Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü tarafından paylaşılan verilere göre Ege Denizi'nde sabah saatlerinde bir sarsıntı kaydedildi. Yapılan ölçümlerde depremin büyüklüğü 4.1 olarak belirlendi.
SARSINTININ DERİNLİĞİ 10.4 KİLOMETRE
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü sarsıntının merkez üssünü Ege Denizi olarak raporladı. Elde edilen veriler doğrultusunda depremin yerin 10.4 kilometre derinliğinde gerçekleştiği tespit edildi. Sabah saatlerinde yaşanan deprem bölgedeki sismik hareketliliği takip eden enstitü kayıtlarına anlık olarak yansıdı.
KANDİLLİ RASATHANESİ VERİLERİ PAYLAŞTI
Enstitü tarafından alınan sismik veriler, bölgedeki sarsıntının detaylarını kamuoyuna sundu. Ege Denizi odaklı gerçekleşen 4.1 büyüklüğündeki depremle ilgili teknik detaylar incelenmeye devam ederken, enstitü kaynakları derinlik bilgisini 10.4 km olarak teyit etti. Söz konusu sarsıntı Kandilli Rasathanesi'nin bölgedeki ölçüm ağları vasıtasıyla sabah saatlerinde kaydedilen en güncel veri olarak kayıtlara geçti.
FAY HATLARI ÜZERİNDEKİ SİSMİK BİRİKİM
Dünya’nın dış katmanı olan litosfer, tek parça bir yapıdan oluşmuyor; aksine yapboz parçaları gibi birbirine geçen levhalardan meydana geliyor. Bu levhalar, magmanın üzerindeki akışkan hareketlerle birbirine yaklaşıyor, uzaklaşıyor ya da yan yana kayıyor. Hareket esnasında pürüzlü yüzeyler birbirine takıldığında enerji hapsoluyor. Yıllarca sürebilen bu bekleyiş, fay hattının en zayıf noktasından kopmasıyla son buluyor. Odak noktası denilen bu merkezden çıkan sismik dalgalar, su yüzeyine atılan bir taşın yarattığı halkalar gibi çevreye yayılıyor.
SARSINTININ YÜZEYE ULAŞTIĞI NOKTA: EPİSANTR
Depremin yer altındaki başlangıç noktasına odak (hiposantr), bu noktanın tam üzerinde yer alan yeryüzü bölgesine ise merkez üssü (episantr) deniliyor. Sarsıntının en şiddetli hissedildiği ve hasarın genellikle en yoğun olduğu yer bu merkez üssüdür. Depremin büyüklüğü, kırılan fayın uzunluğu ve ortaya çıkan enerjinin miktarıyla ölçülürken; şiddeti ise yapılar ve insanlar üzerindeki etkisiyle belirleniyor. Sismograflar tarafından kaydedilen bu veriler, yer kabuğunun altındaki hareketliliğin haritasını çıkarıyor.