banner54

Diyanet İşleri Başkanı, Siyaset İşleri Başkanı Olmuş”

Tan, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın denetimindeki Diyanet Vakfı tarafından 44 cilt olarak yeniden hazırlanan İslam Ansiklopedisi'nin ciddi çalışma olarak ortaya çıkmasına rağmen içinde gayriciddilik barındırdığını savundu. Tan, "44 cilt içinde bir tek fasıl olarak Kürtlerden, Kürdistan'dan, Kürtçe'den bahis yok. Ama 44 cilt içinde 233 Türk, 51 Arap, 42 Fars başlığı var, fakat maalesef tek bir kelime Kürtler,Kürdistan ve Kürtçe ile ilgili hiçbir şey yok. Bunu neyle izah etmek lazım? Eğer bu Genelkurmay ansiklopedisi olsaydı siyasi mülahazalarla, rejim böyle  düşündü diyebilirdik.  Ama Diyanet İşleri,  İslam, Müslümanlık, din, hak, hukuk, eşitlik, vicdan üzerine kurulması gereken yapıda böyle vahim bir rezaletin izahı yok. Diyanet İşleri Başkanı'nı bunu açıklamaya davet ediyorum. Kürtler mi yok, Kürtçe mi yok, Kürdistan mı yok yoksa Kürtler Müslüman mı değil, dini imanı mı yok? Diyanet İşleri Başkanı, Siyaset İşleri Başkanı olmuştur" diye konuştu.  

MİT Yasa Teklifi'nde, MİT mensuplarının terör örgütüyle görüşmesine yönelik değişiklikle ilgili soruya karşılık Tan, yasal zeminin çerçeve ve boyutlarının net olmadığını savundu. Kendilerine, "Biz bu maddeyle İmralı görüşmelerini, Kandil ile olan diyalogları bir hukuki zemine oturtmak istiyoruz" denildiğini ifade eden Tan, "Bizim istediğimiz zemin bu değil. Bunun varacağı yer; kontrolsüz, denetimsiz ve yetkisiz, her türlü eylemi yapabilen bir yeni büyük  canavar yaratılmasıdır. Bugün İsrail ve ABD'de istihbarat örgütlerinin yapacakları eylemler belli mekanizmaların denetim ve iznine bağlıdır. Devlet adına bu kadar sınırsız yaptırımı ve oluşumu kabul edemeyiz" karşılığını verdi. 

BDP'nin HDP'ye katılımı ile ilgili soruya Tan, sorunun hangi parti tabelası altında toplanmak olmadığını, nasıl bir parti olması gerektiği ve olacağının önemli olduğunu kaydederek, şöyle konuştu:

"Türkiye'deki marjinal solun önderlik ettiği, içinde bolca bulunduğu ama diğer Kürtlerin, dindar, liberal, sosyal demokrat, işadamı, işçi, bu kesimlerin içinde aksesuar olarak kalacakları parti mi olacak yoksa tüm bu dinamikleri kucaklayacak, Kürtlerin Ortadoğu'da  100 yıldır verilmeyen haklarını statüye bağlayacak, Kürdi hassasiyeti yüksek, demokrasi cephesi geniş bir parti olmalı. Şimdi hala Kürtlerin yarısından fazlası AKP'ye oy veriyor. 17 ilde AKP ile başa baş oy almışız. Metropollerde bu bizim aleyhimize, nüfusun yüzde 70-80'i Kürt olan illerde çok daha fark var. Kaybolan oyumuzu nerede arayacağız; Lüleburgaz, Sinop, Samsun, Muğla'da mı arayacağız yoksa Diyarbakır, Van, Malatya, Urfa'da mı arayacağız? Bu tartışma sola kapalı, sosyalizme savaş açmak değil. Sol da sosyal demokrat da olacak ama asli unsur da ihmal edilmeyecek. Kürtler içinde demokrasi ittifakı sağlayamazsanız Türkiye partisi de olamazsınız. BDP-HDP Kürt partisi mi olsun yoksa Türkiye partisi mi olsun? Ama siz hassasiyetinizin yüksek olduğu demokrasi, hak, hukuk, kimlik isteyen Kürtler arasında birlik oluşturursanız, bunu Türkiye'de de sağlarsınız. Etsiz ve isotsuz çiğköfte yapamazsınız. PKK'yı da liderini de yok sayamazsınız. Yok sayarsanız darbe yersiniz. Kimseyi dışarıda bırakmadan, varlığını görerek, doğru siyaseti üretmek önemlidir."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER