banner112
banner54

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Kendi öz halkına karşı acımasızca katliamlar yapan ama kendi topraklarını işgal edenlere karşı on yıllardır dilsiz kalan, sessiz kalan, tepkisiz kalan Suriye’nin zalim diktatörü yani dilsiz şeytanı karşısında biz susmayacağız” dedi.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin El Şarika Emirliği’nde düzenlenen 2. El Şarika İletişim Forumu’nda konuşma yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan katılımcılara hitap etti. Hükümetin başarısının bütün iletişim araçlarına kalbi, yani samimiyeti hakim kılmasından kaynaklandığını söyleyen Erdoğan, “Birebir konuşmalarımızda, milletle konuşmamızda, ülkelerle konuşmalarımızda her zaman kalp diliyle, her zaman gönül diliyle, her zaman samimiyetin diliyle hitap ettik. Hangi iletişim aracını kullanırsak kullanalım doğruyu yani hakkı söylemeyi kendimize sarsılmaz bir ilke edindik. Bizim her alandaki iletişim anlayışımız esasen çok temel bir ilkeye dayanıyor. ‘Ey iman edenler neden yapmadıklarınızı söylüyorsunuz. Allah katında yapmadıklarını söylemeniz büyük suçtur’ Evet, yapmadığını söylemek, yapmadığını da söylemek bizim anlayışımızla, bizim hayat tasavvurumuzla, bizim dünyamızda en büyük hatalardan biridir. Öyle olmalıdır ve öyle kalmalıdır. Sadece söylemek ve yapmak da yetmez. Biz yine temel bir ilkeyi hep hatırda tutmak zorundayız. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Hakkı söylemek kadar haksızlık karşısında sesini yükseltmek, eliyle, eliyle olmasa da diliyle bunu düzeltmek, bu da olmazsa kalple buğz etmek bizim sorumluluğumuzdur” dedi.

Küresel meseleler karşısında seslerini yükseltmelerinin bazılarını rahatsız ediyor olabileceğini ifade eden Başbakan Erdoğan, “Filistin’de, Gazze’de çocuklar, kadınlar cansız yere düşerken biz susanlardan olmayız ve olmayacağız. Suriye’de her gün masum yavrular, masum kadınlar, masum yaşlı insanlar toplu halde katledilirken biz susanlardan olmayacağız. Kendi öz halkına karşı acımasızca katliamlar yapan ama kendi topraklarını işgal edenlere karşı on yıllardır dilsiz kalan, sessiz kalan, tepkisiz kalan Suriye’nin zalim diktatörü yani dilsiz şeytanı karşısında biz susmayacağız. Somali’deki açlık, Myanmar’daki yoksulluk, Afganistan’daki sefalet, Irak’taki nifak karşısında biz dilini yutanlardan olmadık ve olmayacağız” diye konuştu.

Sadece diliyle konuşanlar bildikleri kelime kadar cümle kurabilir. Sadece gözüyle bakanlar ancak ufku görebilir veya oraya kadar bakabilir. Ama biz kalbiyle bakan, kalbiyle konuşan, kalbiyle dokunan, dolayısıyla kelimelerinin, ufkunun sınırları olmayan bir medeniyetin mensuplarıyız. Hiç kimsenin görmediğini biz görmek zorundayız. Hiç kimsenin söylemediğini biz söylemek zorundayız. Biz zalim karşısında, zulüm karşısında dimdik durup hakkı söylemekle mükellefiz. Bunu yapmadığımız sürece inanın hiç kimseyle inanın tam bir iletişim tesis edemeyiz. Filistin’i, Gazze’yi, alevler içindeki Kudüs’ü görmeyen, görmezden gelen bir göz amadır. Suriye’yi, Suriye’de her gün oluk oluk akan kanı söylemeyen bir dil kelimesizdir, cümlesizdir, ifadesizdir. Yoksulluğa, dünya üzerindeki her türlü adaletsizliğe, etnik köken ayrımı yapmadan, dil, din, ırk, mezhep ayrımı yapmadan ulaşamayan her iletişim yarımdır, eksiktir” dedi.


“İNSANIN ARAÇLARA DEĞİL, ARAÇLARIN İNSANLARA TAHAKKÜM ETTİĞİ BİR İLETİŞİM ASLINDA İLETİŞİM DEĞİLDİR”
 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, insanın araçlara değil, araçların insanlara tahakküm ettiği iletişimin aslında iletişim olmadığını söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şeref misafiri olarak katıldığı BAE’nin El-Şarika Emirliği’nde düzenlenen 2. El-Şarika İletişim Forumu’nda, “Ekranlarda Suriyeli çocuğu izlerken kanı görüyor, kurşunu görüyor, cansız bedeni görüyor ama acıyı, zulmü, adaletsizliği görmüyorsak, feryadı duymuyorsak, havadaki ağırlığı hissetmiyorsak bu demektir ki biz aslında o ekranda hiçbir şeyi görmüyoruz” diye konuştu.

Konuşmasında, iletişimin sadece işitmek ve görmekle olmadığını, kalp hissiyatına tesir etmeyen iletişimin iletişim olamayacağına dikkat çeken Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

“Yalan üzerine bir dünya inşa edilemez değerli kardeşlerim. Değerli dostlar, yalan üzerine bir istikbal hiç inşa edilemez. Eğer tellerin, eğer tuşların, eğer ekranların içinde samimiyet yoksa hiç kimse hiç kimseyle iletişim kuramaz. Elimizden ve kulaklarımızdan ayırmadığımız cep telefonları bize sadece sesi taşıyor. Ama samimiyeti, sevgiyi, muhabbeti taşımıyorsa bir iletişim aracı olamaz, bir oyuncaktan öteye geçemez.

Ekranlarda Suriyeli çocuğu izlerken kanı görüyor, kurşunu görüyor, cansız bedeni görüyor ama acıyı, zulmü, adaletsizliği görmüyorsak, feryadı duymuyorsak, havadaki ağırlığı hissetmiyorsak bu demektir ki biz aslında o ekranda hiçbir şeyi görmüyoruz. Sosyal medyada, dünyanın her tarafından insanlar birbiriyle yazışıyor. Ama birbirlerine muhabbeti, birbirlerine dayanışmayı, birbirlerine acıyı ve sevinci yansıtmıyorlarsa bu zamanın israfından başka birisi değildir.

Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, dünya iletişim araçlarıyla küresel bir köy haline geldi. Ama kapıları karşı karşıya olan komşular, aynı apartmanda oturan komşular birbirlerine kilometrelerce uzaklaştılar. Dünya, küresel bir köy haline gelirken insanlar birbirinden uzaklaşıyorsa hiç kuşkusuz burada bir yanlış var. İnsanın araçlara değil, araçların insanlara tahakküm ettiği bir iletişim de aslında iletişim değildir. Artık tüm araçlara, özellikle de iletişim araçlarına insan unsurunu dahil etmek zorundayız. İnsanoğlunu araçların köleliğinden kurtarmak, araçları insanlara hizmetkâr etmek zorundayız. Aksi takdirde dünya üzerinde adaletsizlik büyürken, zulüm büyürken, zulüm her geçen gün irtifa kazanırken, felaketler çoğalırken bütün bunlara karşı insanın körlüğü ve sağırlığı da çoğalacaktır.

Değerli dostlarım, değerli kardeşlerim. İletişim, devletle halkları birbirine yaklaştıran bir araç olmalıdır. İletişim; devletleri, halkları, insanları birbirine yaklaştıran bir araç olmalıdır. Dinlerin, mezheplerin, ırkların ve dillerin bu kadar iletişim aracına rağmen birbirinden uzaklaşması, birbirine hasmane bir tutum içine girmesi takdir edersiniz ki hayırlı bir gelişme değildir. İşte bu süreci tersine çevirmek zorundayız. Küreselleşen dünyada adaleti, insani değerleri, dayanışmayı ve paylaşmayı da küreselleştirmek zorundayız.

Medeniyetlerin birbirinden uzaklaştığına seyirci kalmamak, medeniyetleri birbiriyle buluşturmak, tanıştırmak mecburiyetindeyiz. Eşarika’daki bu formun, iletişime kalbin dâhil olması yolunda, gönüllerin birbiriyle teması yolunda bir vesile olmasını, önemli bir vesile olmasını temenni ediyorum. Hükümetlerin halklarıyla, devletlerin birbirleriyle, dostların ve kardeşlerin kendi aralarında tam bir iletişimi, gerçek bir iletişimi, yani muhabbeti tesis etmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Başta Şeyh Doktor Sultan bin Muhammed El-Kasımi olmak üzere herkese, tüm katılımcılara tekrar şükranlarımı ifade ediyorum. Foruma başarılar diliyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”

Erdoğan, konuşmasının ardından alkışlar eşliğinde yerine geçerken, konuşmasını yapmak üzere kürsüye Eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan çıktı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER