banner112
banner54

Şanlıurfa’da Anne ve Çocuğu Boğazı Kesilmiş Halde Bulundu

aksam.com.tr ’Kriminal Oda’da her pazar yaşanmış bir cinayet dosyası açılıyor Bu pazar ise Şanlıurfa’da yaşanmış cinayeti araştırdı...

 

 

Şanlıurfa’da Rasim Akay işinden çıkmış 5 yaşındaki oğlu Cem ve 30 yaşındaki eşi Dilek Akay ile birlikte yaşadığı yuvasına doğru hareket etti. Baba Akay, yakında sünnetini yapmayı düşündüğü küçük oğlu için görkemli bir düğün planlıyordu. Çok heyecanlıydı. Mutluluktan adeta ayakları yere basmıyordu. Organizasyon için yapmayı düşündüğü bazı tasarılarını ise eşi Dilek Akay ile paylaşmak için biran önce yuvasına ulaşmaya çalışıyordu. Rasim Akay, apartmanın önüne geldiğinde, asansörü dahi kullanmayarak konutunun bulunduğu ikinci kata merdivenlerden koşarak çıktı. Oturduğu dairenin kapısının açık olduğunu gördüğünde önce şaşırdı sonra ise kapının dikkatsizlikten açık bırakıldığını düşündü. Durumu fırsata çevirmeye çalışan baba Rasim, sessizce içeri girerek eşi ve küçük oğluna sürpriz yapmak istedi. Parmaklarının ucunda içeri giren baba, salona adım atıp ailesini şaşırtmaya çalıştığı an, adeta donup kaldı. Yaşamı boyunca bir daha unutamayacağı bir manzara ile karşılaşmıştı. Canından çok sevdiği oğlu ile eşi kanlar içinde yerde yatıyordu. Seslenmeye çalışmışsa da sesi çıkmamıştı. Kendini zor da olsa apartman boşluğuna atmış orada öylece kala kalmıştı. Dakikalarca apartman boşluğunda oturan talihsiz baba Rasim Akay, apartman sakinlerinin olağandışı bir şey olduğunu hissetmeleri ile fark edildi. Ters giden bir şeylerin olduğunu hisseden komşular daireye girdikleri gibi geri çıkmışlardı. Korkunç manzara karşısında fenalık geçiriyorlardı. Süratle polis aranarak yardım istendiğinde ambulans ve polis kısa süre içinde olay yerine ulaştı. Daire kontrolü altına alınarak, uzman polislerin dışında herhangi bir kişinin girmemesi için emniyet altına alındı. Olay yeri inceleme polisleri, kriminal dedektifler ile cinayet masası dedektifleri gelerek çalışmalarına başladı. 

Polislere göre ilk şüpheli eşini ve çocuğunu kaybeden Rasim Akay’dı. Polisin uzun sorgu sürecinde gözaltında kaldı. Daha sonra ise bırakıldı. Perişan baba, aklını oynatmış gibiydi. Şuuru bozulmuş, dengesiz davranışlarda bulunuyordu. Tıbbi yardım alması gerekiyordu. Bu nedenle diğer aile fertlerinin yardımı ile bir hastaneye yatırılarak de müşahede altına alındı.

 

KAN GÖLÜNDE DELİL ARAMASI

 

Dairede salonun adeta altı üstüne gelmişti. Belli ki, katil iki kişiyi öldürürken bir boğuşma yaşanmıştı. Polis bu hengamede tüm delil olabilecek materyalleri titiz bir şekilde toplamaya başladı. Tamamen kana bulaşmış halı ve zemin üzerindeki ayakkabı izleri belirlenerek kopyalandı. Parmak izi tespitleri yapıldı. Banyoda bulunan kanlı bir havlu alınarak delil torbasına kondu. Havlu önemli bir delil olabilirdi. Çünkü boğuşma sırasında katilin kollarında maktullerin tırnaklarıyla yaralar açılmış ve ellerini lavaboda yıkadıktan sonra bu havluyla 

 

silmiş olabilirdi. Ama daha sonra bu detay boş çıkacaktı. Çünkü kriminal laboratuvardan gelen haberde maktulün tırnaklarında yabancı bir kişiye ait bulaşık bulunamamıştı.
Polis soruşturmasının ilk tespitlerine göre ailenin bir düşmanı yoktu. Tabii ki bu diğer aile ve akraba bireylerinin sorgulanmayacağı anlamına gelmiyordu. İlk belirlemelere göre hunharca öldürülen genç kadının altın kolyesi, bilezikleri ve yüzükleri alınmıştı. Olay bir hırsızlık vakası olarak görülüyordu. Anne Dilek Akay ile küçük Cem’in boğazı keskin bir bıçakla acımasızca kesilmişti. Böyle vahşi bir cinayeti kim ya da kimler işlemiş olabilirdi ki?
Polis tüm Akay ailesi ve akraba bireylerini sorguladı. Ama bir netice alamadı. Polis soruşturma kapsamında elde ettiği tüm delilleri ve izleri tekrar tekrar inceledi. Daha önceden delil olarak alınan ancak herhangi bir bulguya ulaşılamayan bir havluda, kriminal polis, küçük bir kan lekesi buldu. Belki de katilin kolundaki yaralardan bir leke havluya bulaşmıştı. Adli Tıp’dan gelen raporda bu doğrultudaydı. Ama Lekeye ait DNA, polisin gönderdiği diğer şüphelilere ait örneklerle eşleşmemişti. Katil hala bulunamamıştı.

 

POLİSİN HEDEFİNDE ESNAF VARDI

 

Şanlıurfa’nın özel cinayet dedektifleri, soruşturmanın başında kadının bilezikleri ve yüzüğünün çalınmasından dolayı olayı gasp olarak değerlendirdi. Hedefte ise yakın akrabalar değil, esnaf vardı. Olay yerinde ise yapılan incelemede tuvalet aynasının üstünde bir kalem izine rastlandı. Polisin araştırmasında olaydan bir gün önce bir marangozun dolap ölçüsü aldığı belirlendi. Cinayet masası dedektifleri bu marangoza ulaşıp DNA tespiti için kan örneği aldı. Ayrıca cinayet işlendikten sonra çekilen polis fotoğraflarında tezgâhın üzerinde ekmek görülüyordu. Olaydan bir süre önce eve fırıncının uğradığı tespit edilerek, ondan da kan örneği alındı. Çamaşır makinesini inceleyen dedektifler, arızalı olduğunu gördü. Tamircinin cinayetten önce üç defa eve geldiğini öğrenen polis, o tamirciye de ulaşarak, kan örneği alındı. Olayın olduğu sıralarda evin karşısında bir inşaat yapılıyordu, inşaatta çalışan 17 kişiye de ulaşılıp DNA’ları alındı. Aynı şekilde bisikletçi, fayansçı, kadının sosyal çevresindekilerin neredeyse tamamının DNA’ları alındı ancak havluda bulunan kan örneği ile karşılaştırıldığında hiçbiri eşleşmedi. Yani katil bu kişiler değildi.

 

İBRE TEKRAR AKRABALARA DÖNDÜ

 

Esnafın ve aile dışındaki insanların suçlu olmadığının anlaşılması üzerine bu defa ibre yakın akrabalara döndü. Bu aileyle kan bağı olan kişilerden DNA örnekleri alınıp havludakiyle karşılaştırılması için Adli Tıp’a gönderildi.  Gelen sonuç ise polisleri, katilin bu soyağacından birinden yani Otan ailesinden biriyle irtibatlı olduğu şüphesine götürdü. Dedektifler, bu aileden katilin profiline uyan 35 kişiyi belirledi. Bunlardan birisinin ise 19 yaşındaki Mete Otan olduğunu tespit etti. Dedektifler Mete Otan’ın evine giderek ertesi gün için hastanede kan, tırnak ve saç örneği alınacağı notunu iletti. 
Uzman polis dedektifleri, genellikle olay yerindeki iz ve delilleri takip eder, herkesten, her şeyden kuşkulanarak sonuca gider. Söylentilerden etkilenmek, bir vatandaş ya da mağdurlar gibi düşünerek hareket etmektir. Genelde, olay yerindeki iz ve delilleri takip 

 

etmek yerine söylentiler takip edilir. Katil aslında olay yerinde sıkıştırılır ve orada yakalanır. Dedektifler olay yerini incelerken katille adeta saklambaç oynar. Eşya ve deliller üzerinde birer gizli ok işareti vardır, bunları iyi okuyabildiğinizde ve sonuna kadar gidebildiğinizde mutlaka katille yüz yüze gelirsiniz.

 

KORKTU VE KAÇTI

 

Ertesi gün 34 kişi DNA için Adli Tıp’ın yolunu tutmuştu ama sadece Mete aralarında yoktu. Polis, şüpheliye iyice yaklaşmıştı artık. Bir ekip Mete’nin evine doğru hareket etti. Mete Otan evde yoktu. Dedektifler genç adamın odasına girerek incelemelerde bulundu. Kül tablası sigara izmariti ile doluydu. Belli ki, gece boyunca odasında sürekli sigara içmişti. Çok tedirgin olduğu açıkça görülüyordu. Mete’nin bu davranışları ile polisler artık soruşturmanın sonuna geldiklerini görüyordu. Polis kül tablasından kriminal laboratuara göndermek için birkaç tane sigara izmariti aldı. Laboratuarda sigaradan alınan DNA ile havludan alınan DNA eşleşince cinayet masası dedektifleri, başardık anlamında “Bingo” dedi. Ancak Mete Otan kimliğinin ortaya çıkacağını anlayıp kayıplara karışmıştı. Ama katil artık belli olmuştu. Sıra katilin ele geçirilmesine gelmişti. Polisin ilk tespitlerinde Mete Otan’ın İstanbul’a kaçtığı öğrenildi. İstanbul’da genç adamın gidebilecek tüm yakınlarının adreslerine baskınlar düzenlendi. Ancak bir netice alınamadı. Cep telefonunu kapatan Otan, adeta sırra kadem basmıştı. Polis, Otan’ın bir hata yapmasını bekledi. Kısa süre içinde genç adam hatasını yaptı. Bir internet kafe de ‘Facebook’a giren Otan’ın bulunduğu yer kısa sürede belirlendi. Urfa’dan yola çıkan cinayet masası dedektifleri Mete Otan’ın sosyal medya için kullandığı internet kafeyi belirleyerek çevresinde önlem aldı. Polis, genç adamı bir parkta gazete okurken yakaladı.

 

NANKÖRLÜK ETTİM

 

Şanlıurfa’ya getirilen Mete Otan ilk olarak, cinayet masası amirinin evlerine geldiğinde ayakkabısını kontrol edip kendi üzerine yoğunlaştığını hissettiğinde yüreğinin cız ettiğini söyledi. Otan, “Beni buldular diye düşündüm. O gece sabaha kadar uyuyamadım. Sigara içtim. Polislerin çok ısrar ederek çalıştıklarını fark ettim. Herkesten kan, kıl ve tırnak örnekleri alınıyorlardı. Çok korktum.” Dedi
Mete Otan, uzman dedektiflere Teyzesi Dilek ile 5 yaşındaki oğlu Cem Akay’ı öldürdüğünü itiraf etti. Teyzesinin kendisine çok iyiliği dokunduğunu belirten katil yeğen, “Nankörlük ettim.” Dedi. Mete Otan teyzesinden para istediğini vermeyince mutfaktan aldığı keskin bir bıçakla boğazını keserek öldürdüğünü anlattı. Küçük kuzeni Cem’i ise olayı gördüğü ve geride tanık bırakmamak için onunda boğazını keserek öldürdüğünü belirtti. Daha sonra teyzesine ait altın kolye, yüzük ve bilezikleri alarak oradan kaçtığını söyleyen Otan, altınları satarak paraya çevirdiğini anlattı.
19 yaşındaki Mete Otan, çıkartıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

 

NOT: aksam.com.tr’de her cumartesi günü ’Olay Yeri’nde bir asayiş olayı yerinde 

inceleniyor, analiz ediliyor. Her pazar günü ise ’Kriminal Oda’da, Türkiye’de yaşanmış cinayet

dosyaları açılıyor. Öyküler gerçek, isimler değiştirilmiştir.

aksam.com.tr

 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER