banner112
banner54

Cezaevinden haber var!

KCK Operasyonu kapsamında, 1 Ekim 2010 tarihinde tutuklanarak cezaevine gönderilen BDP Şanlıurfa milletvekili İbrahim Ayhan, cezaevinden Türkiye gündemini değerlendirdi.

BDP il Başkanlığı görevini yürüttüğü esnada yapılan operasyonlarla gözaltına alınan ve ardından cezaevine konulan Ayhan, Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesinden, Başbakanın son zamanlardaki tavırlarına her şeyi değerlendirdi.

BDP Şanlıurfa milletvekili İbrahim Ayhan’la yaptığımız röportajda Ayhan, barış süreciyle ilgili de çarpıcı konuştu.

Mezun olduğu ziraat fakültesinden sonra Eğitim-Sen Şanlıurfa şube başkanlığı yapan Ayhan, daha sonra BDP il başkanlığı görevine getirildi. Yaptığı çalışmalar sonucu parti tarafından vekil seçilmek istenen Ayhan, girdiği seçimlerde yüksek oranda oy alarak BDP Şanlıurfa milletvekili seçildi. Cezaevinde tutuklu bulunması sebebiyle parti ve halkı adına bir şey yapamadığı için üzüldüğünü belirten Ayhan, Türkiye’nin son 8 ayda geçirdiği travmaları tek tek değerlendiriyor.

İşte o röportajın bir kısmı;

Suriye’ye müdahale yapılacak mı?

Bilindiği üzere Suriye’de iki yıla aşkındır devam eden bir savaş yaşanıyor .Suriye’de yaşanan savaş klasik bir iç savaş olmayıp uluslar arası güçlerin dahil olduğu ,giderek derinleştirilen bir boyutta gerçekleşmektedir.Bu anlamda başını ABD ve Rusya’nın çektiği uluslar arası güçler üzerinden bir savaşın sürdüğünü söylemek mümkündür . Kaldı ki ,birçok açıdan bunun açığa çıktığı da görülmektedir.

Son süreçte Kimyasal Silahın kullanımı ile gündeme gelen müdahaleyi de bu kapsamda değerlendirebiliriz .Bu kez ABD ve Rusya’nın şimdilik mütabık kalarak anlaştıklarını ve sıcak bir müdahalenin ertelendiğini görüyoruz . Tüm bu yaşananlar Suriye’yi teslim almaya dönüktür.Zaman zaman bunun yol ve yöntemleri değişebilmektedir.

Suriye’deki Kürtlerin barış sürecine bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Suriye Kürtlerinin ülkemizdeki çözüm ve barış sürecine bakışlarının olumlu ve destekleyici olduğunu düşünüyorum . Uzun yıllar Suriye’deki baskıcı ve anti demokratik uygulamalarıyla Baas rejimi Kürtlerin varlığını hep inkar ederek, faşizan politikalar uygulamıştır. Son süreçte Suriye’de yaşayan Kürtler bu despotik uygulamalara karşı örgütlenerek kendi öz yönetimlerini kurmuş ve bu çerçevede demokratik ve özgür bir sistemin inşasına yönelmiştir.

Buradaki çözüm sürecine de böylesi bir perspektiften bakmaktadırlar.

Barış süreci ne durumda? Baltalandığını düşünüyor musunuz?

Kürt sorununun demokratik ve özgürlükçü çözümü açısından barış sürecini oldukça önemsiyorum. Son iki yüz yıldır var olagelen ve son otuz yıldır da şiddet ve çatışmayla gündemleşen bir sorunu çözebilmek kuşkusuz kolay değildir . Soruna neden olan faktörlerin ortadan kaldırılması dahil olmak üzere birçok boyutu vardır . Kürtlerin dili ,kültürü ve kimliğini özgürce kullanımı önündeki engellerin kaldırılması, demokratik siyasetin önünün açılması gibi acilen yapılması gereken yasal düzenlemelere ilişkin adımların atılması gerekmektedir . Bununla birlikte aşamalı olarak anayasal adımların da atılması – Anadilde eğitim ,statü, vatandaşlık – gerekmektedir . Ayrıca Kürt sorunundan kaynaklı dağa çıkmış PKK’lıların toplumsal yaşama katılımını sağlayıcı adımlar da bu çerçevededir.

Barış ve çözüm sürecine yönelik genel hatlarıyla yapılması gerekenlere baktığımızda hükümetin şu ana kadar somut herhangi bir  adımı söz konusu olmamıştır. Özellikle sayın Abdullah Öcalan’ın öncülüğünde Kürt hareketinin ateşkes ve geri çekilme gibi çok olumlu ve barışçıl adımların atılarak sunulan pozitif zemin çok önemlidir. Buna karşın hükümetin oyalayıcı ve ağırdan alan yaklaşımı süreci sıkıntıya sokmaktadır. Geri çekilmenin durdurulması ,hükümetin bu tutuyla bağlantılıdır. Sürece dair umutların zayıflaması  ve kaygılı olunmasını dokuz aydır hükümetin ciddi bir çalışma ve program sunmaması nedeniyledir.

Kuşkusuz bu tür süreçler doğası gereği gerilimli geçebiliyor. Tıkanma ve durağanlık yaşanabiliyor. Tüm bunları dikkate alan bir yerden sürece yaklaşmak gerekmektedir.

Özellikle demokrasiden ,çözümden ve barıştan yana olanların daha aktif bir şekilde müdahil olmaları gerekmektedir. Toplumun tüm kesimlerinin sorumluluk bilinciyle çözümden ve barıştan yana tutumlarını net olarak ortaya koymalıdır. Herkes durduğu yerden çözmün bir parçası olarak kendini sürece katmalıdır.

Öcalan’ın ev hapsi mümkün mü?

Ben sayın Abdullah Öcalan’ın özgür olması gerektiğine inanıyorum .Özellikle sahip olduğu misyon ve Kürt halkı üzerindeki etkisi nedeniyle başta Türkiye olmak üzere bölgeye çok büyük katkılarının olacağını düşünüyorum. Düşünceleriyle ve pratik gücüyle bu rolünü oynayabilmesi için özgür olması gerekir. Bugünkü konjüktürde bu mümkün olmasa bile bu rolünü yerine getirebilecek olanaklar sağlayabilmektedir. Kendisinin de ifade ettiği gibi stratejik rolünü yerine getirebilmesi barış ve çözüm için koşullarının iyileştirilmesi gerekli kılmaktadır.

Erdoğan’ın son zamanlardaki siyasetini nasıl değerlendiriyorsunuz?

11 yıldır iktidarda olan AKP hükümetinin başındaki Sayın Erdoğan’ın kişiliği hakkında birçok şey söylenebilir. Otoriter ve ben merkezci yönüyle daha çok öne çıkan birisidir. her şeyi kendine ve partisine mal etmeye çalışan klasik devletçi zihniyeti taşıyan özelliklere sahiptir. Bunu daha çok demokrasi anlayışı ve yaklaşımında açığa çıkarmaktadır. Öyleleri ruh halini Türkiye’nin temel sorunlarına yansıtabilecek kadar gel-gitleri söz konusu olabilmektedir. Bu siyaset tarzı ülkede ciddi gerilimlere ve kutuplaşmalara neden olmaktadır. Demokrasi konusundaki idraklı olan kendine demokrat profili güvensizlik yaratmaktadır. Buda başta Kürt sorunu olmak üzere kökleşmiş toplumsal sorunların çözümünü güçleştirmektedir.

Erdoğan , Türkiye’deki olaylardan çok Suriye ve Mısır’daki olaylarla ilgileniyor,bu konuda neler söyleyeceksiniz?  

Erdoğan ve AKP hükümetinin Suriye ve Mısır’daki olaylarla ilgilenmesi ve buradaki siyasetini iç siyasete dahil etmesinin birçok nedeni var. Bunlardan en belirgin olanı yayılmacılığı esas alan ideolojik kimliğidir.Özellikle Mısır’da kendi ideolojik anlayışına yakın duran İhuan hareketini esas almaktadır.Daha açık ve yakın durarak İhuan üzerinden Orta doğuda güç olmaya çalışmaktadır. Diğer yandan iç siyasette de Mısır’a paralel yaklaşımlarıaçığa çıkararak tıkanmayı böylesi bir hamleyle aşmaya çabalamaktadır. Suriye’de de benzer politikalar izlemekle beraber esas tutumunu ,Suriye Kürdistan’ı olan Rojova’daki oluşumun Kürtleri güçlendireceğine dair bir düşüncenin var oluşudur. Rojova’da Kürtlerin statü sahibi olmasını istemediğinden Suriye’deki gelişmelere aşırı ilgi duymaktadır.

Dolayısıyla AKP hükümeti ve Erdoğan taşıdıkları kimlik ve sahip oldukları zihniyetten ötürü Mısır ve Suriye ile yakından ilgilenmektedir.Buradaki gelişmeleri Türkiye gündemine taşıyarak bundan siyaset devşirerek güç olmaya çalışmaktadır. Dikkat edilirse tüm söylemler ve politikler bu çerçevede gerçekleşmektedir.

Şüphesiz bu siyaset tarzını kabul etmek ve onaylamak mümkün değildir.

Özellikle Suriye’ye yönelik izlenen politika çok ciddi tehlikelere yol açabilecek potansiyele sahiptir.Türkiye’nin bu yönlü politikalarını bir an önce terk ederek ,demokratik ve barışçıl yöntemleri esas alan bir yaklaşım sergilemelidir.Suriye’ye askeri müdahale gibi seçenekler dahil olmak üzere çatışmayı ve şiddeti destekleyici politikalardan vazgeçilmelidir.Barıştan ve diyalogdan yana bir tutumu esas almak gerekmektedir.Bu da Suriye’deki etnik ve ‘  ‘ farklılıkların demokratik bir sistem içerisinde bir arada yaşamasıyla mümkündür. (Ali ÇETİNKAYA)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER