbul’un anıtlarına ilham vermesi de bu büyük kültürel mirasın parçaları.