banner54

Öyle bir hayatları var ki; hiçbir imkana sahip değiller

Şanlıurfa El Ruha Otelinde Mevsimlik Tarım İşçiliğinde işçi sağlığı programı düzenlendi. Düzenlenen programa, yöneticilerin yanı sıra tarım işçileri de katıldı.

Harran Ünivesitesi ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu işbirliğiyle Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Hollanda Büyükelçiliği ve Toros Tarım katkılarıyla yürütülen Mevsimlik Tarım İşçileri ve Ailelerin Sağlığı Geliştirme Programı gerçekleşti.

Düzenlenen seminere katılan tarım işçisi Yasin Avdan yılın 8 ayını il dışında geçirdiklerini ve zor şartlar altında yaşam mücadelesi verdiklerini aktardı. Mevsimlik tarım işçileri sorunlarının konuşulduğu seminerde, mevsimlik işçilere yönelik bazı projeler anlatılırken, seminere katılan mevsimlik işçiler, bu seminerlerin daha önce de gerçekleştiğini ve daha çok mevsimlik işçiye ulaşması gerektiğini söyledi. Zor şartlar altında yaşam mücadelesi verdiklerini söyleyen Yasin Avdan, “16 yıldan beri Şanlıurfa dışına işçi çıkarıp, oralarda çalışmalarına yardımcı oluyorum. Ben dahil tüm işçiler, gurbette çok zorluklar yaşıyor. Gittiğimiz yerlerde iş sahipleri işleri bittikten sonra bizimle ilgilenmiyor. Gideceğimiz zaman da yolda çok zorluklar yaşıyoruz” dedi.

“SOSYAL GÜVENCEMİZ YOK”

Şanlıurfa’dan diğer çeşitli illere çalışmaya gittiklerini ve yapabilecekleri tek işin tarım işi olduğunu belirten Avdan, çalıştıkları yerlerde sağlık sorunlarıyla karşılaştıklarını ve herhangi bir sosyal güvenceye sahip olmadıklarını söyledi. Gurbette sefil bir hayat sürdürdüklerini aktaran Avdan, “Bizler, Şanlıurfa dışına çalışmaya gidiyoruz. Oralarda çeşitli kazalar geçiriyor, olaylarla karşı karşıya kalıyoruz. Çocuklarımız hastalanıyor, biz hastalanıyoruz, hastanelik olduğumuz zaman doktora gidemiyoruz çünkü, bir sağlık güvencemiz yok. Tarım işçilerine yönelik bir sağlık güvencesinin olmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“BASINDAN YARDIM BEKLİYORUZ”

Tarım işçisi olarak, Konya, Eskişehir, Afyon ve Ordu gibi illere gittiklerini belirten Avdan, yaşadıkları zorlukların medya yoluyla gündeme getirilmesini isteyerek, “Çektiğimiz çilelerin gün yüzüne çıkması için, yaşadığımız zorlukların bilinmesi için medyanın bize destek olması lazım. Sürekli tarım işçilerini gündeme getirip, yetkililerin bu anlamda bir önlem almasını sağlamalı. Basın, bu durumlarımız her tarafa yaysın ki; çektiğimiz çileler bilinsin” şeklinde konuştu.

“TOPLUMDAN DIŞLANIYORUZ”

Çalışmaya gittikleri yerlerde, oralardaki insanlar tarafından hor görüldüklerini de aktaran Avdan, Çalışmaya gittiğimiz Konya, Afyon Yozgat gibi illerdeki insanlar tarafından “çingene” olarak tabir ediliyoruz. Bize başka bir gözle bakıyorlar, bizi toplumdan dışlıyorlar ve işleri bittiği gibi taşınmamızı istiyorlar” dedi.

“HAYVAN BARINAĞINDA YAŞIYORUZ”

Tarım işçisi olarak aynı şikayetleri dile getiren Şaha Çiftçisi ise, çalışmaya gittikleri yerlerde hayvanların kaldığı yerlerde kaldıklarını belirterek, “Biz tarım işçisi olduğumuz için kimse bizimle ilgilenmiyor. İlkbahar aylarıyla birlikte 7 çocuğumu da alıp, çalışmaya gidiyoruz. Çalışmaya gittiğimiz yerlerde sağlığımızı nasıl koruyabiliriz ki. Hayvanlarla aynı

ortamı paylaşıyoruz. Hayvan barınağında konaklıyoruz. Çocuklarımızı alıp, ilkbahar aylarıyla birlikte şehir dışına çalışmaya gidiyoruz. Orada yaşadığımız sıkıntıları kimse bilmiyor. İşverenler, işleri bittiği gibi, “hayvanlarımızın yerini işgal ediyorsunuz” diyerek, taşınmamızı istiyorlar” diye konuştu.

“ÇOĞU ZAMAN, KÖPEKLER BÜTÜN YİYECEKLERİMİZİ YİYOR”

Hayvan barınaklarında yaşadıklarını belirten Çiftçi, yaşadıkları yerde kapı olmadığı için köpeklerin içeri girerek, yiyeceklerini yediğini aktararak, “Bütün çamur kire dair ne varsa bizi oralara götürüp, orada yaşamamızı istiyorlar. Biz de çalışmaya gittiğimiz için, orada yaşamak zorundayız. Yaşadığımız yerlerde çoğu zaman kapı olmuyor. Akşamları işten geldiğimizde köpeklerin içeri girip, yiyeceklerimiz yediğini görüyoruz” şeklinde konuştu.

“DEVLET ÇOCUKLARIMIZI YURTLARA ALMIYOR”

Seminere katılan bir diğer tarım işçisi Şükran Elmas ise, çalışmaya gittiklerinde mecburiyetten çocuklarını da beraberinde götürdüklerini söyleyerek, “Biz çalışmaya gittiğimiz zaman çocuklarımızı burada yalnız bırakamıyoruz. Yurtlarda kalması için başvuruyoruz. Devlet, çocuklarımızı yurda almıyor. Devlet çocuklarımızı yurda alsalar, çocuklarımız eğitimlerinden geri kalmaz. Devlet, sadece köyden gelen çocukların yurtta kalmasına imkan sağlıyor. Biz şehirde yaşıyoruz diye çocuklarımızı yurtlara almıyorlar” ifadelerini kullandı.

“BABAM OKUR YAZAR OLMADIĞI İÇİN OKULU BIRAKMAK ZORUNDA KALDIM”

Tarım işçileri yaşadıkları sorunları dile getirirken, bu sorunlardan kaynaklı okulu bırakmak zorunda kalan çocuklar da var. “Babamın okur-yazarlığı olsaydı, okulu bırakmazdım” diyen 16 yaşındaki Kadir Çiftçi, “babamın okur-yazarlığı olmadığı için fabrikalarda babama iş vermiyorlar. Babam çalışmadığı için okulu bırakıp, çalışmak zorunda kaldım. Babamı çalıştırsalardı, ben de şimdi arkadaşlarım gibi okulda olurdum. Şimdi günlük 10 liraya çeşitli işlerde çalışıyorum. Okulu sadece 5 lira okuyabildim” dedi.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER