banner54

 Doktorluğu Bırakıp Kendini Barış Adadı

Yanına gelen hastaların kan davasından dolayı yaşadıklarını anlatmasından etkilenen Öncel, bununla ilgili bir çalışma başlattı. Bir süre kanlı ailelerin barışması için bireysel olarak çalışan Öncel, dört yıl önce Toplumsal Barışı Sağlama Derneği’ni kurdu. İlk olarak tepki alan Öncel, aileleri barıştırdıkça bu kez övgü almaya başladı. Kısa sürede derneğe bölgenin kanaat önderleri ve aşireti üyeleri ile öğretim görevlisi de üye oldu. Dernekte Öncel’in dışında 117 aşiret üyesi ve kanaat önderi görev yapıyor.

Barış adamı oldu

Şanlıurfa’da dört yılda 50’ye yakın kan davalı aileleri barıştıklarını belirten Şanlıurfa Toplumsal Barışı Sağlama Derneği Başkanı Dr. Feridun Öncel, “Uzun bire süre İzmir’de aile hekimi olarak görev yaptım. Daha sonra Şanlıurfa’ya dönüş kararı aldım. Burada aile hekimliğine devam ettim. Bölgenin en büyük sorunlarından biri de kan davasıdır. Yanıma gelen hastalar kan davası nedeniyle yaşadıklarını kısa da olsa bana anlatıyordu. Tabi ki; yakınlarımdan da bildiğim için, bunun artık son bulması amacıyla kendimi barışa adadım. Doktorluktan istifa edip, kanlı ailelerin barışması için mücadele başlattı. Önce bireysel olarak uğraştım. Aileleri ikna etmekte zorlandım, bazılara sert tepkiler gösterdi. Dört yıl önce ise, derneği kurdum. Dernekte, kanaat önderi, aşiret lideri ve öğretim görevlisi de bulunuyor. Her dinde ve dilde derneğimizin çatısı altındadır” dedi.

“Barış penceresini iğne ile açıyoruz”

Bir aşirete mensup ailenin kan davasına karışması durumunda, tüm aşiretin bundan sorumlu tutulduğunu belirten Öncel, “Bu kan davalarından biye rant sağlayan insanlar bulunuyor. Derneği kurup aşiret liderlerini de yanı alınca, rantçılar rahatsız oldu. Dolayla olarak tehdit alsak ta, bu işin peşini bırakmadım. Bir olay olduğunda hemen yönetim olarak müdahale etti. Hangi aşirete mensup ise, liderleri bir araya getirip, daha fazla büyümeden önledik. Birçok ölümün önüne geçtik. İki tarafta sıkıntı yaşadığı için barışı sağlamak öyle kolay olmuyor. Barış penceresini iğne ile kazıp açıyoruz” diye konuştu. 

“Böyle geleneği kabul etmiyoruz”

Şanlıurfa’nın en büyük aşiretlerinden biri olan 30 köyü içerisinde barındıran ‘Badıllı Aşireti’ lideri Sait Badıllı, “Bir aşiretin lideri olarak böyle bir geleneği kabul etmiyorum” dedi. Kan davası denen örf, adet ve geleneğinin insanlıkla bağdaşmadığını ifade eden Badıllı, “Aşiretimizin Şanlıurfa’da 20 bini aşkın nüfusu bulunuyor. Türkiye genelinde ise 100 bini aşıyor. Kan davalı genellikle hep arazi anlaşmazlığından dolayı ortaya çıkıyor. Bir karış toprak için insanlar ölüyor. Uğruna öldürdüğü toprağa bir gün döneceğini bilmeden karşısındaki insanı gözünü kırpmadan öldürüyor. Bu cahillikten kalma gelenekten vazgeçmeliyiz. Kan davası bir aileyi değil, bütün aşireti etkiliyor. Kan davasının kazananı yoktur. İki tarafta kaybediyor. Sorunlarımızı silahla kan dökerek değil, konuşarak çözmeliyiz. Bende dernek üyesiyim, kan davalı aileleri barıştırmak için çalışıyoruz” dedi

Şanlıurfa merkeze bağlı Bezirce Köyü’nde 2009 yılındaki muhtarlık seçimlerinde amca çocukları olan ‘Babacan’ ve ‘Çetindağ’ aileleri, kavga etti. Mevcut muhtar Ali Çetindağ Babacan ve amcasının oğlu Müslüm Babacan seçimlere girdi. Nesih Babacan seçimleri kazanınca iki aile arasında kavga çıktı. Taşlı, sopalı ve silahlı kavgada Müslüm Babacan hayatını kaybetti, 23 kişi yaralandı, 5 kişi ise sakat kaldı. Kuzenler arasındaki muhtarlık kavgası kan davasına dönüştü.

Köyden göç ettiler

Yaşanan bu olayın ardından seçimler iptal oldu. 300 kişilik Çetindağ ailesi, evlerini, 500 dönümlük arazilerini bırakıp köyü terk etti. Çetindağ ailesinin göç etmesinden kısa bir süre sonra ise, iptal edilen muhtarlık seçimi yeniden yapıldı. Seçimlerde tek aday olan ölen Müslüm Babacan’ın kardeşi Nesih Babacan yeni muhtar oldu.

Arazilerini askerin güvenliğinde ekip biçtiler

Kan davası nedeniyle göç eden Ali Çetindağ ile amca çocukları Reşit Babacan, Mehmet Babacan ve Hamdi Babacan çocuklarıyla birlikte yaklaşık 5-6 ay boyunca Şanlıurfa ve çevre köylerde akrabalarının yanında kaldı. Daha sonra valiliğe başvuru yapan aile, arazilerini ekip biçmek istedi. Ailenin yaptığı bu başvuru değerlendirdi. Ölüm korkusuyla yaşayan aile, jandarma gözetiminde köye gelerek arazilerinde çalıştı. Her an iki aile arasında, çatışma riskinin olması nedeniyle bölgenin ileri gelenleri kuzenleri barıştırmak amacıyla harekete geçti. Şanlıurfa Toplumsal Barışı Sağlama Derneği Başkanı Dr. Feridun Öncel ve yönetim kurulu ailelerle görüşüp yaklaşık 3 yıl süren kan davasını barışla sonuçlandırdı.

Köyün karşısına yeni ev yaptılar

Aradan yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra köylerine geri döndüklerini belirten eski muhtar Ali Çetindağ, “Köyde yaşanan bir muhtarlık seçimi nedeniyle kuzenlerimizle kavga ettik. Hiç yoktan yaşanan bu kavga nedeniyle bir kişi hayatını kaybetti. 23 kişi yaralandı, 5 kişi ise sakat kaldı. Bu kavganın ardından amcamızın çocuklarıyla aramızda kan davası başladı. Hiç uğruna kan davası nedeniyle ailelerim dağıldı. Her birimiz bir yere gittik. Yaklaşık 3 yıl boyunca köye dönemedik. Arazilerimizi askerin güvenliği altında ekip biçtik. Daha sonra barış sağlandı. Köydeki evlerimiz yıkılmıştı. Yeniden bir sorun yaşanmasın diye, evlerimizin yerine köyden yaklaşık bir kilometre uzaklıkta aldığımız araziye 5 adet ev inşa ettik. Mezarımızı köyden taşıdık, yolumuzu ayırdık” dedi.

“Biz de onunla birlikte öldük; pişmanız”

Yaşanan olayda hayatını kaybeden amcalarının oğlu Müslüm Babacan ile birlikte ‘bizde onunla birlikte öldük’ diyen Reşit Babacan, “Hep beraber büyük bir aile olarak birlikte yaşıyorduk. Ama bu kan davası denen yere batası örf, adet ve gelenekler nedeniyle büyük ailemiz parçalandı. İki bölündük. Birbirimize kız alıp vermiştik. Onların kızları bizim yanımızda, bizim kızlarımız da orada. Yaşanan bu kan davasından dolayı torunlarımızı geremez olduk. Barış sağlandı, ama eskisi gibi değiliz. Evlerimizi, köye geliş yollarını bile ayırdık. Aynı yolu kullanmıyoruz. Çok pişmanız. Keşke böyle bir şey olmasıydı. Şimdi değil muhtarlık, cumhurbaşkanlığı seçimi dahi olsa birbirimize düşmeyiz” dedi.

“Çocuklar okula gidemedi”

Kan davasından dolayı köyleri terk edince akrabalarının yanına yerleşen ve başkanın tarlasında çalışmak zorunda kalan Mehmet Babacan ise, “2009 yılındaki kavga hepimizin hayatını kararttı. Olaydan bir gün sonra pişman olduk, ancak her şey artık çok geçti. Köyü terk etmemiz gerekiyordu. Ben 11 kişilik ailemi yanıma alarak, Şanlıurfa’da yakınlarımızın yanına yerleştik. Arazimiz varken, başkasının tarlasında çalışmak zorunda kaldık. Çocuklarımız okula gidemedi. Üç yıl büyüklerimizin mezarına gelip dua edemedik” diye konuştu

“Başka canlar gitmesin diye, barış dedik”

Muhtarlık seçiminde oğlu Müslüm Babacan’ı kaybeden 10 çocuk babası 70 yaşındaki Mustafa Babacan, başka canlar gitmesin diye barış dediklerini söyledi. Karşı tarafın yeğenleri olduğunu ifade eden Mustafa Babacan, “Yaşanan kavgada benim ciğerim yandı. Oğlumu kaybettim. Oğlumun 4 çocuğu ile eşine biz bakmak zorunda kaldık. Bir muhtarlık seçimi bizi birbirimize düşürdü. Bizi birbirimizden ayırdı. Hem onlar hem biz mağdur olduk. Yaklaşık 3 yıl kan davası sürdü. Köylerine gelemiyor, mezarlarını bile ziyaret edemiyordu. Ama araya girenler bizi barıştırdı. Ben onları affettim. Bu kan davasının bitmesini, başka canların gitmesini önlemek için barış dedim. Bir araya gelmesek bile, çok şükür kanlı değiliz” şeklinde konuştu.

“Maddi-manevi zarar gördük”

Yaşanan kavgadan sonra yapılan seçimlerle muhtar olan Nasih Babacan, köyün 20 haneli olduğunu ve 150 kişinin yaşadığını belirterek, “Hepimiz burada bir arada yaşıyoruz. Kardeş ve kuzenleriz. Karşı tarafta daha önce burada yaşıyordu. Ama ne yazık ki; hiç tasvip etmediğimiz bir olayla ayrılmak zorunda kaldık. Onlar köyü terk etti. Birbirimize yıllarca kan güttük. Ancak, daha sonra araya girenler bizi barıştırdı. Köye gelmediler, ama köyün bir kilometre uzaklığına ev yaparak orada yaşamaya başladılar. Barıştık ama yollarımız ayrı, mezarımız ayrı. Keşke bunların hiç biri olmasaydı” dedi. (Mustafa BAYAR)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER