banner112
banner54

Sürgün Bir Hayat Yaşıyorlar

Yaklaşık 4 yıldır Suriye’de devam eden iç savaştan kaçışlar devam ederken, daha önce kaçanlar devlet eliyle çadır kentlere yerleştirildi. Çadırkentin yaşam tarzını beğenmeyenler, dışarıya kaçarak, kendi imkanları dahilinde yaşamaya başladı. Çadırkentlerin dışında yaşamaya başlayan Suriyeliler, kurdukları derme çatma çadırlarda yaşayarak,  bölgede iş sezonunda çeşitli işlerde çalışıyor.

SÜREKLİ GÖÇEBE HAYAT

Kendi imkanlarıyla kurdukları çadırları sürekli sökmek zorunda kaldıklarını ifade eden Suriyeliler, bu yıkımların bazen iş nedeniyle bazen de belediye eliyle olduğunu söyledi. Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde, ilçenin dışında kurdukları çadırlarda yaşan Suriyeliler, Hatay’dan buraya geldiklerini ve sürekli göçebe bir hayat sürdürdüklerini söyledi. Çadırlarının birçok kez zabıtalar tarafından yıkıldığını belirten Muhammed Hallat adındaki Suriyeli, “kendi ülkemizden kaçarak, mülteci konuma düştüğümüz günden beri bir rahat yüzü göremedik. İlk önce Hatay’a yerleştik, orada çadırkente yerleştirildik ancak, çadırkentte istenmeyen olaylar yaşanıyordu, biz de kaçtık. Daha sonra çadır kurup çeşitli işlerde çalışmaya başladık. Birkaç defa zabıtalar çadırlarımızı yıkarak, çadırkente geçmemizi istediler. Çadırkentlere geçmedik ve kendi çadırlarımızda yaşadık. Birçok defa çadırlarımız yıkılınca buraya geldik” ifadelerini kullandı.

“PAMUK TOPLAMAKTAN SULAMAYA…”

Çadırkentlerin dışında yaşadıkları için ayakta durmaları gerektiğini söyleyen Hallat, buldukları her işte çalıştıklarını belirterek, işverenler tarafından verilen her işi yaptıklarını kaydetti. Çocuklarıyla birlikte tarlalarda çalıştıklarını söyleyen Hallat, “bizler burada mülteciyiz, yeteri kadar Türkçe konuşamıyoruz, iş bulmakta zorlanıyoruz. Bu yüzden de bize verilen her işi yapıyoruz. Kimseye muhtaç olmamak için sezon içerisinde pamuk ve mısır sulaması yapıyoruz, pamuk topluyoruz. Her işte çalışıyoruz, ailemizle birlikte zorlu bir yaşma serüveninden geçiyoruz ama bunu yapmaya mecburuz. Yapacağımız başka bir şey yok” şeklinde konuştu.

“ÇOCUKLARIMIZLA BİRLİKTE TARLA BAŞINDA YAŞIYORUZ”

Okul çağındaki 4 çocuğu ve eşiyle birlikte sulama sezonunda tarla başına göç ettiklerini ve orada çamurlar içinde yaşadıklarını aktaran Hallat, çocuklarının sürekli hastalandığını belirterek, “Suriye’den kaçarken, sadece canımızı kurtardık, neyimiz varsa orada bıraktık. Buraya kaçtıktan sonra ailemizle birlikte tarla başlarına gidip çadır kuruyoruz. Tarla başları hep sulak alanlar oluyor, çamur oluyor, sivrisinek ve daha birçok hastalık bulaşıcı böcekler oluyor. Bu nedenle çocuklarımız sürekli hastalanıyor, zaten okula gitme umutları yok artık. Girdiğimiz bu zorlu süreçten kurtulur muyuz bilemeyiz ama çok zorlu bir yaşam sürdürüyoruz” dedi.

“VATANIMIZDA OLSAYDIK BÖYLE OLURDUK”

Suriye’de mobilya mağazası işlettiğini söyleyen Hallat, sürdürdükleri mutlu yaşamın perişan olduğunu dile getirerek, her sabah kendi vatanındaki yaşamlarını özlediklerini kaydetti. Suriye’de kendisi çalışarak ailesine baktığını söyleyen Hallat, “Suriye’de mobilya mağazam vardı, çalışıp aileme bakıyordum. Çocuklarım ve eşim çalışmak zorunda kalmıyordu, mutlu bir yaşantımız vardı. Buraya geldikten sonra perişan olduk, vatan hasreti çekiyoruz. Oradaki yaşamımızı özlüyoruz, kendi vatanımızda çok farklı bir hayatımız vardı. Esad bizi bombardımana tuttu, kaçmaktan başka çaremiz yoktu. Burada her ne kadar insanlar bize yardımcı olup, iş verse de kendi vatanımızdaki bir hayatı yaşayamayız” şeklinde konuştu.

ÇOCUKLAR GELECEKTEN ÜMİTSİZ

Suriye’deyken okullarına devam eden çocuklar da burada okullarına devam edemedikleri için gelecekten ümitsiz olduklarını söyledi. Çocuklarının geleceği için endişelenen Hallat, “çocuklarımın bu şekilde bir geleceği olamaz. Çalışıp, maddi durumumuzu düzelteceğiz. Eğer ki durumumuz düzelirse çocuklarımı tekrar okula göndereceğim ve böyle bir hayatı yaşamalarına izin vermeyeceğim” dedi. Mehmet Gülebak

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER