YAŞAMAK İÇİNMİ TÜKETENLERDENİZ, TÜKETMEK İÇİNMİ YAŞAYANLARDANIZ

            Ebetteki Her canlının yaşamını sürdürebilmesi için gıda vb. ürünler üretmek tüketmek için çaba ve enerji sarf etmesi gereken olmazsa olmazıdır.

         Ancak ne yazıktır ki günümüzde kapitalizm sisteminin dayattığı yaşam felsefesi bu amacın dışında Tüketime dayalı yaşam kültürünün doğuşuna sebep olmuştur.

          Oysa insanın fıtratında yaşmak için tüketmenin makbul olduğu bir tüketim kültürü ve inancı vardır.

          Ancak Günümüzde kapitalist sistemin dayatması ile yaşamak için değil Tüketmek için yaşam felsefesinin empoze edildiği ihtiyaç dışı tüketimin hayatın merkez haline getirildiği. bu çağda Tüketim toplumunun güdülen piyonları haline geldik maalesef.

       Kapitalizmin hüküm sürdüğü ülkelerde üretim ve tüketim sürekli arttığını inkâr edemeyeceğimiz bir gerçektir.

        Üretici firmaların sürekli yeni ürünler icat ederek tüketici kuşakların yetişmesine çanak tutmaktadır. Bu üreticilerin ürettiği ürünlere biz tüketiciler olarak hiçbir zaman yetişmemiz 

söz konusu olamaz. çünkü üreticiler bir önceki ürüne yeni bir özellik ekleyerek Sanki hayatımızda olmazsa olmaz bir ürünmüş gibi bu yeni ürünü alıp tüketmemizi reklamlarla medya ile empoze ederek düşünmeden tüketen  Tüketim toplumu olmamızı sağladılar .

        Biz Tüketim toplumunun bireyleri olarak bu arz edilen yeni ürünün artısı ve eksisinin katma değerlerini araştırmadan sorgulamadan yeni ürünü tüketme yarışına girmiş oluyor ve bu kapitalizm sisteminin oyununa gelerek ekmeklerine yağ sürmüş oluyoruz.

        Asla sorgulama ve muhasebeye girmeden gelir gider hesabını göz önüne almayarak o anda gerçekten ihtiyacımız olmadığı ürünleri tüketmiş olmaktayız.

        Mantar gibi biten ATV’mler internet alışveriş siteleri aracılığıyla üretim şirketlerinin bu tür tek düze tüketim kültürünün öncüleri olarak ABD tarzı yaşam şeklini tüm dünya insanlığına benimsetme elçileri olarak bizleri marka bağımlılığına mahkûm etmiş baş aktörler olarak sahnede yerlerini almış bulunmaktadırlar.

  Haliyle Bizim gibi tüketici toplumlarda hızlı bir hayatın yaşanmaya başlanması ile birlikte düşünülmeden alınıp tüketilen ürünlerin hızla tüketilmesi sürekli yeni versiyonlara yönelmesi kargaşası içeresinde tüm enerji ve eforunu bu tüketim furyasına harcayan, biz insanlar da çağın veba hastalığı olan tatminsizlik hastalığı baş göstermekte, buda Günlük yaşamamızın her alanında tatminsizliği yaşamamıza sebebiyet vererek boşanmaların artmasına Haklı haksız olanın hangi kesimin olduğuna bakmadan, güçlünün yanında bulunmamıza Para ve gücün sahiplerine irademizi farkında olmadan bu güç sahiplerine ipoteğe vermemizle sonuçlanmaktadır.

  buda milli manevi değerlerden soyutlanıp düşünmeden günü birlik yaşayan nesiller yetişmesine sebep olmaktadır.

       Bunun sonucunda toplumda okuyan düşünen araştıran kuşakların yerine robot misali güdümlemiş tek düze düşünmeden araştırmadan hızlı yaşamın ürünleri olan Tüketici toplum bireyleri olarak TV. medya, dizi ve iletişim araçları ile beynimize  empoze edilen  sürekli yarıştırıldığımız  şiddet ve cinselliğin hayatımızın merkezine konulmasını sağlayan bu kapitalist sistem  toplumda milli ve manevi değerlerin köreltilmesinin baş aktörü ve sebebidir. Bu sistem bize tüketmeyi düşünmemeyi sürekli yarışmayı doyumsuzluğu sapkın ilişkileri şiddeti çıplaklığı ve anı ve günübirlik yaşatmayı dayatmaktadır.

Peki, biz bu muyuz biz tüketmek için mi yaşıyoruz yoksa yaşamımızı idame etmek adına yaşamak için mi tüketiyoruz.

YORUM EKLE