banner54

YAZAR, "OLAYLARI KİMİN YAPTIĞINI BİLMİYORUZ"

 7 Haziranda kazandığı zaferi tekrar kazanmayı hedefleyen HDP, 1 Kasım Milletvekili aday seçimlerini özenle yaptı. Adaylarının bir çoğunu değiştirmeyen HDP'nin aday listesinde dikkat çeken bir isim de yer alıyor. Daha önce Şanlıurfa Belediye başkanlığı yapan Feridun Yazar.

Feridun Yazar Şanlıurfa'yı, Şanlıurfa seçmenlerinin nasıl bir milletvekili istediğini ve sorunlarını çok iyi biliyor. Şanlıurfa Feridun Yazar'ı yıllardır tanıyor ve yıllar önce Şanlıurfalılar Yazar'ı Belediye başkanı olarak seçti.

Urfanatik muhabiri siz değerli okuyucularımız için Feridun Yazar ile bir röportaj gerçekleştirdi. Son zamanlarda yaşanan olayları ve Şanlıurfa'yı konuştuğumuz röportaj şöyle: 

-1 KASIM SEÇİM ÇALIŞMALARINIZ NASIL GİDİYOR? HDP 7 HAZİRAN'DA KAZANDIĞI ZAFERİ 1 KASIM'DA DA KAZANACAK MI?

"Tabi ki, bunu hedefliyoruz, hatta zaferimizi ikiye katlamakta istiyoruz ve halkımızdan çok ciddi anlamda da destek bekliyoruz.  7 Haziran öncesi olan seçim kampanyasındaki heyecanı, sıcaklığı bugün Türkiye genelinde kimse bulamıyor. Bir sessizlik var, çok fazla bir heyecan görülmüyor. Bunun sebebi de çok kısa süre içerisinde seçim tekrarlandı. Bu erken seçim değil, seçim tekrarıdır, bunu Recep Tayip Erdoğan kaçak saray diyoruz. Orda başkanlığını, sultanlığı ilan etmek için, bu halk yanlış yaptı. 7 Haziran’da bu defa illa bana 400 Milletvekili versinler başkan olayım diye tekrarladığı bir seçimdir. Bunu Büyük Millet Meclisinin aldığı bir kararda değil, bir tek kişinin aldığı bir karardır ve seçime gidiliyor. Bunlar çok önemli Türkiye tarihinde bir ilktir ve şuana kadar Türkiye tarihinde ilk defa TBMM’de güvenoyu almadan yine bir kişinin Recep Tayip Erdoğan’ın onayı ile bir hükümet görevi başladı. Kısacası bu seçim Türkiye’de bir ilktir, sıra dışı keyfi iradelerdir. Şimdi gelenekler ile Ülkeyi yönetmek tüm dünya genelinde var, İngiltere’de bunun çok büyük bir gerçeği var, tarihi vardır.

 Hatta İngiltere ana yasası yazılı bir ana yasa değildir, 1215 yılındaki toplanmış belgeler ve meydana gelen gelenekler ile verilen kararlar ile meydana gelen bir ana yasadır ki, oda böyle tek bir metin değil, kitap değil, parça parçadır. Türkiye’de bu yok, Türkiye’de 1921 ana yasası var, 1921 yasası Türkiye Cumhuriyetinin ana yasasıdır. Türk ana yasası değildir, Türk devleti diye bir isim yoktur. Açın bakın Atatürk’ün ilk ana yasası Türk devleti diye bir şey yoktur, Türkiye Cumhuriyeti vardır. Onun için Yerel yönetimlerin bu bölgenin kendisini yönetmesiyle ilgili maddeler vardır. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, hatta Atatürk’ün El cezire komutanına yazdığı bir yazı vardır. Orda halk meclislerini oluşturun diyor, bölgede halk meclislerini oluşturun diyor. Yani, Kürtlere özerklik anlamında yerel yönetimlerin yetkilerini arttırarak bugün öz yönetim denilen siyasetin bir benzeri. Bir birinin aynısıdır, şekil değişikli o gün bunun ismi budur, şimdi bunun ismi budur, yetkiler farklı olabilir ama esası aynıdır. Onun için gelenekten gelen ana yasası yok çünkü ana yasayı değiştirdiler. 1924 ana yasasında herkesi ret ve inkar eden sadece Türklerden oluşan bir devlet haline getirdiler. Bütün yaşadığımız bu sıkıntılar o gün, bugün buradan kaynaklanıyor. Yani Osmanlı devletinin bir mirası vardır, Rusya’nın vardı, Yezidi’si vardı, Alevi’si vardı, Arnavut’u vardı, Arabı var, Çerkezi var, 72 Milet ana yasası var Osmanlının. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bu miras üzerine kuruldu ve bu miras ile ana yasa oluşturuldu.

Türkiye Cumhuriyetinin meydana gelişinde de tüm bu unsurlar savaştılar, Atatürk nutuk kitabında söylüyor. Diyor ki, Kürtler bu Devletin kuruluşunda asli unsurdur. Yani Türk ne ise Kürt’te odur diyor, ama sonradan Kürt yoktur denildi. Daha sonra bir sürü isyanlar çıktı, bir sürü sorunlar çıktı, bu sorunların bir türlü çözümünü değiştiremediler ta PKK’ya gelinceye kadar. PKK çıktı, baktılar PKK’nın da silahlı mücadelesini bitiremeyince anlaşalım dediler. Yani 7 Haziran öncesi, AKP İktidarı ile Abdullah Öcalan arasında İmralı’da görüşmeler yapılıyordu. PKK ile kandilin yöneticileri ile OSTO ‘da görüşmeler yapılıyordu. Daha yakın bir tarihe bakıldığında Dolma bahçe mutabakatı dediğimiz yerde 10 maddelik bir anlaşma yapılmıştır. Bu anlaşma Başbakan yardımcısı ve HDP Milletvekilleriyle Türkiye’ye ilan edildi. Şimdi bunların hepsini inkâr ediyorlar, bunların hiç birisi yokmuş diyorlar ve bunları terör yapıyor diyorlar. Peki, madem bunlar teröristti, bunlar senin işine gelmeyen, siyasetine uymayanlardı neden gittin OSTO da görüştün?  Neden İmralı’da görüştüm? Niye kandile heyetler gönderdin? Birçok mit müsteşarı Hakan Fidan beraber Kandile defalarca gitti geldi. Belki halen gidip geliyorlar, bilmiyorum.  Bütün sıkıntı şuradan çıktı,  Recep Tayip Erdoğan Kürt sorununu çözüyorum ve çözerim diyen kendisini hazırlarken bu işi, iş birliği yaptığı Türkiye’de ki derin Devlet, güçler falan aracılığı ile bunun ummadığını görünce, sakat olduğunu anlayınca Kürt sorunundan uzaklaşmaya başladı. Tek başına iktidar olmanın, tek başına Başkanlık sisteminin kurmanın sevdasına düştü.  7 Haziran’da çıkan sonuç, Başkanlık sisteminin kurulamayacağı ve hatta AKP’nin tek başına iktidar olamayacağı gerçeği de ortaya çıktı. Bunun sorumlusu kim? Dedi, CHP’ye bakıyorsunuz çok büyük bir değişim yok,  yani 127 Milletvekilinden 132’ye çıkmış, çok farklı bir şey değil. Diğeri 70 iken 80 olmuş ama barajın altında kalmış olan HDP, 80 Milletvekili ile yüzde 13,1’e çıkmış ve AKP’nin iktidarını engelleyen bu parti olduğunu anladılar.

Ondan sonra AKP ve Recep Tayip Erdoğan, HDP’ye saldırmaya başladılar. İlk saldırıyı Suruç’ta yaptılar. 20 Temmuz’da Suruç’ta 33-34 kişinin ölümüne neden oldular.  Ve ondan sonra her şeyi kontrol altına almak zaten mümkün değil. Çünkü bu ülkede böyle olayları bekleyen gizli örgütler var, gizli silahlı oturumlar var, derin devletler var, kurumları var, kolları var ve bunların hepsi harekete geçti. Şimdi hangi olayı kim yaratıyor gerçekten bilmiyoruz. Cizre’de sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor, mahallelerde günlerce sokağa çıkma yasağı adı altında eziliyor, insanlar ölen çocuklarını buzdolabında saklıyor ve en son Şırnak’ta ölen insanları bir güvenlik güçleri aracının arkasına takarak sokakta süründürüyorlar. Şimdi çıkıyorlar efendim PKK yapıyor, şu yapıyor, PKK yapıyor o ayrı mesele ama senin yaptığın basının önünde, açıkça belli. Silvan’da yapmışsın sokağa çıkma yasağı, neler yaptığın belli, insanların öldüğü belli. 23 tane insan Cizre’de öldü kim öldürdü? Yanı bu insanları o mahalleler mi öldürdü? Kendin öldürdün, sen oraları bombalıyorsun, oraları bir sürü güvenlik güçleri ile ağır silahlar ile saldırıyorsun. O, insanlar öldü, sen öyle yapmasan o, insanlar ölmeyecekti. Sen oraya sokağa çıkma yasağı koymazsan ölmeyecek insanlar. Şırnak’ta, Nusaybin’de olaylar halen sürüyor. İnanın bir yerde bomba çıktı bunu kim oraya koydu?  Bir insanı öldürseler bunu kim öldürdü diye herkes tarafından kuşkuyla karşılanmaya başlandı. Yani artık Türkiye’de kimin ne yaptığı belli olmayan kargaşa ortamına sürüklemeye çalışıyorlar.

Birde sandıkları taşıyıp seçim sonucu değiştirip kendi lehine değiştirmek istediler. Ama YSK bunun yanlış olduğu kanısına varıldı ve karar değişti. Ama buda var acaba güvenlik güçleri ne yapar ne eder onu bilemeyiz. Biz bütün bunların yapılmasına rağmen, bütün AKP’nin yaptıklarına rağmen şunu halkımıza söylemek istiyorum, çıkan bu huzursuzluğu, bu olayların tek nedeni, Recep Tayip Erdoğan’ın başkanlık sistemini kuramamasından kaynaklı bizi suçlamasından kaynaklı HDP’yi suçlu görmesi ve saldırmasından kaynaklı. Yoksa hiç kimse, Suruç olayını biz yaratmadık, Suruç olayını HDP mi yaptı yani?  Onlar bize yakın olan insanlar, HDP’nin gidip o olayı yapması mümkün mü? 100 insan yaralandı orada, ben gittim ceset parçalarını ağaçlarda gördüm. Bu olay karşısında içimiz titredi, bunu yapanlar bulunmamış Cumhurbaşkanı Bürükselde diyor ki, bunu IŞİD yapmış, bunu ilk defa söylüyor. Bunu da Avrupa’da söylüyor, peki nerde? Sorumlusu nerede?  Gizli TIR’lar gönderdin Suriye’ye bu TIR’ları kontrol etmek isteyen savcıları, hakimleri görevden almış ve yargılıyorsunuz. Nerde hukuk? Nerde demokrasi? Nereye gitti bunlar? Ben Türkmenlere gönderdim diyor malzemeleri. Türkmenler dedi yalan söylüyorlar bize gelmedi bir şey, peki nereye gitti? Açıklama yok, El Nusra’ya gitti, El Nusra el kaidenin parçası, IŞİD’e gitti onlarda silah kullandılar. Şimdi 7Haziran’dan sonra Başbakan çıktı dedi ki, biz bütün terör örgütlerine karşı harekete geçiyoruz, PYD dahil ama PYD’ye dokunamıyorlar, çünkü Amerika PYD terör örgütü değildir diyor.

Ellerinden gelse şimdi gidip bombalayacaklar. Geçmişte Esad gitmeden çözülmez diyen Recep Tayip Erdoğan, bugün bir süre Esad’a dayanabiliriz diye fikir değiştirmeye başladı. Durmadan yanan, dönen siyaset yapan, kendi günlük çıkarlarına göre hareket eder, Kürt sorunu vardır deyip sonra yoktur diyen, ben çözerim deyip olay bitmiştir artık Kürt sorunu yoktur deyip saldıran, AKP hükümetidir ve şuanda ki Cumhurbaşkanının başkanlık sevdasıdır. Resmen Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan ve AKP hükümeti 7 Haziran’da kendisine oy vermeyen halkı cezalandırıyor. Bütün bu huzursuzlukların sebebi budur ve açıkça da söylüyor, verin 400 tane Milletvekili bu olaylar bitsin diyor. Verseydiniz 400 Vekili bu olaylar olmazdı diyor, demek ki verilmediği için bu olayları sen yarattın. Bunun için bu halk yeniden cezalandırmalıdır onu, asla oy verilmemelidir. Eğer, oy verecek olurlarsa bugün 400 Milletvekili isteyen yarın, 550 ister, sonra da ben buranın Kralıyım der, bütün mal, mülk, insanlarda benimdir der, bir sistem oluşturur ve 50 yıl bu insandan kurtulamayız. Bunun için diyoruz bu iktidar artık gitmelidir, inadına bu sorunları çözeceğiz, barış ve kardeşliği sağlayacağız. Bize bölücü diyenlere şunu diyoruz, biz böldürtmeyeceğiz ve göreceksiniz AKP bölmeye götürecek bu ülkeyi bizde buna engel olacağız. "

ÜLKE SİYASETİNDEN YEREL SİYASETE GELİRSEK, ŞANLIURFALI VATANDAŞLARIMIZ BU ANLATTIKLARINIZDAN HABERDAR MIDIR?  BU ANLATTIKLARINIZ SANDIĞA NASIL YANSIYACAK?

"Biz bu konuda halkı uyarmaya ve uyandırmaya çalışıyoruz, zaten seçimin, seçim propagandasının amacı da insanları sandık başına giderken bilinci ve gelişen olaylar hakkında bilgili olarak bilgi sahibi olmalarını sağlamaktır. Şuanda halkın bu konularda bilinç sahibi oldukları kanısında değilim, bu nedenle halkımıza bunları anlatmaya çalışıyoruz, halkımız şuanda bilinç sahibi değil. Birileri kalkıyor gidiyor bakın oy verdiniz, bakın ne oldu? Diyenler var. Peki, vermediniz ne oldu? Verdiniz bu oldu da, vermedikleriniz ne yapıyor? Birde, onu düşünmeleri lazım, bu ülkede 100 Trilyon destekleme parasının nerde olduğunu kimse biliyor mu? Kim el koydu biliyorlar mı? Kime ne hisseler gitti farkındalar mı? Kimseden ses seda çıkmıyor, Elektrik şirketleri diyor ki Urfalılar elektrikleri kaçak kullandıkları için biz elektrikleri kesip cezalandırıyoruz. Kaçak elektriği böyle keserek telafi ediyoruz, ceza veriyorlar. Urfa’da ses çıkmıyor, insanlar işsiz, güçsüz sesi çıkmıyor. Ne değişti Urfa’da? Bakan Çelik gelmiş şimdi Allah aşkına 400 projeden bahsettiler, hangileri idi? Kaç tanesi uygulandı? Bize bir tane proje göstersinler. Yani yalan ile peynir gemisi ilerlemiyor. Onun için Urfa halkının bu kadar insana verdiği toleransı geri çekmesi gerekiyor. İnanın eğer tekrar oy verirlerse başlarına çok büyük bir bela açacaklardır, asla kurtulamayacaklardır. Çünkü Recep Tayip Erdoğan bir diktatörlük kurmak istiyor ve bundan kurtulamayacaklardır. Onun için dikkatli olmaları gerekiyor ve lütfen onu tek başına iktidara gelecek kadar oy vermemeliler. "

PARTİLER SEÇİM BİLDİRGELERİNİ AÇIKLADI, SEÇİM BİLDİRGELERİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ? BU BİLDİRGELER SEÇMENİ ETKİLERMİ?

"Seçim bildirgeleri her seçimde yapılır ve herkeste en güzel şeyleri yazarlar. Ben partimizin seçim bildirge toplantısına katıldım Eş genel Başkanlarımız Selahattin Demirtaş ve Figen Hanım okudu parça parça. Kendi kendime yanımda ki arkadaşlara dedim ki, bunu halk gerçekten tam bilse ve inansa Urfa’da ve Türkiye’de bizden başka partiye oy vermezler. Aynı şekilde diğer partiler de de bunun gibi güzel bilgiler var. Ama halkımız bununla hiç ilgili değil, okumuyorlar, programları çok iyi okumuyorlar. Ancak, köşe yazarları, siyaset bilinçlileri, eleştirmenler, alıyor ve yazıyorlar veyahut o programda diğer partinin işine gelmeyip onu kaleme alıp eleştiriyor. Halk bununla hiç yakından ilgili değil, keşke ilgili olsa. İlgili olsalar bilinçli hale gelirler, bilinçlenseler halka gidip bir şey anlatmamıza gerek kalmayacak programlarımızı okuyup tercihlerini yapacaklar. Hiç bizim bayram falan asmaya da ihtiyacımız olmayacak. Ama maalesef Türkiye’de bu böyle değil, insanlara bire bir gidiyorsunuz, işte falan yerde falan kişide bin oyu vardır, kimin bin oyu vardır? Allah aşkına ya, acaba kaç sandık ful geliyor? Düşünün 200 sandık blok geldiği zaman siz nasıl bir şeyle başlıyorsunuz seçime 200 sandık blok geliyor. Biz bununla nasıl mücadele edeceğiz? İnanır mısınız? 300 Bine yakın oy aldık, dev gibi büyümüşüz. Ben bütün bu devlere karşı, bloklara karşı, bu hükümete karşı, bu devletin tutumuna karşı, büyüye büyüye gelmişiz. Ben halkımızın korkuyu yavaş yavaş aştığını, bilinçlenmeye başladığını ama bu ülkede her zaman orta tabaka, esnaf tabakası, her zaman çekingendir, her zaman kontrollüdür. İşte, acaba ben versem şu olur mu? Bu olur mu? Şunu bilmeleri gerekir, korkunun ecele faydası yoktur.

Demokrasiye sahip çıkıldıkça, hukukun üstünlüğüne sahip çıkıldıkça, doğruyu insanların vücudunda, beyninde, gönlündeki doğruyu görüp hareket ettikçe, hiç kimsenin korkuya ihtiyacı yoktur, korkmasınlar. Bu ülkede gerçekten biz olmaz isek, HDP olmaz ise, AKP bu memleketin her şeyini satacaktır ve her şeyine sahip çıkacaktır. Söylüyorum inkar etsinler. Bülent Arınç, demedi mi? Biz eğer israfta bulunmasak, israf yapmasak, sizden vergi almaya ihtiyacımız yok. Demek ki, bizim verdiğimiz vergiler israfa gidiyor, yiyorlar arkadaşlarımız yiyor, bu iktidarlar yiyorlar. Boşuna vergi veriyoruz biz, bunu söyleyen Başbakan yardımcısı ben değil. AKP’nin içinde zaten çelişkiler başladı, Adalet Bakanı eski meclis başkanı dedi ki, sandık taşınmaz böyle şey olmaz dedi. Mehmet Ali Şahin, dedi, ertesi gün YSK kararı onun gibi verdi. Çünkü doğru buydu zaten ama yavaş yavaş doğruyu söyleyende çıkmaya başladı. AKP’de birçok insan var ve yavaş yavaş ayılmaya başladı. Ahmet Davutoğlu yani benim tabirimle Ahmet Davut Erdoğan, Erdoğan olmadan bir şey yapamıyor.  Biz diliyoruz ki, AKP’nin içerisinde böyle demokrat, doğru dürüst insanlar sesini daha çok yükseltsin ve orda da böyle bir diktatörlüğe, sıkıntıyı bir an önce demokratik bir parti olsun. Türkiye’nin bütün sorunlarıyla ilgilensin, seçime de girsin halk kimi tercih ederse o tercih etsin. Ama diktatör var, partileri aleyhine çalışan, bütün vergileri cebe indiren veya israf eden tutum içerisinde olan bu partiye asla ödün vermemeli ve vermeyeceğine de inanıyorum. "

SİZ, ŞANLIURFA’YI TANIYAN BİR MİLLETVEKİLİ ADAYISINIZ, SİZCE ŞANLIURFA HALKI NASIL BİR MİLLETVEKİLİ İSTİYOR?

"Şanlıurfa halkı, bugüne dek istediği Milletvekilini bulamamıştır, ben bunu biliyorum. Aradığı Milletvekili halen bulamadı, kendilerinin sorunlarıyla ilgilenen, günlük sorunları da dahil olmak üzere ilgilenen bir Milletvekili olması gerekiyor. Yani, burada oluşan bir olayı, burada çözülmesi gereken olayı, mecliste olduğu kadar hükümette ve basında dile getirerek yetkili organları harekete geçirerek çözmek isteyen bir Milletvekili profili istiyor. Ama AKP’de seçilen Milletvekillerini görüyorsunuz, kaç dönemdir seçiliyorlar, hangisi kürsüye çıkıp bir cümle konuştu? Siz gördünüz mü? Bizim 7 Hazirandan buyana bizim Osman Baydemir Mecliste çıkıp bir sürü iddialarda bulundu. Üstelik meclis bile tatilde iken bunu yaptı, ara buluşmalarda bile Urfa’nın sorununu gündeme taşıdı. Bizim Partimiz sorunları dile getirmekte başarılı bir partidir, bizim partimiz halkla ilgili bir partidir, halkın sorunlarıyla ilgilenen bir partidir. Seçilen kim olursa olsun, bu sorunlar ile ilgilenecektir, bu sorunları çözmeye çalışacaktır ve halkımız lütfen kendisi ile ilgilenecek olan insanları seçmeye dikkat etmelidirler."

SEÇİM ÇALIŞMALARI KAPSAMINDA ESNAFLARI ZİYARET EDİYORSUNUZ, VATANDAŞLAR İLE BİR ARAYA GELİYORSUNUZ, EN ÇOK DUYDUĞUNUZ SORUNLAR NEDİR ŞANLIURFA’DA?

"Sahipsizlikten şikayetçi Urfa, kimse bize sahip çıkmıyor diyorlar. Kimse şimdiye kadar söylediği hiçbir şeyi yerine getirmedi diyorlar. Yani, biz halen işsiz güçsüzüz, halen Mazot 5 Lira, çiftçi mahvolmuş, tarım çökmüş, hayvancılık çökmüş, Devletin verdiği desteklemeyi alamayan durumda olan var, elektrik yok, iki de bir elektrik gidiyor, su gidiyor. Türkiye’ye Urfa’nın kazana kazana bileceği ve Urfa’nın tümüne yayabileceği, dağıtabileceği oranı elde edemiyor. Bir köyde bir çiftçi bir şey kazandığı zaman esnafta kazanır, gazetecide kazanır, pastanecide kazanır, dolmuşçu da kazanır Çünkü o çiftçi kazanıp dolmuşa biniyor, dolmuşçu gazete alıyor, yemek yiyor para veriyor. Onun için Urfa’da fakirlik giderek artmaya başlıyor, faizciliğe başladı insanlar, pamuk ekimi çok aza düştü niye biliyor musunuz? Harran’da adaletsizlik var, yani Harran’a paralı su versinler demiyorum. Harran’a parasız su veriyorlar bize de parasız su verilsin. Harran’a parasız su vermeye devam etsin ama bize de versin. Bizden dönümüne 120 Lira para alıyorlar, 200 sönüme 22 Milyar su parası veriyoruz eski para ile. Bunun işçiliğidir, tohumudur, ekinidir, mazotudur, kaldırıyorsunuz size 5 Bin lira bile kalmıyor.  

 Bu nedenle Harran bizden avantajlı, hiç değilse orada su parası verilmiyor. Yani ben 22 Bin lira su parası veriyorum, o sıfır veriyor. Benden 22 Bin giderken onun cebinde kalıyor. Böyle bir adaletsizlikte var bu memlekette, sonra pamuk ekiyorsunuz küt elektrik gitti, pamuğu zamanında süremiyorsunuz. Mazot yükselmiş 3 defa sürmeniz gereken tarlayı 1 defa sürmek zorunda kalıyorsunuz, 2-3 defa gübre vermeniz gerekiyor yüksek fiyat diye veremiyorsunuz. Aldığımız gübre parası o kadar yüksek ki ateş pahası, onu da yapamayınca bu defa gelir elde edemiyorsunuz. Kısacasını söylemek gerekirse halkın partisi HDP geliyor ve sorunlar bitiyor diyoruz, inadına HDP, inadına Barış.”

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER