16 Mayıs 2017 Salı 08:32
Tarım İşçilerinin Çadırlarda Yaşam Mücadelesi

Çalışmak için Şanlıurfa başta olmak üzere çeşitli Doğu ve Güneydoğu illerinden Afyonkarahisar'a gelen mevsimlik tarım işçileri kaldıkları çadırlarda zor yaşam şartları ile mücadele ediyor. Bir lokma ekmek için gün doğumu ile gün batımını tarlalarda geçiren işçiler, akşamları ise elektriği ve suyu olmayan çadırlarda hayata tutunmaya çalışıyor.

Kent merkezine bağlı İsmailköy'de kalan mevsimlik işçilerin verdiği hayat mücadelesi filmlere ve romanlara konu olacak türden. Çoluk çocuk, genç, yaşlı demeden şeker pancarı, patates ve salatalık gibi tarla işlerine giden tarım işçilerinin mesaisi sabah 07.00'da başlıyor. Tarım işçilerinin tarlada olduğu zamanlarda ise her çadırda hem nöbetçi olarak hem de aileleri akşam işten geldiklerinde yemek ve çay yapmak için bir kişi kalıyor.

 Tuvalet ve banyo ihtiyaçları ise derme çatma örtülerle kapatılmış tahtadan yapılan barakalarda giderilmeye çalışılıyor. Elektriğin hiç olmadığı suyun ise metrelerce uzaklıktaki kuyulardan bidon ile yapılan taşıma ile giderilmeye çalışıldığı çadırlarda en zor geçen vakitler ise geceleri oluyor. Tarım işçilerinin en çok şikayetçi oldukları konunun başında ise geceleri soğuktan uyuyamamak geliyor. Çadırlarda erkeklere nazaran en fazla zorluğu çekenler ise kadınlar oluyor. Çadırların yaşam yükünün büyük bir bölümünü omuzlayan kadınlar ekmek ve yemeklerini odun ve tezek ile yaktıkları ateşlerde yaparken, yaşamın olmazsa olmazı olan suyu ise yine bidonlarda ve omuzlarında taşıyarak çadırlara ulaştırıyor. Aldıkları küçük güneş panelleri yetersiz olduğu için çadır sakinleri iletişimin en büyük araçlarından biri olan cep telefonları şehirler arası otogar ve hastaneler gibi yerlerde şarj ediyorlar.

"Çocukların en büyük zevkleri kır çiçekleri toplamak" Aileleri gün boyu tarlarda olan ve yaşları çok küçük olduğu için tarlaya gidemeyen minikler ise top, bisiklet ve kırık oyuncaklarla çocuklarını yaşamaya, vakit geçirmeye çalışıyorlar. En büyük zevkleri çiçek toplamak olan çocuklar topladıkları çiçekleri ise anne ve ablalarına vererek hayatın onlara getirdiği zorlukları kısa süren bir mutlulukla da olsa unutturmaya çalışıyorlar. Büyük bir bölümü okula giden çocuklar çalışma vakti geldiğinde memleketlerindeki okullardan izinli olarak göç ediyorlar ve neredeyse hiç biri karne zamanını görüp sevinemiyorlar.

"Otogara giderek bir gazete aldım ve Türkiye'de olup bitenleri bir gazeteden öğrendim" Yaklaşık 75 kişinin kaldığı çadırların sorumlusu Yasin Yüksel, çadırda yaşantının çok zor olduğunu özellikle de elektriğin olmaması ve yağmurun yağması ve gecelerin soğuk olması ile zorluğun daha fazla arttığını ifade etti. En büyük zorunun elektrik olduğunu yenileyen Yüksel, "Gerek ışık, gerek telefon yok. Hiçbir şeyden haberimiz olmuyor. Burada elektrik olsaydı bir televizyon alırdık mesela geçen sene bizim 15 Temmuz darbesinde hiçbir şeyden haberimiz yoktu. Sabahın köründe bir arkadaş beni aradı 'şöyle şöyle bir şeyler oldu" dedi. Bende hemen otogara giderek bir gazete aldım ve Türkiye'de olup bitenleri bir gazeteden öğrendim" diye konuştu.

Son Güncelleme: 16.05.2017 08:44
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.