Bilgi

Akademide Fırsat Eşitliği Tartışması: Doktor Öğretim Üyesi Kadrolarına Doçentler Başvuruyor

Üniversitelerin ilan ettiği Doktor Öğretim Üyesi kadrolarına doçent unvanlı adayların da başvurabilmesi, yükseköğretim camiasında fırsat eşitliği ve akademik etik tartışmalarını beraberinde getirdi. Mevzuatta engel bulunmayan bu durum, atama bekleyen binlerce genç akademisyeni yolun başında saf dışı kalma riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

Abone Ol

Üniversitelerin öğretim üyesi alım ilanlarında son dönemde sıkça rastlanan yeni bir uygulama, akademi dünyasında geniş yankı uyandırdı. Doçentlik unvanını almış ancak kadro bulamamış akademisyenlerin, kariyer basamağının daha altında yer alan Doktor Öğretim Üyesi kadrolarına başvurması, sistemin işleyişine yönelik eleştirileri artırdı. Doktora derecesini yeni almış genç araştırmacılar ile yılların birikimine sahip doçentlerin aynı kadro için yarışması, akademideki fırsat eşitliği ilkesini tartışmaya açtı.

KARİYER BASAMAKLARININ DOĞAL AKIŞI BOZULUYOR MU?

Mevcut Yükseköğretim Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde, üst unvana sahip kişilerin alt kadrolara başvurmasını engelleyen yasal bir bariyer bulunmuyor. Ancak akademik kariyerin; araştırma görevliliği, doktor öğretim üyeliği, doçentlik ve profesörlük şeklinde ilerleyen hiyerarşik yapısı, sadece bir unvan sıralamasını değil, tecrübe düzeyini de temsil ediyor.

Birçok akademisyene göre, unvanını almış bir bilim insanının alt kadrolara yönelmesi, akademik sistemin doğasına aykırı bir seyir izliyor. Bu durumun, kurumsal planlamayı ve kadro hiyerarşisini uzun vadede zedeleyeceği savunuluyor.

GENÇ AKADEMİSYENLER DEZAVANTAJLI KONUMDA

Tartışmanın odağında, son yıllarda zaten ciddi bir istihdam sıkıntısı yaşayan ve doktora eğitimini yeni tamamlamış genç akademisyenler yer alıyor. Kariyerinin henüz ilk basamağında olan bir adayın, arkasında yılların yayın, proje, kitap ve atıf birikimi olan bir doçentle aynı kulvarda yarışması, fiilen imkansız bir rekabet doğuruyor.

Üniversitelerin atama kriterlerinde kullanılan akademik performans puanları karşılaştırıldığında, doçent unvanlı adayların puan avantajı nedeniyle listenin ilk sırasına yerleştiği, genç mezunların ise daha yolun başında sistemin dışına itildiği belirtiliyor.

GÖZLER YÖK’E ÇEVRİLDİ

Yükseköğretim camiasında giderek büyüyen bu rahatsızlık, mevcut mevzuatın güncellenmesi talebini de gündeme taşıdı. Akademik kariyer basamaklarının korunması, genç nitelikli iş gücünün akademide tutulabilmesi ve fırsat eşitliğinin yeniden tesisi için Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) konuya müdahil olması ve yeni bir düzenleme getirmesi bekleniyor.