Anne! Sen ölünce seninle gömüldü çocukluğum, oynadığım oyunlar ve oyuncaklarım. Annesi ölen çocuklar oyun oynamaz mıydı? Anne! Ayıp mı yoksa günah mıydı? Ben daha küçüktüm bilmiyordum anne!
Henüz 10-11 yaşlarındaydım. Daha birkaç gün önce vefat etmiştin. Evimizin etrafında çember çevirirken birden karşımda kısa boylu, ellerini beline dayamış yaşlı bir kadın acıyan bakışlarla: “Ey oğul! Anan ölmüş, sen daha oyun mu oynuyorsun?” deyince bir anda irkildim, durdum, afalladım ve o anda sanki şimşekler çaktı beynimde. Hemen fırlattım elimdeki çemberi evimizin önündeki tarlaya. O günden sonra bir daha çember çevirdim mi? Hatırlamıyorum yorgun argın bu hafızamla.
Annesi ölen çocuklar oyun oynamaz mıydı? Anne! Ayıp mı yoksa günah mıydı? Ben daha küçüktüm bilmiyordum anne! Sen ölünce seninle gömüldü çocukluğum, oynadığım oyunlar ve oyuncaklarım.
Ve işte okuldayım anne, arkadaşlar maç yapmak için toplanmış takım seçiyorlar. Ben de oynamak için orda beklerken birkaç arkadaşın kınayan bakışlarla; “hele şuna bakın anası ölmüş o da oynayacakmış” diye fısıldaşması kulaklarıma kadar geldi anne! Ne zaman bir oyuna dalıp gittiysem alarmı kurulmuş saat misali yokluğunu hep hatırlattılar anne!
Annesi ölen çocuklar oyun oynamaz mıydı anne? Ayıp mı yoksa günah mıydı? Ben daha küçüktüm bilmiyordum anne! Sen ölünce seninle gömüldü çocukluğum, sevincim ve de cennetim.