banner54

Dershane Taslağı Ocakta Meclis'te

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu Toplantısı sona erdi. Başbakanlık Yeni Bina'da düzenlenen toplantı yaklaşık 7,5 saat sürdü. Toplantının sonunda Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç basın toplantısı düzenledi.

"BAKAN ARKADAŞLARIMIZIN DÜŞÜNCESİ ALINDI"

Arınç'a ilk olarak dershaneler konusu soruldu. Arınç, bu ilk soruya uzunca bir cevap verdi. Arınç ilk olarak, "15 gün evvel Bakanlar Kurulu toplantısından sonra sizlere konu üzerinde görüşüldüğünü, bu konunun dershaneler konusunun tüm paydaşlarla görüşüldükten sonra tekrar ele alınacağını ve kapsamlı bir çalışma yapılacağını ifade etmiştim. Bugün sayın bakanımız bu görüşmelere takiben kendi bakanlık bürokratlarıyla yaptığı çalışmaları tekrar bakanlar kuruluna getirildi. Bu konu üzerinde de tüm bakan arkadaşlarımızın düşüncesi alınmış oldu.

"DERSHANELER HÜR TEŞEBBÜSÜN UNSURLARI"

Bugün bazı basın organları, bazı televizyonlar yoğun bir şekilde dershanelerin kapatılması konusu üzerinde yayın yapıyorlar. Bir defa şunda karar kılalım. Dershanelerin kapatılması diye bir konu gündemde değil. Böyle bir şey iddia etmemek lazım. Yanlışlıkla kullanılmışsa da kullananların tashih etmesi lazım. Dershaneler hür teşebbüsün unsurlarıdır. İnsanlar ticari amaçlarla öğrencilerin üniversite veya fen liselerine meslek liselerine hazırlanırken test çözme tekniklerini ve genel bilgilerini artırmak maksadıyla kurulmuş belki bir takviye kurumlarıdır. Öğretmenleri çalışanları vardır. Öğrencilerden ücret alırlar. O ücret karşılığında masraflarını öderler belki kar ederler belki edemezler. Dolayısıyla insanların bir ekonomik faaliyet olarak yürüttüğü bir çalışmayı kapatmaktan bahsetmek mümkün değil. Doğru da değil. Anayasa buna karşıdır. Kanunlarımız buna karşıdır. Türkiye'nin serbest ekonomik piyasa içerisindeki konumu buna karşıdır." dedi.

"KAPANMA İFADESİ DOĞRU DEĞİL"

Arınç, şöyle devam etti: "Kapanmalarının da kelime olarak doğru olmadığını düşünüyorum. Çünkü nihayetinde birbirlerinin zorlayarak kapanmaya mecbur etmek gibi bir unsuru içerisinde taşıyabilir. O zaman nedir? Çok açık olarak şunu söylemem gerekir. Biz dershanelerin artık bugünkü eğitim siteminde ve geldiğimiz noktada öğrencilerimize takviye ders veren veya metot ve usul gösteren birer kurumlar olarak ihtiyaç kalmadığını düşünüyoruz. İhtiyaç olan şey nedir? Yeni okulların açılması, yeni dersliklerin yapılması ve öğrencilerimizin okul içerisinde bütün bilgilere haiz üniversite imtihanlarına hazırlamak, birer bireyler olmasını temin etmek. Bunu da ancak özendirme ile yapabiliriz. Zorlayarak baskı altına alarak değil. Dolayısıyla bu projenin adı hukuktaki tabiri ile bir dönüşüm projesidir. Yani dershanelerin özel okullara dönüştürülmesi projesidir. Bunu da teşvik etmek için çok tedbirler öngörülüyor. Yani 'evet ben özel okula dönüşebilirim. Öğretmenim var, arsam var, binam var, ben sizin vereceğiniz bir takım teşviklerle tedbirlerle aynen 24 derslikli 30 derslikli bir okul olarak faaliyete başlayabilirim.' Bu noktaya geldikleri takdirde onlar özel okullar olarak hizmetlerine devam edeceklerdir. Yani bir tabirle kolej, bir tabirle de özel öğretim kurumları olarak. Mademki bu özendirilecektir, teşvik edilecektir ve bir dönüşüm gerçekleştirilecektir. Bunun içerisinde baskı unsurlarının olmaması gerekir. Esasen sayın başbakanımızın ta başından beri ifade ettiği gibi buralarda çalışan öğretmenlerin hakkı korunacaktır buralarda çalışan elemanların ister gece bekçisi isterseniz oradaki personelle ilgili bir memur olsun onlar muhafaza edilecektir. Onlara arsası yoksa arsa verilecektir, hatta inşaatlarını yaparken ek teşvikler de gösterilebilecektir."

"HUSUMET GİBİ ALGILANMASIN"

Bütün bunları hükümet olarak kapsamlı bir şekilde düşündüklerini aktaran Arınç, "Bir; 4+4+4 eğitim sistemi, eğitimde bir dönüşüm ve reform sistemidir. 800 bin öğretmenimiz var, bu öğretmenler okul öncesinden başlayarak lise son sınıfa kadar eğitim hizmetlerine katkıda bulunuyor. Bunun 400 binini de hükümetlerimiz döneminde işe başlattığımız değerli öğretmenler teşkil ediyor. Şimdi bu kadar öğretmen 8 yıl 12 yıl boyunca ders öğretmiyor, öğrencilerimize faydalı olmuyor, onların branşları konusunda kendilerine hiç faydaları olmuyor da sadece arada bir gittikleri dershaneler, onlara üniversiteyi kazandırıyor veya fen liselerini kazandırıyor gözüyle bakarsak bu mevcut okullarımıza o okullarımızın fedakar öğretmenlerine yapılabilecek en büyük saygısızlık olur.

"KENDİ ÇOCUKLARIMIZ DA DERSHANEYE GİTTİ"

Şimdi bir eğitimde dönüşüm projesini başlattığımıza göre bu sağlıktaki dönüşüm projesi gibi ulaşımda enerjideki dönüşüm projesi gibi Türkiye'de demokratikleşme sürecindeki dönüşüm projeleri gibi kabul edilmek gerekir. Okullarımız var, öğretmenlerimiz var, kaliteyi artıracağız ve çocuklarımız birer yarış atı gibi sınavdan sınava koşmayacak. O sınavlar için ek dershane hizmetlerine ihtiyaç duymayacak bir noktaya geliyoruz ve geleceğiz. Ama bu dershaneler de çok faydalı işler yaptılar. Bunu da ifade ettim. Kendi çocuklarımız da bu dershanelere gitti. Bir ihtiyacı olduğundan dolayı ikincisi de çevresine bakarak hareket etti. Arkadaşları dershaneye gidiyor kendisinin de gitmesinin gerekli olduğunu düşündü. Üçüncüsü de sosyalleşmedir. Ben arkadaşlarımla bir arada dershanede olacağım, onlarla birlikte gezme fırsatım olacak. Bunu görmezden gelemeyiz. Bir dönüşüm projesini gerçekleştirmek istiyoruz. Bunun doğrudan dershanelere karşı bir husumet gibi lütfen hiç kimse algılamasın" ifadelerini kullandı.

"MESELEYE RASYONEL BAKIYORUZ"

Arınç, meselenin bir diğer boyutunu ise şu şekilde izah etti: "İkincisi; Bu dershanelerin sayısı şu kadar bin. Buradaki öğrencilerin sayısı on binlerce. Peki bu dershanelerin sahipleri, sadece hizmet hareketi diye bildiğimiz sizin gazetelerde cemaat diye yazdığınız, 'cemaat ve hükümet arasında kavga da var canım' diyerek söylemek istediklerinizi bu kapsama koyamazsınız. Bin birimlik dershane varsa hizmet hareketi bunlardan sadece yüzde 22'sine sahiptir. Geriye kalanlar hür teşebbüsün bir araya gelerek kurdukları insani ve ekonomik faaliyetlerdir. Her birisi dershanecilik yaparak bu konuda branşlaşma içerisinde olduklarını ve öğrencilerimizden aldıkları ücret karşılığında onlara hizmet sunduğunu düşünmeliyiz. Yani bu dershanelerin sahipleri arasında farklı düşünceler var, farklı siyasi görüşler var, farklı inanç grupları var ve bu çok da doğaldır. Dershaneler kapatılıyor yandık bittik öldük diyenler sadece bunların şu kadarıdır. Ama diğerleri ile yapılan temaslarda onlar da Türkiye'nin geldiği nokta itibarıyla bir dönüşüme ihtiyacı olduğunu söylüyorlar. Gazetelerde ekranlarda farklı konuşanlar olabilir ama sayın bakanımızın temas ettiği bizim de temas ettiği birçok insan bu dershanelerin özel okullara dönüşme konusundaki teşviklerini ve tedbirlerini benimsiyor, sadece bunun için bir geçiş sürecine ihtiyaçları olduğunu kabul ediyorlar.

"MESELEYE RASYONEL BAKIYORUZ"

Şimdi bu kadar sözün niçin söylüyorum. İki şey için: Biz meseleye rasyonel bakıyoruz. Bir tarafın penceresinden bakmıyoruz. O pencereden bakanlar da yanlış yapıyorlar. Meseleye akılcı bir yaklaşımla ulaşmamız gerek. Çocuk benim çocuğum. Bu milletin evladı. 16 milyon gencimiz bugün lise sona kadar eğitim seviyesinde. Bu dünyanın hiçbir yerinde yok. Avrupa ülkelerinin hiç birisinde 16 milyon öğrenci bulmak mümkün değil. Biz buna karşı nitelikli eğitim vereceğiz. Çocuklarımızı geleceğe hazırlayacağız. Bunun için dershanelerin konumu nerede olmalıdır? Meseleye buradan bakıyoruz. Meseleye buradan bakınca da dershaneler konusunun artık fonksiyonlarını giderek yitirdiğini, onlara ihtiyaç kalmadığını, ikinci bir hamle olarak bunların okullaşma sürecinin başlaması gerektiğini düşünüyoruz. Buna karşı sürekli adeta tehdit noktasına gelen başka bir takım yeni çıkmalarla da hükümet aleyhtarı bir gösteriye dönüşen, bir güç gösterisi haline gelen davranışları yadırgadığımızı söylemek istiyorum. Yakınlıklarımız herkes bilir, ama hükümeti hedef tahtasına koyarak yapmak istemediğimiz hatta aklımızın ucundan bile geçmeyen bir konuyu bizimle bir kavga meselesi haline getirmek bence çok doğru bir davranış değildir."

"TASLAK OCAK AYINDA MECLİS'TE"

Dershane taslağının Ocak ayında Meclis'te olacağını kaydeden Arınç, "Bugün geldiğimiz nokta şudur. Evet, bu mesele halledilecektir. Bunun için taslak son şeklini alacak ve biz Ocak ayında bunun Meclis gündeminin mümkün olması halinde yasalaşması için hükümet olarak sevk edeceğiz. Yani dershanelerin dönüşümü konusu Ocak ayı içerisinde mümkün olursa TBMM gündemine gelecek ve bu yasanın arkasında duracağız. Bu dönüşüm sürecinin sağlıklı olabilmesi için de 2 yıllık süre öngörüyoruz. Yani Eylül 2015. Eylül 2015 demek 2015 – 2016 yeni eğitim öğretim yılının başladığı tarih. O tarihte dershanelerin okullaşma sürecindeki son noktaya gelmesini arzu ediyoruz. Böylelikle ocak ayından itibaren kendini hazır eden dershaneler için daha avantajlı imkanlar teklif etmeyi, ama sonrasında ben henüz hazır değilim, bu hazırlığı ancak 2 yıla kadar yapabilirim diyenlere de yine teşvikler vererek ama bu kadar süreyi de kendilerine tanıyarak bu müesseslerin çözülmesinde fayda gördüğümüzü sayın başbakanımızla birlikte bütün bakan arkadaşlarımız kabul ettiler. Belki önümüzdeki günlerde detayları konusunda sayın milli eğitim bakanımız da sizlere bilgiler sunabilir."

"ŞİMDİ FİTNE ZAMANIDIR"

Arınç sözlerini şöyle sürdürdü: "Bakın ben bir hadisi şerife çok önem veririm. Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Resulullah (as) şöyle bir hikmet buyurmuş: 'Yakında büyük fitneler olacak. O fitnelerde yerinde oturanlar ayaktakilerden, ayaktakiler yürüyenlerden, yürüyenler koşanlardan daha hayırlı olacaktır. Kim o fitne içinde bulunmuş olursa ondan uzak dursun. O zaman bir iltica yeri bir sığınacak mekan bulursa ona sığınsın. Hükümet sözcüsü sıfatıyla yapmamış olayım bu Bülent Arınç olarak benim duyduğum ıstırabın karşısında söylemek istediğim bir konudur. Şimdi fitne zamanıdır. Bu fitneyi çıkaranlar büyütmek isteyenler bu ateşin içerisinde büyük zararlı sonuçlar çıkartmaya çalışanlar için inançları olduğundan emin olduğumdan böyle bir hadisi okumak istedim. Mefhumu muhalifinden şöyle buyuruyor: Fitne çıktığı zaman oturacaksınız yürüyorsanız ayakta duracaksınız koşuyorsanız yürüyeceksiniz yani fitneyi uyandırmadan veya büyütmeden ne doğruysa onu yapacaksınız. Bu sözüm kime. Önce kendime kabul ederim. Asla bir fitnenin unsuru olmak istemeyiz. Böyle bir şeyi de kabul etmemiz mümkün değil. Ama her gün televizyonlarından gazetelerinden kalemlerinden hükümeti hedef tahtasına oturtarak küçücük bir meselesi cihanşümul bir mesele haline getirerek güzel insanların arasını açmaya çalışan birbirlerini Allah rızası için sevenlerin arasına fitne koymaya gayret edenlere buradan istirham ediyorum: Fitnenin aleti olmayalım. Ne biz ne de siz. Bundan sonra söyleyecekleriniz bu ateşi büyütmeye yaramasın, bu ateşin söndürülmesi için herkes elindeki bir bardak suyu döküversin. Sözümün nereye gittiğini herkes çok iyi bilir. Ben kendimi çok kusurlu kabul ederim ama şu ana kadar yapılan yayınlara baktığım zaman okumakta ve dinlemekte zorlanıyorum. Bu yazdıkları çizdikleri yetmiyormuş gibi başka başka yerlerden ta 10 yıl öncesine ait birçok şeyleri çıkartmak suretiyle ha aslında bunlar da vardı diyerek daha heybelerimiz açmadık canım deve yükü elimizde şunlar da var demenin fitneyi büyütmekten fazla faydası yoktur. Büyüklerimiz bu işi bizden çok daha iyi bilirler. Mesele basit bir şekilde halledilecektir. Ne öğretmenler zarar görecektir ne öğrenciler zarar görecek. Ne insanlar ekonomik anlamda mağdur olacaktır. Artık Türkiye'nin 16 milyon genci en iyi eğitim kurumlarında hem fedakar öğretmenlerimizle inşallah bir takım eğitim ve araç gereçleriyle daha iyi bir eğitim alacaklardır. Ocakta yasayı çıkartıyoruz Allah kısmet ederse Eylül 2015'e kadar da dönüşümü tamamlamak için bir süre veriyoruz."

"OCAK AYINDA KAYIT YAPABİLECEKLER"

Arınç, kendisine "Dershaneler ocak ayında kayıt alabilecekler mi?" şeklinde soru yöneltti. Arınç, bu soruya cevaben "Dönüşüm süreci 2 yıldır. Sürecin başında hareket edenler daha avantajlı olacaklar. Ortasında ve en sonunda başvuranlar onlar ikinci derecede teşvikten istifade edecekler. Bunda da haksız değiliz. Ocak ayında öğrenci alabilirler, sınavlara hazırlayabilirler. Çünkü sınav sistemlerinde bir özellikle üniversite sınavlarında değişiklik olmadı. Sınav sistemleri değişiyor sınav sistemlerine uygun da bir dönüşüm yapmamız lazım. Bu çabaları gösteriyoruz." şeklinde konuştu.

"MGK KARARLARI TAVSİYE NİTELİĞİNDE"

MGK kararları tavsiye niteliğinde olduğunu doğrudan uygulanma niteliğinin olmadığını belirten Arınç, "Açık ve net söylüyorum bütün belgeleri inceledik, Bu MGK Kararı Bakanlar Kurulu'nda imzaya açılması, Başbakanlıkça uygulamaya konulmadı. Yok hükmünde muameleye tabi tutuldu.

Şimdi açıklama yapacak ya da yeni belgeler getirecek olanlar varsa bu sözümün karşısına bir şey koymaları gerekiyor. MGK kararları tavsiye niteliğinde olup doğrudan uygulanma niteliği yoktur. Dün, bugün yayınlananların hepsinin tarihlerine baktık. Yani soru şuysa 2004 Ağustos ayında 481 sayılı MGK kararına dayalı olarak, şunlar şunlar yapıldı deniyorsa, bunların hiçbiri doğru değil. Daha öncesinde Sayın Ecevit döneminde, kendisinin imzasını gördüğüm için söylüyorum, yapılan bir şeyler var ama bu karardan dolayı hiçbir işlem yapılmadığını ben size söylüyorum" dedi.(miliyrt)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER