banner54

Güvenç, İlk Kez Bu Kadar Açık Konuştu.

AK Parti Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Celalettin Güvenç ile kamuoyunun en çok merak ettiği konuları konuştuk. Bunlardan birisi olan 11 Nisan konusunda AVM yapılmayacağının sözünü veren Güvenç, Tugay'ın yerinde de asla betonlaşmaya izin vermeyeceklerini söyledi.

Bugüne kadar Özel İdare ile ilgili gündeme gelen usulsüzlük iddialarına da pek girmeyen Güvenç, bu konuda bu defa daha detaylı konuşma yaparak, defalarca denetim yaptırdığını ve iddiaların asılsız olduğunu belirtti. Güvenç, oy hedefinin ise yüzde 70 olduğunu aktardı.

Şanlıurfa'da yerel seçim süreci iyice hareketlenmeye başladı. Partilerin çoğunun büyükşehir adayları belli oldu. Bunlardan en erken açıklanan AK Parti'nin büyükşehir belediye başkan adayıydı. Valilikten istifa ederek, AK Parti'nin başkan adayı olan Celalettin Güvenç, seçim çalışmalarına da en erken başlayan isim oldu. Dolayısıyla muhalefetin de en fazla eleştirisini alan yine Güvenç'di. İşte Gazete İpekyol'a konuşan Güvenç, eleştiriler karşısında kamuoyunun en çok merak ettiği soruları yanıtladı…

Öncelikle 11 Nisan Meydan projesiyle ilgili görüşünüzü almak istiyorum. 11 Nisan uzun süredir kamuoyunda tartışılıyor. Siz de sivil toplum kuruluşlarını topladınız. Tarafları toplayıp kendi aralarında bir araya getirdiniz. Ama AVM ile ilgili kamuoyunda bir refleks var. AVM denildiği zaman, AVM kelimesi geçen her yerde bir tepki var. Sizden net ve açık bir şekilde AVM olmayacağına dair bir söz beklentisi var sanki kamuoyunun?

Biz 11 Nisan konusunda baştan beri net ve açığız. Bir kere dediler ki, yeşil alan olsun, biz orayı yeşil alan yaptık. Üstünün 3 dönüm, 7 metre yüksekliğinde bir ticari alan 2 bin 500 metre cami dışında tamamı yeşil alan olacak. İlk projemiz budur, oteli saymazsan, ilk düşünülen. Ona çok tepki olmamıştı. Net bir şekilde yeşil alan dedik üstü. 5 buçuk dönümün dışındaki aşağı yukarı 36-37 dekarlık alan yeşil alan olacak dedik. Bunu deklare ettik, projemiz bu dedik. Ve asla dedik Atatürk Bulvarı'ndan 11 Nisan'a araç girişi olmayacak dedik. Bunda hemfikir miyiz? Bunu kamuoyuyla böyle paylaştık mı? Sonradan bu sefer dendi ki, üstün yeşil alan olması yetmez, altına da AVM yapmayın. Araç trafiği aksabilir. Ağaçlar… Onun da dünyada birçok örneği olduğunu gösterdik aslında. Gerekirse çekme mesafeleriyle kenarlarına daha büyük ağaçların dikilebileceğini anlattık. Buna rağmen bir kamuoyu oluşturulmaya çalışıldıktan sonra, biz daha istifa etmeden önce, bakın burada basın müşavirimizin açıklamalarını söylüyorum.

 19 kasımda demişiz ki, basın müşaviriyle o zaman kamuoyunun beklentileri de göz önüne alınmak üzere ileri bir tarihe alınmış ve daha sonra değerlendirilecektir. Kamuoyunu dikkate alacağız demişiz daha 19 kasımda. Bu kent ne zaman ortak akılla çıkacak bir fikirde mutabık kalırsa o zaman demişiz. Çok net. Millete bir şey dayatmayacağız demişiz. Anlatayım. Daha sonraki dönemlerde de burada AVM esnafımız rahatsız ederse bu projeyi değiştiririz, bunun yerine arka tarafa dükkan yapılabilir. Vesaire düşünülebilir. Ama asla kamuoyuna, şehre, insanlara bir şey dayatmayız dedik. Bir kere daha senin huzurunda diyorum, orası iyi bir şehir parkı, yeşil alan olmalıdır. Düşüncemiz budur. AVM ile ilgili bir dayatmamız, kastımız, ısrarımız yoktur. Anlaşıldı mı efendim?

Ama 'AVM bu projede yoktur' demiyorsunuz, 'dayatma yapmayacağız' diyorsunuz?

Nasıl yoktur? Yok diyorum, yapmayacağız diyorum. Daha ne diyeyim? AVM ile ilgili bir kastımız, ısrarımız yok diyorum. Başka ne diyebilirim? Yok diyorum AVM ile ilgili bir şey. Bunu da acaba Bahçelievler esnafımız vs. olumsuz etkilenir mi diye diyorum. Onun üstünün yeşil alan olacağını biz vaat ettik. Taahhüt ettik. Ve kimse görmek istemiyor. Orada biz 56 yapımı, 70 yapımı, asla temizlenemez denilen, çok kötü görüntüler içeren yapıları bakanın desteğiyle işbirliği yaparak, mevcut belediye başkanının desteğiyle halletmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Ve tekrar ediyorum. Asla bir AVM dayatması içerisinde değiliz.

Sadece kot farkına mı işyerleri yapılacak?

Kot farkıyla arkaya dükkan yapılabilir. Ama üstün kesinlikle yeşil alan olarak kalacağını beyan ediyoruz. 21 aralıkta da beyan etmişiz, 19 kasımda da beyan etmişiz. Israrla, demişiz halkımıza soracağız. Böyle bir şey yok. Demokrasilerde bazı dili okumak lazım. Biz bir şeyde ısrar etmeyeceğiz, halkımıza rağmen bir şey yapmayacağız dediğimiz zaman bunu anlaşılır demokrasilerde. Demokrasi kültüründe bu vardır. Biz anlaşılır diye düşünüyoruz. Ama muhalefet maalesef bunun üzerinden, söyleyecek sözü olmayanlar, bakın bunu açık ve net söylüyorum. Bir şehir için söyleyecek hiçbir sözü olmayanlar bazı noktaların üzerine atlıyorlar. Ama millet bizi biliyor. Şanlıurfalı bizi biliyor.

Oradan tugaya geleceğim. Tugayla ilgili sizin hazırlatmış olduğunuz bir proje var. O proje o alanın son hali mi?

Hayır hayır.

Hani bu projenizde beton yok, AVM yok?

Hayır, kesinlikle olmayacak. Hayır kesinlikle 4 bin 300 dönümlük dünya çapında bir rekreasyon alanı, fuar alanı, aranılan, gösterilen, dünyanın değişik ülkelerinde gösterilen, Cavşak Deresi'nin de üstünü açarak, bisiklet yollarıyla, yürüme yollarıyla, belki suni göletlerle… Kesinlikle orası 4 bin 300 dekar dünya çapında bir park yapmak lazım. Ha bunun da askeriyenin Türkiye'nin birçok yerinde yeri var, realize edilemiyor da, sen hayal mi buluyorsun deniyorsa onu da açıkladım biliyorsunuz. 12 bin dönümlük askeriyemizin çok güzel bir yeri var Gaziantep yolunda. 12 bin dönümün 5-6 bin dekarını askeriyeye verebiliriz. 

Geriye kalanı da finansman için kullanılabiliriz. Yukarıda OSB'nin orada. Oranın hukuki sorunlarının çözümü için milli savunma bakanımızla, tarım bakanlığını bir araya getirdik ve çalışmaya başladık. Oradaki işgallerin bitirilmesi vs. temiz olması için, toplulaştırma için bunu biz sağladık. Bakanımıza gittik vekillerimizle. Müsteşarına talimat verdi, şu anda tarım bakanlığıyla ikisi çalışıyor. Ayakları yere basan bir proje; ama projenin içeriği, zenginleştirilmesi elbette zaman alacaktır. Benim kanaatim mevcut derenin çıkarılması ve çok güzel dünya çapında bir parkın yapılmasıdır. Hayallerimizi süsleyen odur.

Sorularımdan bir tanesi Özel İdare ile ilgili. Muhalefet seçimlere kadar bu özel idareyle ilgili belgeler, bilgiler gündeme getirecektir. Biz de zaman zaman bu kurumdaki usulsüzlükleri yazdık, çizdik. Sizin bu konuyla ilgili bugüne kadar çok detaylı bir açıklamanız olmadı. Belki de bu konunun bu kadar spekülatif hale gelmesinin nedeni sizin kamuoyuna yönelik tatmin edici konuşmanız olmadığı içindir. Bize Özel İdare ile ilgili gündeme gelen usulsüzlük iddialarıyla ilgili bir şeyler söylemek ister misiniz? Söyleyeceğiniz şeyler belki de bu konuyu spekülasyon olmaktan çıkarır…

Çok açık ve net bir şekilde söylüyorum, Özel İdare'nin son 2 buçuk yıldaki yaptığı yatırımlar yüz akıdır. Şanlıurfa tarihinin çok önemli hizmetleri bu dönemde yapılmıştır ve Türkiye'de de örnektir. Yani etrafımızda bir sürü il var. 3 bin 500 kilometre aşağı yukarı asfalt, stabilize yol, beton yol, (Siverek'te başlattık) 400'ün üzerinde kuyu ve bunun dışında her ilçeye semt sahaları, spor salonları, en son köy içlerine parke taşı yapılması… Bunu basın mensupları görüyor. 

Burada bir şey var diyenlere o gün ben televizyonda da söyledim. Çok uzağa gitmeyin, Viranşehir yoluna doğru gittiğinizde köylere verilen yolların standardını gördünüz de karayolları ayarında yollar yapıldı. Buradan muhalefete sermaye çıkmaz. Buradan muhalefete ekmek çıkmaz. Buradan bize artı puan çıkar. Çünkü köylü bizi biliyor, yaptığımız işi biliyor

. Yapılamaz denileni yaptınız diyorlar. Onun için köylüye karşı rahatız. 24 saat onlarla beraberiz. Onlarca, yüzlerce örnek var. Kanal Urfa'da Ferhat Bey'e sordum; 2 buçuk sene önce köylere parke yapacağız deseydik inanır mıydınız diye? İnanmazdım dedi. Ama ben medyadan da şunu beklerim. Bu söylenenleri bir sorgulamak lazım. Siz ne yaptınız geçmişte diye. Kaldı ki, İl Özel İdare'nin yapısı gereği, il genel meclisi karar organıdır. İl genel meclisinin başkanı vali değildir.

İl genel meclisi de bazen by pass ediliyor, devre dışı bırakılıyor ama? Mesela kaymakamlara alınmak istenen lojmanlarda olduğu gibi…

Asla. Kaymakamlara alınmak istenen lojmanlarda ben il dışındaydım. Bakın size söyleyeyim. Üç tane kaymakamlık kuruldu. Dediler ki, lojman alalım. Alabilir misiniz dedik genel sekreterimize, alabiliriz dedi. Sonuçta şu kadar bedel. Çok bir şey tutmaz. Alabiliyorsanız alın dedim. Sonuçta devletin kaymakamı buraya gelmiş. Görüştüler, geldiler, vali muavinine hemen talimat verdim ben. Dedim inceleyin, sıkıntılı bir durum olmasın. Çünkü acele yapılan işlerde sıkıntı çıkabilir. Bakın açık söylüyorum.

İçişleri Bakanlığı'ndan neden istenmedi (demeye çalışırken)

Anlatıyorum hepsini. Vali Yardımcısı Şaban Erdoğan'a talimat verdim. Kaymakamlar da müdahil olsun. Beraber gidin, fiyatına bakın, teklifine bakın. Bizi sıkıntıya sokacak bir işlem olmadan bu işi çözün dedim. Ben geldim. Dediler ki, biz seçilen evleri de çok beğenmedik, fiyatları da çok uygun görmedik. Almayın o zaman dedim. Bakın benim 30 yıllık idarecilik hayatımda benimle çalışanlar bilirler. Hiçbir astıma hukuk dışı dayatma yapmam. Birinci talimatım şudur. Kardeşim, ben sana bir talimat verebilirim, hukuk içerisinde bunu değerlendir. Eğer orada kamu menfaatine aykırı, kamu menfaatine zarar oluşturacak, hukuku zorlayan bir şey varsa lütfen beni uyar. Bu bizim yöneticilik anlayışımızdır. Orada da bana söylenir söylenmez, fiyatları uygun görmüyoruz, evleri beğenmiyoruz. Almayın dedim, alınmadı. Alınmamış bir şey için nasıl muhalefet yapılır? Kaymakam lojmanı diye bir şey alınmamıştır. Para harcanmamıştır.

İhale yapılmış ama…

Efendim ben size diyorum. Ben çağırdım genel sekreterimi. Kardeşim bunu alabilir misiniz, yapabilir misiniz, mevzuatınız uygun mudur, olur dediler. Olursa yapın dedim. Benim vali muavinim, benim kaymakamım uygun görmediği için almayalım dedim almayın kardeşim ve alınmadı. Doğmamış bir şey için, efendim teşebbüs vardı, görüşme yaptılar. 

Alınmadı. Biz kimseye illa git mal al demedik. Hatta bu başarıdır bizim için. İdareci olarak bizim orada kimseye bir şey dayatmamız, alım sürecine vali muavinimizi, kaymakamımızı dahil etmemiz gidin bakın dememiz ve onlar istemedi diye alınmaması başarımızdır. Devletten çıkan beş kuruş para yok.

Zaten Özel İdare'den belge getirip şu yolsuzluk, şu usulsüzlük var diyenler bile sizi sorduğumuzda, onun açık talimatı var 'usulsüzlük yapmayın kardeşim' şeklinde. Kurum içerisinde görevini kötüyü kullananlarla ilgili hiç soruşturma başlattınız mı?

Bakın biz dış denetçiye Mehmet Tunçay mali müşavirdir. İçeride biz yanılabiliriz diye ben Mehmet Tunçay'a oradaki müşavir arkadaşa Özel İdare hesaplarını denetle dedim. Denetletmiş bir adamım ben. Özel İdare'nin iç denetim mekanizmaları var. Denetleme komisyonu denetim yapar. Sayıştay ayrıca denetim yapar. 

Mülkiye müfettişleri ayrıca denetim yapar. Bunların hepsinin denetimi yapılmıştır. Ben meclise başkanlık etmemişim. Ben encümenlere başkanlık etmemişim. Ben hiçbir ihale komisyonuna başkanlık etmemişim. Ben ihale odasının girişine, çıkışına kamera koydurmuşum. Şahitsiniz.

 Basından da ricamız şu. Bunlar konuşulurken, anlatan, sallayana diyeceksin ki, özür dilerim sallayan tabirini kullanıyorum, yahu insaf et kardeşim ya. Bu Özel İdare'de neler yapılıyordu 2011'den önce, onu da görüyorduk, şimdiki yaklaşımı da görüyoruz. Bu adam ilçelerde yüzde 20'den aşağı kırımla okul vermeyeceksin talimatını verendir. En az üç kişinin ihaleye katılımını sağlayacaksınız diyen adamdır. İlçelerde her hangi bir sıkıntı olursa, gelin ilde yapın, baskıya boyun eğmeyin diyen adamdır ve bunu uygulayan adamdır. 

Yaptık biz bunları. İhalede sıkıntı var dedi kaymakam, gel oğlum burada yap ihaleni yap dedik. Allah'a şükür bunlardan bize bir şey bulaşmaz. Bulaştıramazlar. Yediğimiz yok, içtiğimiz yok, ha altta ufak tefek küçük sıkıntılar olabilir. Koca bir bütçedir ama global baktığında Özel İdare'deki başarı bizi buraya getirmiştir. Köylüye olan yaklaşımımız bizi buraya getirmiştir. İnsana olan yaklaşımımız bizi buraya getirmiştir.

 İnsana gösterdiğimiz saygı bizi buraya getirmiştir. Halkla bütünleşmemiz bizi buraya getirmiştir. Güneş balçıkla sıvanmaz diyorum. Diyorlar ki, duydum şaşırdım. Bunların yazılmasını isterim ben.

 Efendim muhalefet şerh koyduğu halde borç alınmış Özel İdare'ye. Kardeşim muhalefet CHP, MHP, BDP Türkiye Cumhuriyet bütçesine de karşı oy veriyor. Geçirmeyelim mi bütçeyi? Bu da artıdır bize. Millet bilsin Şanlıurfalı. Gayrimenkul satmayın, kredi almayın, köylüye hizmet etmeyin diye il genel meclisinde bir direnç olmuştur. Direnç olmuştur. Ama AK Partililerin oylarıyla bu hizmetler yürümüştür. Şerh falan değil, muhalefet oy vermiştir muhalefet. Muhalefet, muhalefetliğini yapıyor. Sen muhalefetsin, karşı oy verdin diye hukuksuzluk anlamına mı gelir? Özel İdare'nin genel meclisinin nasıl karar vereceği belli. Kanunda yazıyor, salt çoğunlukla. Bir fazla çoğunlukla geçer ve hukukidir bu. Bunun üzerine, efendim burada karşı oy var, bu çok komiktir. Bu Şanlıurfalı'nın sağduyusuna, aklına saygısızlıktır, en hafif kelimeyi kullanıyorum. Bakın bakın millet burada muhalefet karşı oy verdiği halde bunlar bunu çıkarmıştır. Tabi çıkardım ben ya. Milletin lehine çalışıyorum kardeşim ben. Size uysaydık biz bu yolları yapamazdık. Biz bu yolları yapamazdık size uysaydık. Biz bu kuyuları açamazdık, biz bu parke taşlarını götüremezdik oraya. Burada dükkan varmış, ne yapayım ben dükkanı. Köylüm orada susuzken, köylüm orada yolu yokken, parke taşı yokken… Yaptık biz bunları. Belediyeye geldiğimizde de her türlü imkanı halkın lehine kullanacağız. İstedikleri kadar muhalefet yapsın. Böyle muhalefet anlayışı olmaz. Bu muhalefet değil; bu çamur at, izi kalsın anlayışı. Bu kadar da komik olmaz. Muhalefet karşı oy verdi. Bunu duydum ben bu şehirde. Böyle bir şey olamaz. Bunu Şanlıurfa basınına havale ediyorum. Şanlıurfalı'nın sağduyusuna havale ediyorum bu yaklaşımı.

Ben onu duymadım ama AK Partili il daimi encümenlerinin bazı konulara şerh koyduğunu biliyorum…

Kesinlikle bu konuda Sait Bağlı şu anda genel başkan vekilimiz çalışıyorlar, çıkıp bunları anlatacaklar millete. Bakın kaldı ki, sen karşı oy versen de, şerh versen de önemi yok. Sonuçta bunlar halka açık olarak toplanıyor il genel meclisi. Genel mecliste okunuyor, kararlar veriliyor ve ondan sonra uygulamaya geçiyor. Kapalı çalışmıyor ki, il genel meclisi. Açık olduğunu sizler de biliyorsunuz. Herkesin huzurunda yapıyor. İl genel meclisinden yüzlerce karar çıkıyor. Bir başka manipülasyon. Size de bu servis yapıldı. Efendim 400 bin lira kayıp. Bilmem ne spora malzeme alımı yapıldı; ama ödenmedi. Ben, onu bir sene önce istedim iddiayı yapanları. Çağırdım, gelin bakayım dedim. Meclisten karar çıkmış; ama ödenmiş mi oluyor? Bizden para çıkmış mı? Para çıkmamış, bunun gibi yüzlerce Özel İdare'de karar alınıp ancak ödemesi yapılmayan iş vardır. Ben o evrakın peşine basından önce, sizden önce belki 6 ay önce düştüm. Suruç Gençlik Spor'un Antrenörü Mehmet. Mehmet'i çağırdım, dedi ki, efendim böyle bir karar var; ama bu alınmadı. Tamam, o zaman çağırdım, getirin banka dekontlarını. Ekstralarını getirin. Karardan çıktıysa para, karara göre nerede para? Para çıkmamış. Bunun gibi onlarca taziye evine, vesaireye meclis diyor ki, bütçede ödenek varsa ödeme yapın. Ödemiyoruz. Yolsuzluk mu oluyor o zaman? Belki de benim hatam bunu böyle anlatmadığım için size. Belki de benim hatam.

Dediğim gibi bugüne kadar bununla ilgili detaylı bir açıklama yapmadınız…

Biz mümkün mertebe polemiğe girmek istemiyoruz. Biliyoruz tarzımızı, kavgaya girmek istemiyoruz. Mümkün mertebe diyoruz ki, biz halka hizmet ediyoruz. Biz halkın içindeyiz. Herkes bizi görüyor. Herkes iyi niyetimizi biliyor. Çalışma şeklimizi biliyor. Rüşvetin belgesi mi olur pezevenk dediler. Rüşvetin belgesi olur. O da nedir? Biliyor musunuz? İnsanların yaşantısıdır, halidir, hareketidir. Biz halkın içindeyiz. Biz Ankara'ya gittiğimizde TİGEM misafirhanesinde kalıyoruz. Başka bir yerde kalmıyoruz. Kimseye minnet etmiyoruz. Bugün böyle, yarın da öyle olacak. İstanbul'a gittiğimde kızımın evi yokken gidip İETT'de kalıyordum. Bunlar belgedir, yaşantıdır. Ama biri çıkıp hala çamur atmaya kalkarsa, hala biri derse ki, yahu bu gelirse belediyenin önüne çevik kuvvet gelir, Allah adamın gözünü kör eder. Biz, bu milleti köle yapmışız kendimize. Biz, bu milleti yüceltmeye çalışıyoruz. Asırlık sorunlar, iddia ediyorum, bu coğrafyadaki asırlık devlet yaklaşımını, kamu yönetimini değiştirmeye çalışıyoruz inancımız doğrultusunda. Diyoruz ki, millete efendilik yoktur, hizmetkarlık vardır. Milleti kucaklayacağız. Millete hürmet edeceğiz. Bu milletin gönlü yaralı diyoruz. Türkiye'nin geleceği bu milletin yaralarını sarmaktan geçer.

30 martı sabırsızlıkla bekleyip bir an önce yapmak için sizi heyecanlandıran şey var mı?

Neler yok ki? Tugayın yerinin yapılması, alternatif yolların üretilmesi, konut sorunu, bir an önce yeni imar alanlarının açılması, yeni uydu kentlerin oluşturulması, besi organize bölgesinin taşınması, mağaraların turizme süratle açılması, bunun gibi onlarca… Ben ne diyorum Urfa adamda heyecan uyandırmıyorsa yazıklar olsun. Urfa, öyle bir şehir. Urfa, zorla kabul edecek bir şehir değil belediye başkanlığı. Bunda ne dediğimi anladınız. Hatır için değil, gönül için değil. Urfa'yı isteyeceksin. Ben bu şehre hizmet edeceğim. Ben bu şehri alıp çehresini değiştireceğim diyeceksin. Ve denenmiş bir sürü insan var. Bakın buradan söylüyorum sizin huzurunuzda, biz 3-4 yıl içerisinde Urfa'nın her karış toprağında gözle görülür bir değişiklik yapmazsak özür dileyeceğiz halktan. Halktan özür dileyeceğiz. Bu şehrin o potansiyeli var çünkü.

Son olarak, Urfa hiç olmadığı kadar yerel seçimlerde bir hareketlilik yaşıyor. Bunu en fazla  görüyoruz. Muhalefetin de canlı ve hareketli olduğu bir ortamda iyi bir oyla çıkacağınızı düşünüyor musunuz?

Yüzde 70.


Yüzde 70 mi hedefiniz?

Evet. Bu şehrin Allah'ın izniyle ak kadro ve bize yüzde 70 oy vereceğine yürekten  inanıyorum. Hiç şüphem yok. Onu söyleyeyim. Toplum mühendislerinin çabaları yetmez. Toplum mühendislerinin çabaları yetmez bu işe. Urfa'nın sağduyusu galip gelir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER