banner54

Müslüm Baba’nın Ölümünü Annesi Canlı Canlı İzlerken Urfanatik Ordaydı

Müslüm Gürses’in vefat haberi Annesi televizyondan öğrenince ağıtlarla ağlamaya başladı. Fıstıközü köyünde Müslüm Gürses’in camisinde ölüm salası verildi. O anlarda Gazeteniz Urfanatik oradaydı...

Ünlü sanatçı Müslüm Gürses’in bu sabah Hastane tarafından vefat haberi  memleketi Şanlıurfa’da bulunan yakınları gözyaşlarına boğuldu. Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesi Fıstıközü köyünde Müslüm Gürses’in üvey annesi Emine Akbaş televizyonda Müslüm Gürses’in ölüm haberin alınca ağıtlar ile ağlamaya başladı

Geçirdiği by-pass ameliyatının ardından 4 ay boyunca yoğun bakımda tutulan sanatçı Müslüm Gürses’in bu sabah hastane tarafından ölüm haberi verildi.

Emine Akbaş Oğlu Müslüm Gürses ile hastalanmadan önce sık sık telefonda görüştüğünü yıl da bir kere de İstanbul’da ziyaretine gittiğini söyleyen Anne Emine Akbaş, "Hastaneye kaldırıldığı günden beri eşiyle telefonda görüşerek kendisinden bilgi alıyorum.

Emine Akbaş, "Bana hep yardım ederdi. Her ay para gönderir, sık sık telefonla arayarak halimi hatırımı sorardı.

Müslüm Gürses’in babasıyla 34 yıllık evli olduğunu ve eşi Ahmet Akbaş’ı 4 yıl önce kaybettiğini belirten anne Emine Akbaş, Müslüm Gürses’in en son babasının vefatından önce köyüne geldiğini söyledi.

Emine Akbaş, "Oğlum kardeşinin yanına gömülmek istediğini söylüyordu. Kardeşi Ahmet 31 yıl önce vefat etmişti. Eşimi de onun yanına gömmüştük. Müslüm de kardeşi ve babasının olduğu yere gömülmek istiyordu" benim artık burada kimse kalmadı Müslüm oğlum’da öldü ben ne yapacağım dedi."

Müslüm Gürses’in amcası oğlu Ahmet Akbaş "Müslüm’ün ölüm haberini televizyondan yeni  öğrendim daha önce vasiyeti vardı kardeşinin yanında gömülmesi için ama şuan bilmiyoruz Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’de aramış bütün masrafları karşılayacağım demiş"

Müslüm Gürses’in öz teyzesi Seher Erdem" Başımız sağ olsun ne o ne kardeşi gün yüzü gördü. En son konserlerinde gördüm dün muhterem’e telefon ettim durumun sordum ben hastayım zaten benim dilim varmadı sorum cenazeyi nereye getireceksin diye bizim acımız büyüktür dedi.


Müslüm Gürses’in Acı Hayatı

Şanlıurfa’nın Halfeti İlçesi Fıstıközü köyünde doğan Müslüm Gürses, yoksul bir ailenin çocuğu olarak başladığı hayat serüvenin sonunda, kendisine ’’Müslüm Baba’’ diye seslenen çok sayıda sevenini gözü yaşlı bıraktı.

Tedavi gördüğü hastanede bugün vefat eden Müslüm Gürses, şarkılarındaki gibi ’’hüzünlü’’, ’’acı’’, ’’ızdırap’’, ’’kader’’ denilebilecek olaylarla dolu bir yaşam geçirdi.

Kariyerinin büyük bölümünde ’’kenar mahalle’’, ’’varoş’’ müziği yaptığı yönünde eleştirilere maruz kalan Gürses, hemen her türden müzisyenin ve müzikseverin saygısını kazanmış güçlü bir yorumcu, bir ’’fenomen’’ olarak hayata veda etti.

Gerçek adı Müslüm Akbaş olan Müslüm Gürses, 7 Mayıs 1953’te Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, tarım işçileri Mehmet ve Emine Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Bir erkek ve bir kız kardeşi daha olan Müslüm Gürses’in ailesi, bir süre sonra Adana’ya göç etti.

İlkokuldan sonra eğitime devam edemeyen Gürses, terzilik öğrenmesini isteyen babasının karşı çıkmasına rağmen 15 yaşındayken Adana’da bir aile çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılarak, birinci oldu. Müslüm Gürses, Halk Eğitim Merkezi’nde müzik derslerine katıldı.

Kendi deyimiyle ’’İşler iyi gitmediği için’’ çay bahçesinde türkü söylemeyi bırakan Gürses, terzi ve ayakkabı tamir atölyesinde çalışmayı sürdürdü. Bir arkadaşının referansıyla Adana’daki bir gazinoda yeniden türkü söylemeye başlayan sanatçı, mikrofonu bu kez bir daha bırakmadı. Müslüm Gürses, aile çay bahçelerinin yanı sıra Adana’da pavyonlarda sahne aldı.

Şöhret basamaklarını tırmanmak için hazırlanan Müslüm Gürses, o günlerde annesi Emine Akbaş ile kardeşi Ahmet Akbaş’ı toprağa verdi. Öldürülen annesinin katili babası Mehmet Akbaş’tı. Müslüm Gürses, cezaevine giren babasıyla bir daha görüşmedi. Sanatçı, hayatının bu noktasıyla ilgili röportaj vermemeyi tercih ederken, cezaevinden çıkan babası Şanlıurfa’da yeni bir hayat kurdu. Müslüm Gürses, 2010 yılında 75 yaşında vefat eden babasının cenazesinde taziyeleri kabul etti.

TRT-Adana-Çukurova Radyosu’nda her hafta cumartesi günü canlı olarak türküler söylemeye başlayan Gürses, 1968 yılından itibaren piyasaya ilk 45’liklerini çıkarmaya başladı. İlk plağı 1968 tarihli ’’Emmioğlu-Ovada Taşa Basma’’ plağı oldu.

İstanbul’a giden Gürses’in, burada kaydettiği ’’Sevda yüklü kervanlar’’ adlı şarkısı geniş kitlelere ulaştı. Akbaş olan soyadı ’’Gürses’’ olarak değişirken, sanatçı, ikinci çıkışını, 1971 yılında ’’Ben insan değil miyim?’’ ile yaptı.

Gürses’in, 1978 yılında Tarsus’tan Adana’ya dönerken geçirdiği trafik kazasında, kendisinin içinde bulunduğu otomobili kullanan sürücü öldü. Öldüğü düşünülen Müslüm Gürses hastanede yaşama tutundu. Hayatı boyunca izlerini taşıyacağı kazada Gürses’in alnı ciddi biçimde zedelendi ve başına beynini koruyacak plaka takıldı. Bu kazadan dolayı koku alma duyusunu neredeyse tamamıyla yitirdi. İşitme duyusu da ciddi biçimde zarar gördü.

İlk kez ’’İsyankar’’ 1979 yılında çekilen filmle kamera karşısına geçen Gürses, dönemin şarkılı filmlerine uygun bir çok uzun metrajlı filmde rol aldı.

’’Adam öldürmeye hazırım ama cinayet işleyemem’’, ’’Yumurtaya can veren Allah’ım yeşil biberi nasıl yarattın?’’ gibi repliklerin de olduğu bu filmlerde Müslüm Gürses, suça sürüklenen, alkolizmin batağına saplanmış gençleri, acı dolu hayat hikayelerini canlandırdı.

Kariyerinin son döneminde de bir çoğu komedi türündeki filmde, yardımcı oyuncu olarak göründü.

Müslüm Gürses’in, sinema oyuncusu Muhterem Nur ile birlikteliği, kendisi için dönüm noktası oldu. 1982 yılında Adana turnesinde ilk tanışmalarında, ’’Sahneye ilk kim çıkacak’’ kavgası eden çiftin yolları, bir daha ayrılmadı.

Gürses, ’’Esrarlı gözler’’ isimli şarkısını Muhterem Nur için beslediği söylendi. Muhterem Nur ise eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırırken, Müslüm Gürses’in en büyük destekçisi oldu.

Acıların olgunlaştırdığı Müslüm Gürses, ’’Müslüm Baba’’ lakabıyla anılırken, arabesk dünyasında, ’’Ferdiciler’’, ’’Orhancılar’’ gibi, ’’Müslümcüler’’ ismiyle anılan, kendisine tutkuyla bağlı bir dinleyici kitlesi edindi.

Müslüm Gürses, şarkılarında, kendisini umutsuz, çaresiz hissedenlerin hislerine tercüman oldu. Bir röportajında Orhan Gencebay ile arasındaki farkı, ’’Orhan abi bizim pirimizdir. Orhan Gencebay, ’Böyle gelmiş böyle gitmez’ diyor bizse ’Böyle gelmiş böyle gider’ diyoruz’’ diyerek ifade etmişti.

Gürses, 80’li yıllardan itibaren hemen her yıl birden fazla albüm çıkararak sevenlerini mutlu etti. ’’Benim meselem’’, ’’Biz babadan böyle gördük’’, ’’Esrarlı gözler’’, ’’Usta’’, ’’Şu dağlarda kar olsaydım’’, ’’Tanrı istemezse’’ şarkılarının yer aldığı kasetler büyük beğeni topladı.

Konserlerine, zaman zaman kendilerini jiletle kesen marjinal grupların da görüntüleri yansıdı. Bursa’daki bir konserinde bıçaklanan Gürses, kendisini bıçaklayan hayranını affetti.

Geçmişte arabesk şarkıların dışında, ’’Ötme bülbül’’, ’’Şu diyarı gurbet elde’’, ’’Haydar haydar’’ gibi türkü ve deyişleri, ’’Seni ben ellerin olsun diye mi sevdim?’’, ’’Söyleyemem derdimi’’ gibi şarkıları kendi tarzında yorumlayan Müslüm Gürses, kariyerinin son döneminde, müzikal altyapılarına sadık kalarak seslendirdiği, pop ve rock şarkılarıyla geniş kitlelere ulaştı.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER