banner54

Mayınlı Tarlalar Hani Temizlenecekti!

 

  2014’e KADAR TEMİZLENECEKTİ


2009 Yılında Türkiye’nin imzaladığı ve TBMM’nin onayladığı uluslar arası anlaşma gereğince Türkiye- Suriye sınırında bulunan Kıbrıs adası büyüklüğündeki mayınlı araziler 2014 yılına kadar temizlenecekti.   TSK’nın “ben yapmam” dediği ve NATO’yu adres gösterdiği temizleme işi  2014 yılına 8 ay kalmışken henüz başlamamış durumda. Öte yandan Birleşmiş Milletlerin Raporuna göre sınır hattında 1 milyon mayın bulunuyor.

 “MAYINLI ARAZİLER KİME VERİLMELİ” TARTIŞMALARI

2000’li yılların başından bu yana defalarca kolların sıvandığı ancak bir türlü girilemeyen mayınlı araziler daha temizlenmeye başlamadan, “kime verelim” tartışmaları başlamıştı. Suruç, Akçakale, Ceylanpınar ilçelerinde bulunan mayınlı arazilerin temizlenmesi hayalinin gerçekleşmesini beklemeyen vatandaşların girdiği “kime verilmeli” tartışmalarında arazilerin ilk sahiplerine verilme planları ya da organik tarım arazileri olarak kullanma ihtimalleri üzerinde defalarca duruldu. Hükümet ise 50 yıllığına yabancı bir şirkete verme meselesine gündeme getirmişti.  Ancak mayınlı toprakların temizlenmesinin hayalde kalması gibi, temizlendikten sonra ne yapılacağı konusunda da bir belirsizlik yaşanıyor.

TEMİZLENECEK MAYINLI ARAZİLERİN TARIMDA ROLÜ

GAP ile birlikte hayat bulan Urfa’nın çorak topraklarında tarımsal faaliyetler gün geçtikçe artıyor. Urfa tarımda gelirlerinin her yıl biraz daha arttırmayı hedeflerken tarımın daha da geliştirilmesi için yeni çareler aranıyor. Ancak yaklaşık 30 bin dönümlük yıllarca hiç kullanılmayan mayınlı arazilerin temizlenip organik tarıma kazandırılması gündeme hiç getirilmiyor. Mayınlardan dolayı yıllardır kullanılmayan araziler bir çok uzmanın ortak kanaatine göre organik tarım için bulunmaz bir durumda.

 BDP MAYINLI ARAZİLER İÇİN MECLİS ARAŞTIRMASI İSTEMİŞTİ

Hükümetin başlattığı ve her iki tarafın da yoğun bir çaba gösterdiği “Barış Süreci” ile birlikte PKK sınır dışına çekilme kararı aldı. Ancak kararın ardından “Türkiye’deki mayınlı araziler ne olacak sorusu ” yeniden gündeme geldi. Bu sorunun yeniden gündeme gelmesiyle birlikte Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) mayınlı arazilerin temizlenmesi ve mayınlardan zarar görenlerin yasal haklarını alabilmesi için geçtiğimiz günlerde meclis araştırması istemişti.

 CHPLİ TANRIKULU DA MAYINLI ARAZİLER İÇİN KANUN TEKLİFİ VERDİ

Mayınlı araziler için bir çalışma da CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’ndan geldi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Tanrıkulu, geçtiğimiz günlerde Urfa, Hatay, Kilis, Gaziantep, Mardin ve Şırnak illeri ile Suriye Arasındaki Kara Sınırı Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Faaliyetleri ve İhale İşlemleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun teklifi verdi. Tanrıkulu’nun verdiği kanun teklifinin gerekçesi ise şöyle; “İki tarafı mayınlarla çevrili olan Türkiye, Hatay’dan başlayıp Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Şırnak’a kadar uzanan 350 metre genişlikte, 510 kilometre uzunluktaki 178 milyon 500 bin metrekareyi bulan devasa bir alan, kara mayınları dolayısıyla kullanım dışı kılınmıştır.  Ancak 153 ülke içinde Türkiye’nin de taraf olduğu Ottowa Sözleşmesi’ne göre 2014 yılına kadar taraf ülkeler, kendi topraklarını kara mayınlardan tamamen arındırmakla mükelleftirler. Ancak Sözleşmeye taraf olan ülkeler mayın stoklarını imha edip topraklarındaki mayınları temizlemekle birlikte, mayın mağdurlarının durumunu iyileştirmekle de mükellef tutulmaktadırlar. Mayınsız Bir Türkiye Girişimi’nin aktardığı verilere göre Suriye sınırındaki 510 kilometre uzunluğundaki arazide 615 bin 149, Irak sınırında 75 bin 115, İran sınırında 191 bin 428 ve Ermenistan sınırında 21 bin 984 adet mayın var. Gömülü mayınların dahi istatistiği tutulabilirken, 1957’den itibaren mayınlardan dolayı hayatını veya uzuvlarını kaybeden insanların sayısı konusunda kesin bir istatistik yok. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), 2002 ile 2008 tarihleri arasında gömülü kara mayınlarından dolayı asker ve sivil toplam 380 kişinin hayatını kaybettiğini, 1007 kişinin de yaralandığını açıkladı. Mayınlı bölgelerin çeperinde yaşayan ve toprak işletmeciliğinden mahrum kalan köylülerin sınır kaçakçılığına yönelmek durumunda kaldığı ve sınırı geçmeye çalışan pek çok insanın sakat kaldığını veya yaşamını yitirdiğini bilmekteyiz. Esasen bu konuyla ilgili TBMM’nin çok eskilerden beri yürüttüğü çalışmalar bulunmaktadır.  15 Ocak 1957 yılında, dönemin Mardin milletvekili Nurettin Yılmaz ve 45 arkadaşının mayınlı araziler konusunda araştırma kurulma talebini içerin önergede şu ifadeler dikkat çekici olduğu kadar güncelliğini de korumaktadır: “Terk edilmiş topraklarımızın topraksız köylülere dağıtıldığı takdirde, tahminen 4 bin topraksız aile toprak sahibi olabilecek, ekonomik yaşamlarında meydana gelecek değişiklikler nedeniyle kaçakçılık da büyük nispette azalabilecektir. Zira kaçakçılık olaylarında yakalananlar, yaralananlar veya ölenlerin tümünün topraksız ve yoksul olduğu, aç olan çocukları için 40–50 lira karşılığında sırt hamallığını yapan köylüler olduğu anlaşılmıştır. Asıl sermaye çevreleri perde arkasında zavallı yoksulların hayatları ile 40–50 lira karşılığında kumar oynamakta, ama açığa çıkmamaktadırlar. 40–50 lira uğruna kim karısını dul, çocuklarını yetim bırakmayı ve ölmeyi göze alabilir? Bunu göze alabilen yurttaşlarımızın ekonomik ve sosyal nedenleri üzerinde ciddiyetle durmamızda milli yarar olduğu kanısındayız.Söz konusu önergeden dört ay sonra TBMM araştırma komisyonu talebini kabul edip bölgeye milletvekillerinin gitmesine karar verdi. Hatay, Gaziantep, Urfa ve Mardin’de incelemelerde bulunan komisyon üyelerinin hazırladığı rapor, bölgenin bir an önce mayınlardan arındırılması ve toprakların köylülere dağıtılması yönünde kanaat bildirdi. Rapor, Hatay sınırındaki 305 kilometrelik arazi haricinde Antep, Urfa ve Mardin’deki arazilerin tamamen tarıma elverişli olduğunu tespit ederken, şu bilgiyi de aktarıyordu: “Hududun Suriye tarafı ekilmekte, Türkiye’ye ait kısmında aynı toprakların devamı olan 150–1200 metre genişliğindeki alanlar mayınla kaplı ve faydalanma dışı bırakılmış bulunmaktadır. Hududumuz içinde 256.104.743 dekar alan istimlâk edilerek mayınlanmış ve sadece istimlâk bedeli olarak geçmiş yıllarda arazi sahiplerine 483.584.57 lira ödenmiştir. Bu arazinin şimdiki değeri hiç şüphesiz bu miktarın çok üstündedir.Hayatları mayınlarla çevrilmiş olan sınır boyundaki yurttaşlarımızın ekonomik kalkınması için mayınlardan temizlenen arazilerin, öncelikle onların kullanımına açılmasını gerekli görmekteyiz. Bu kapsamda aşağıdaki kanun değişikliği teklifini sunmaktayız.”

 "DÜNYADA MAYINLI ARAZİ SINIRI KALMADI"

Konuyla ilgili açıklamada bulunan CHP İl Başkanı Ferhat Karataş ise, mayınlı arazilerin temizlenmesi için Ottova anlaşmasının bulunduğu ve bu anlaşmaya göre 2014’e kadar temizlenmesi gerektiğini söyledi. Karataş, konuya ilişkin şöyle konuştu:  "bilindiği gibi dünya bunun üzerinde anlaştı  mayınlı araziler ile ilgili  bir Ottowa sözleşmesi var bu sözleşme Türkiye’ye bir imza  koydu.  Ottowa’ya  göre 2014 yılına kadar mayınlı arazilerin temizlenmesi gerekiyor yani bu aslında ulusal arası bir durum. Bu mayınlı arazilerin temizlenmesi gerekiyor. Çünkü dünyada mayınlı sınır araziler kalmadı. Bu anlamda da uluslar arası bir sözleşmede dahili olmazsa kendi yaklaşımımızla kendi insani değerlerimizle mayınlı arazileri temizlemek gerekiyor  hatta bu konu yalnız  mayınlı araziler değil de çeşitli güvenlik nedenleriyle ülke içinde mayınlanmış olan bölgelerinde temizlenmesi gerekiyor.  Onun için hem uluslar arası hem insani haklar boyutunda bunu biran önce temizlemek gerekiyor. Maalesef yıllardır konuşulan özellikle 2002 yılından bu yana daha yoğun bir şekilde Türkiye gündeminde yer alan mayınlı arazilerin temizlenmesi nedense bir türlü yapılamadı bilindiği gibi bir ülkeden bahsedildi o temizlenme karşılığında arazilerin 49 yıl kiralanması söz konusuydu bunu bizim partimiz İsrail ile ilgili bir anlaşmaydı CHP o dönem bu anlaşmayı 5903 sayılı bu anlaşmayı anayasa mahkemesine götürdü ve o anlaşma  iptal edildi. Çünkü bizim de Türkiye’deki bir çok siyasi partinin vatandaşların görüşü de bunu kullanım karşılığı temizleme değil de bir ülkeye verilmesi normal temizleme yapılıp dağıtımını sağlanmasıydı. 

"TEMİZLENİP ÇİFTÇİYE DAĞITILMALIDIR"

Mayınlı arazilerin temizlendikten sonra çiftçilere verilmesi gerektiğini söyleyen Karataş, bu arazilerin temizlenip topraksız çiftçilere dağıtımı seçim bildirgesi olarak yer almıştı partimizin görüşü bu fakat biz daha çok bu bölgede yaşadığımız ve tarımla daha çok iç içe olduğumuz için benim kişisel görüşüm.  Aynı zamanda bölgeden sorumlu GAP tan sorumlu Cevdet Yılmaz bakanımla aynı görüşte olduğunu düşünüyorum.  Bu arazilerde organik tarım yapılmalı yani dünyada şuanda bu nitelikte bu güzellikte bu bakirelikte bulunan  bir arazi daha yok dünyada eşi olmayan bir arazi yıllardır ekilip biçilmemiş, hiç sürüm yapılmamış tamamen doğal haline bırakılmış. Bu bölge özel bir koruma altına alınıp yasaklı bir bölge gibi düşünülüp bunu tahakük edecek çiftçilere organik tarım yapacak çiftçilere dağıtılmalıdır" ifadelerini kullandı. 

 “PETROL ARAMASI YAPILMALIDIR“

Mayınlı arazilerin tarıma elveşrili olmasının yanında petrol olma ihtimalinin de bulunduğunu belirten Karataş, “Cizre’de tam sınır boylarında petrol kuyuları var. Sınırın hemen 50 metre ötesinden başlayuan kuyular var. Bu bölgelerin özellikle petrol varsa alt yapı çalışması yapılması gerekiyor. O taraflarda varsa buralarda da vardır. Bu mayınlı arazilerde petrol araması da yapılabilir” dedi. 


 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER