Bir Salanın ardından

Abone Ol

Ne garip değil mi? Daha geçen hafta bugün, akraba ziyareti münasebetiyle kızın Elif’in refakatinde G. Antep’ten Suruç’a gelmiştin. Bu Pazar gününde ise aynı yoldan bu sefer cenaze araban geçiyor.

Geçen hafta geldiğin zaman vedalaşırcasına asker uğurladın, akrabalarına tek tek uğrayarak sıla-i rahim yapmıştın. Hatta köy mezarlığına uğrayıp eşinin kabrini ziyaret ederek Fatihalar okumuştun. Yakında ben de geliyorum dercesine.

Suruç’a yerleşme hayalleri kurarken, bir zamanlar hayatının bir kısmını geçirdiğin köyünde, iyi günde kötü günde, müşterek bir hayat yaşadığın eşinin yanına bugün seni ebediyete uğurladık. Artık hayallerini kurduğun Suruç toprağındasın.

Yeğenlerim ıslak gözleriyle bana sarılıp teselli beklerken, gözlerimden yaş akmaması beni fazlasıyla mahcup etti. Beceremiyorum ağlamayı. İnanın bazen imreniyorum ağlayanlara. Gözlerim bakiyesi tükenmiş bankamatikler misali. Ve şunu anladım ki, bu gibi durumlarda teselli vermekten ziyade, teselli almaya muhtacım.

Çocukların zaten yetimdi şimdi ise onları öksüz bıraktın. Hele yetişkin olanlar evlenip yuva kurmuş, bir bakıma hayatlarını kurtarmışlardı. Ya küçükleri... M.Emin, Enver, Elif’i kime emanet ettin?

Herkesin kendi derdine düştüğü, insanoğlunun bencil olduğu bir çağda yaşıyoruz. Amca, dayı, hâlâ, teyze gibi yakınların artık kendi çocuklarına bile yetmediği zamanlardayız. Eğer çocuklarını Allaha emanet ettiysen sorun yok, rahat uyu, Allah kimsesizlerin kimsesidir. O en güzel vekildir.

Bu kısa ömründe hayatının uzun bir bölümünü hastalıklarla mücadele ettin. Az ilaç almadın. Umarım çektiğin acılar, adeta hayatını ipotek altına alan hastalıklar günahlarına kefaret olur. Varsa haklarımız, helal olsun. Umarım sen de haklarını helal etmişsindir. Ve artık “ölmüşlerimize” diye ettiğimiz dualarda senin ismin de zikredilecektir.

Anne baba sıcaklığının olmadığı bir ev Sibirya soğukları gibidir. Geleni gideni pek olmaz. Allah yardımcınız olsun yeğenlerim. Unutmayınız ki peygamber efendimiz Hz. Muhammed(s.a.v) de çocuk yaşta hem yetim hem de öksüz kalmıştı. Yetimlerin, öksüzlerin hamisi Allah(c.c) tır. “Hasbünallahu ve ni’mel vekîl.” (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.)

Ölüm, bizden uzak değil, nefeslerimiz sayılı. Çare ölümden kaçmak değil ölüme hazırlıklı olmaktır. İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn. Rabbimiz! Hesap kurulacağı gün beni, anamı, babamı ve müminleri bağışla.(İbrahim süresi 41)