banner54

Büyükşehir yönetiminde sorun yaşanabilir

Harran Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Çelik, yeni kurulan büyükşehir belediyeleri ile merkezi yönetim arasında bazı sorunlar yaşanabileceğine dikkat çekti.


MİRBAD Kent Toplum Bilim ve Tarih Araştırmaları Derneği Eğitim Enstitüsü’nce düzenlenen Salı sohbetlerinin bu haftaki konuğu Harran Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Çelik oldu.


"Büyükşehir Belediyeciliği" hakkında önemli bilgiler veren Doç. Dr. Abdullah Çelik, büyükşehirler için özel bir yönetim biçiminin kabul edilmesinde hızlı kentleşme sürecinin ve onun meydana getirdiği olumsuz etkilerin payının büyük olduğuna işaret etti.


Kentleşme hareketinin dünya geneline yayılmasının, 1945 yılından sonra gerçekleştiğini ifade eden Çelik, "Dünya kentleşme oranı 1950 yılında % 29,0 iken, 2007 yılında % 49,8’e yükselmiştir. 1927 yılında 13.648.270 olan Türkiye’nin toplam nüfusu 2012 yılı sonu itibariyle 75 milyon 627 bin 384’tür. Ülkelerin dünya nüfusu içerisindeki payı itibariyle yapılan sıralamada Türkiye 1950 yılında 21. sıradayken, 1975 yılında 20. sıraya ve 2010 yılında ise 18. sıraya yükselmiştir.


Türkiye’nin artan nüfusu, özellikle 1950 sonrasında kentsel alanlarda toplanmaya başlamıştır. 1927 yılında toplam nüfusun sadece % 24,2’si kentsel alanlarda yaşarken, bu oran 2012 yılı sonu itibariyle % 77,2’e yükselmiştir" dedi.


1930 yılında yürürlüğe giren 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun il, ilçe ve belde belediyeleri için bir ayrım yapmadığını ve bütün belediyelere aynı görev ve yetkileri verdiğini hatırlatan Doç. Dr. Abdullah Çelik, bu sistemin özellikle büyükşehirlerde yetersizlikler göstermesinin, 1980’den sonra yeni belediye yönetim sisteminin kabul edilmesinde önemli etkisi olduğunu söyledi.


Alan ve nüfus bakımından büyük yerleşim yerlerinde kentsel hizmetlerin bütüncül ve etkin biçiminde sunumunu gerçekleştirmek için büyükşehir belediyeleri kurulduğunu kaydeden Çelik, konuyla ilgili sohbetinde şunları söyledi:


"Büyükşehir yönetimi ile ilgili ilk düzenleme 1980 askeri darbesinde sonra büyük kentlerin etrafında yer alan küçük belediyelerin tüzel kişilikleri Milli Güvenlik Konseyi’nin 34 no’lu kararında yer alan "büyük kentlerimizin yakınlarında teşekkül etmiş olan belediyeler, aydınlatma, su, kanalizasyon ve ulaştırma gibi hizmetlerin yeterli bir şekilde halka götürülememesine ve kontrolün aksamasına neden olmaktadır" gerekçesiyle kaldırılmıştır. Bu karardan sonra Türkiye’de belediyelerin sayısı 1.700’den 1.580’e düşmüştür.


1984 yılında, 3030 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu kabul edilmiştir. Büyükşehir belediye sistemi uygulamada, başta görev ve yetki paylaşımı, planlama ve mali konularda olmak üzere bazı sorunlarla karşılaşmış ve sistem zaman içerisinde bazı değişikliklere uğramıştır. Bu değişikliklerden biri 2004 yılında yürürlüğe giren 5216 sayılı Kanun’dur. Bu kanun bir yerde büyükşehir belediyesi kurulabilmesi için, büyükşehir sınırları içinde en az üç ilçe veya ilk kademe belediyesi bulunması koşulu getirmiştir. Ayrıca büyükşehir sınırları içinde toplam nüfusu 750.000’den fazla olan il belediyelerin fiziki yerleşim durumları ve


ekonomik gelişmişlik düzeyleri göz önüne alınarak büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür.


Türkiye’de büyükşehir belediyeciliğiyle ilgili en köklü değişiklik 2012 yılında gerçekleştirilmiştir. Bu deşiklik On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la yapılmıştır. Bu kanunda büyükşehir belediyelerinin sınırları, il mülki sınırları olarak kabul edilmiş, il özel idaresi, köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise, belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılacağı benimsenmiştir. Kanun yürürlüğe girdikten sonra Türkiye’de belde belediye sayısı 1 977’den 395’e; toplam belediye sayısı ise, 2.950’den 1.392’e düşmüştür. Bu kanunun sağlayacağı yararların başında belediye gelirlerinin artması gelir. Mevcut durumda büyükşehir belediye sınırları içinde toplanan Genel Bütçe Vergi Gelirleri % 5’i büyükşehre verilirken; yeni kanun bu oranı % 6 olarak benimsemiştir. Diğer taraftan mevcut durumda Türkiye genelinde toplanan Genel Bütçe Vergi Gelirleri % 2.5’i nüfus esasına göre büyükşehir ilçe belediyeleri payı olarak ayrılırken, yeni kanunla büyükşehir içindeki ilçe belediyelerine ayrılan bu pay % 4.5’e çıkartılmaktadır. Örneğin büyükşehirlerin gelirlerindeki artış yüzdesi Şanlıurfa’da 42,86, Antalya 84.55, Muğla 96,52 ve Ankara 5.76’dır. İkincisi, imar bütünlüğü, yani düzenleyici üst imar planları çerçevesinde il çapında uyumlu imar uygulamaları gerçekleştirilir. Üçüncüsü, il sınırları içinde bütünleştirilmiş yerel yönetim birimleri arasında kaynakların kullanımı ve sahip olunacak olanaklar açısından daha adil bir yapı meydana getirir. Dördüncüsü, belediyeler, gelişmiş teknoloji kullanabilir, nitelikli teknik personel istihdam edebilir ve merkezden gönderilecek kaynakları etkin kullanımını sağlayabilir. Sisteme yapılan en önemli eleştiri ise, büyükşehir belediyelerinin sınırlarının il mülki sınırları haline getirilmesidir. Bunun sakıncası, ilçe belediyelerinin etkin kullanılamayacağı ve bu uygulama yerelleşmeye karşıt olarak yerelin merkezileştirilmesi olarak görülür. İkincisi, büyükşehir belediyelerinde il özel idarelerinin kaldırılması karşın, Yatırım İzleme ve Koordinasyon merkezi gibi yeni bir yapının oluşturulmasıdır. Bu yapı ile zaman içerisinde yatırımların planlaması ve uygulanması esnasında büyükşehir belediyeleriyle merkezi yönetim arasında bazı sorunlar yaşanabilir."

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER