banner54

Ayhan, “Saldırılara rağmen barıştan, demokrasiden ve eşitlikten yanayız”
  -Kadir DEVİR-   Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde Sosyalist Gençlik Derneği Federasyonu üyelerine Amara Kültür Merkezinde yapılan bombalı saldırıyı kınayarak Urfanatik gazetesine çarpıcı açıklamalarda bulundu.   Urfanatik Gazetesi muhabiri Kadir Devir’in yönelttiği sorulara cevap veren Ayhan, gençleri kaybetmenin üzüntüsünü yaşadıklarını vurguladı.   Ayhan yöneltilen soruları şöyle yanıtladı:   -NEDEN ÖZELLİKLE SURUÇ SEÇİLDİ?   “ Özellikle Suruç’un seçilmesinin aslında birçok nedeni var. Suruç’ta gerçekleştirilen katliam Kobani’de Rojava’da yaşanan savaşı Türkiye’nin geneline yaymak, Türkiye’de bir kaos yaratmaya yönelik bir amaç söz konusuydu. Bildiğiniz üzere geçen yıl Suruç’ta Kobani sınırında Kobani savaşı süresince burada büyük bir direniş ortaya koyuldu. Özellikle Kobani’de ki halkımızla dayanışma amacıyla buraya geldi ve Suruç büyük bir ev sahipliği yaptı. Suruç Rojava’ya Kobani’ye yönelik oldukça önemli, anlamlı bir yere sahip. Bu katliamın yapılmasının nedenlerinden biri de özellikle Suruç’ta hem Türkiye halklarının hem Kürdistan halklarının Kobani’yle Rojava’yla dayanışmasının önüne geçmek hem de bu süreç içerisinde ortaya çıkan ortak yaşam iradesini birlikte yaşam iradesini kardeşlik köprüsünü ortadan kaldırmaktır.   ‘BU TEKİL SALDIRI DEĞİL’   IŞİD’in kendi başına yapabileceği bir saldırı asla  değil bir takım karanlık güçlerin bölgede ki uluslar arası güçlerin birlikte tasarladığı, planladığı kapsamlı olarak  geliştirilen bir saldırı görüyoruz. Saldırı tabi Türkiye gelişmelerden de kopuk değil Tel Abyad’ın alınmasından, Gri Spi’nin özgürleştirilmesinden birçok boyutuyla değerlendirilmesi gereken ele alınması gereken bir saldırıdır”   -SALDIRILAR NEYİ İŞARET EDİYOR?   “ Özellikle 7 Haziran genel seçimlerinden sonra AKP’nin almış olduğu yenilgi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kendi hedeflerine ulaşamamış olması, devlet başkanlığı gibi bir amacına ulaşamaması şüphesiz bu saldırının içerisinde vardır diyebiliriz bunun da amaçlarından biri hedeflerinden biri bu da olabilir. Bununla beraber daha kapsamlı bir çatışmayı, daha kapsamlı bir savaşı hem Türkiye’de hem Ortadoğu’da yaygınlaştırmaya yönelik bir hedefi olduğunu çok rahatlıkla belirtebilirim. Biliyorsunuz uzun süreden beridir DAİŞ denilen bu terör örgütü özellikle Ortadoğu’da halklara müthiş derecede bir terör estirmekte bir vahşet barbarlığı uygulamaktadır.   ‘KÜRTLER HEDEFLENİYOR’   Son yıllar içerisinde de bu DAİŞ çete örgütüne karşı en fazla direnen, bunun karşısında en fazla mücadele yürüten ve onu bozguna uğratan da Kürt güçleridir. Dolayısıyla bunun yaratmış olduğu kimi rahatsızlıklar da söz konusudur. DAİŞ başta olmak üzere DAİŞ’e güç veren, DAİŞ’i destekleyen bir takım faktörler ve uluslararası bölgesel güçler buradan Kürt bölgesinde Kürtleri de hedefleyerek ve özellikle Kürtlerle dayanışma içerisinde olan, Kürtlerle birlikte ortak bir yaşam mücadelesi içerisinde olanları bu katliamla hedefleyerek savaşı farklı cephelere, farklı alanlara yaymaya çalışıyorlar. Bir nevi intikam, bir nevi halkları birbirine kırdırtmak halkları birbirleriyle önü alınamaz bir çatışmanın içerisine sokmak”   -‘HDP MİLLETVEKİLLERİ SALDIRIDA YOKTU’ AÇIKLAMASI NE İFADE EDİYOR?   “ Bu söylem başlı başına çok sorumlu bir söylem, çok düşmanca bir söylem öldürenleri o katliamları yapanları o zulmü o vahşeti uygulayanları soruşturup, araştırıp bulmaktan ziyade niye daha fazla ölmemişsiniz, niye şunlar ölmemiş gibi bir tutum içerisine girmektir. İnsanın aklının, hafızasının alamayacağı bir şeydir. Hangi açıdan bakarsanız bakın kabul edilebilir bir açıklama değildir bu şekilde sorumsuzca yapılan açıklama ister istemez farklı kuşkuları ve şüpheleri beraberinde getiriyor. Acaba AKP’mi bu işin içerisinde AKP bu iş içerisinde iken hedeflediği bir takım insanlar ve yapılar söz konusudur bu hedefleri yerine getirilmedi bunun hezeyanı mı var, bunun rahatsızlığı mı var? İnsan düşünmeden yapamıyor, böyle bir şey zaten geçmişten beri karşı olduğumuz bir durumdur biz hiç kimsenin ölmesini istemiyoruz, kimsenin burnunun kanamasını istemiyoruz herkesin eşit bir şekilde, kardeşlik hukuku içerisinde barış içerisinde ve özgürce yaşamasını istiyoruz. Burada katledilen insanlar da bu amaçlarla bu niyetlerle buraya gelmişlerdi. Tamamen insani ve ahlaki düşüncelerle buraya Kobani’de ki inşa faaliyetlerine katkı sunmak ve onlarla dayanışma içerisinde olmak için gelmişlerdir. Başlı başına bu niyetle gelen insanların niye bunu içerisinde farklı insanlar ölmemiştir demek insanlık dışı bir tespittir, insanlık dışı yaklaşımdır. Hükümet içerisinde sorumlu bir şahsın böyle bir şey söylemesini kınıyorum bu anlamıyla da özellikle bu katliamla tasarlanan bu katliamla hedeflenen bir şeyin sanki bir bağlantısı varmış gibi bir düşünceye de bizleri sevk ediyor. Daha fazla mı ölelim, hepimiz mi ölelim kendileri mi sadece yaşasın, bizi burada istemiyorlar mı, bunlar gerçekten çok düşündürücü, çok korkunç şeylerdir. Başbakan yardımcısı çıkıp bu olayın sorumlularını bulmaya yönelik bu olayda yaşamını yetirenlere yönelik üzüntülerini acılarını paylaşmaya yönelik konuşması gerekirken ve bunların sorumluları konusunda kendi hükümetlerinin görevlerini yapmadıklarına yönelik bir öz eleştiri vermesi gerekirken niye şu ölmemiş, niye bu ölmemiş deyip öyle düşmanca ilkel bir şekilde bir açıklama yapması normal bir insanın yapabileceği bir açıklama olarak görmüyorum. Olsa olsa IŞİD’le bağlantılı bu olayı gerçekleştirenlerle bağlantılı bir açıklama olarak değerlendirilebilir”   -ÇÖZÜM SÜRECİ NEREYE GİDİYOR?   “ Başından beri biz aslında Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın öncülüğünde başlattığımız çözüm sürecinin ciddiyetle ele alınmasını savunduk bunun için mücadele ettik.  Kürt halkı tarafından, Kürt halkının bileşenleri, örgütleri tarafından da bu sürece çok büyük anlam ve değer biçildi. Kaldı ki Türkiye halkı da yüzde 70-80 civarında bu çözüm sürecinin kalıcılaştırılması ve nihayetlendirilmesini istiyordu. Böylesi bir atmosfer hem Türkiye koşullarında hem de bölgede söz konusu iken hükümetin kendi üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirmemesiyle beraber ne yazık ki beklentileri boşa çıktı. Dolmabahçe sarayında bir mutabakat deklere edildi ve bu mutabakatın yüzde 99’unun sorumluluğu adım atması gereken tarafı da hükümettir ve Türkiye devletidir. Şuana kadar mutabakatın gereği yerine getirilmemiş aksine Cumhurbaşkanı mutabakatı tanımadığını söylüyor.   ‘ÇÖZÜMSÜZLÜK ISRAR EDİLİYOR’ Başından beri bu olayın içerisinde olan her anının bilgisine sahip olan birinin böylesine tarihi bir mutabakat yapılıyorken bilgi sahibi olmaması kesinlikle mümkün değildir. Bu olsa olsa bilgi sahibi değilim, kabul etmiyorum demek masayı devirmektir, çözüm süreci istememek ve çözümsüzlükte ısrar etmektir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı da AKP hükümeti de tüm bu iyi niyetli çabalara çözüm iradesine karşı ne yazık ki çözümsüzlüğü dayatmakta ve son zamanda ülkede yaşanan olaylarda bu çözümsüzlük politikalarıyla bağlantılı bir şekilde yaşanan olaylardır. Suruç katliamı da bu çözümsüzlük politikasının kopuk ve ayrı bir katliamda değildir”   -ŞANLIURFA’DA IŞİD VAR MI?   “ IŞİD çetesinin Şanlıurfa’da kimi yerlerde örgütlendiği, karargah kurduğu,  eğitim yerlerinin olduğu, hastanelerin olduğu söyleniyor. Özellikle sınırlardan insan geçişinin sağladıklarına dair oldukça fazlasıyla iddia var ve buna ilişkin de belgeler de ortaya koyuldu. Şuana kadar da hükümet ne yazık ki bunlara karşı gerekli tedbir almış değil. Kamuoyunu doyurucu, tatmin edici herhangi bir önlem alınmış değil. Akçakale’de ki, Ceylanpınar TİGEM çiftliğinde Suriyelilerin kaldığı bu çete mensuplarının barındığı burada askeri ve siyasi eğitim gördükleri ve sonra da Rojava’da savaşmaya gönderildikleri çokça söylenen bir şey, tüm bunlar bizce de dile getirildi Türkiye’de ki bir takım demokratik güçler tarafından da dile getirildikleri uluslar arası kamuoyunda basın tarafından da dile getirildi. Ancak şu ana kadar da hükümetten  bunların gereğini yerine getirecek herhangi bir adım atılmış değil, aksine bunları inkar etmeye onların olmadığını söylemeye yönelik bir tutum içerisindeler”   -SALDIRGANIN AMACI ROJAVA DEVRİMİNİ KUTLAMASI MIYDI? “ Amaç dediğim gibi Türkiye’de büyük bir çatışmanın yaşanmasını sağlamaktı, giderek bu savaşı Ortadoğu sahasına yaymaktı. Bunlar için ne kadar çok insan ölürse, değişik sansasyonel, skandal nitelikte olaylar ve katliamlar gerçekleşirse o kadar hedeflerine ulaşacaklarını düşünüyorlar. Biz tüm bunlara rağmen barıştan demokrasiden, eşitlikten yana olan güçlerin bu savaşa karşı örgütlenmesini tepki koymasını istiyoruz. Herkes birlik olmalı, mücadelesini hep beraber hep birlikte kardeşlik üzerine demokrasi, özgürlükler üzerine yürütmelidir” https://www.youtube.com/watch?v=LWSmtHZuX3Y&feature=youtu.be  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER