banner54

Şanlıurfa'nın Raporu kötü çıktı!

Çocukların kaderi böyle olmamalı

Hayata Destek Derneği ekiplerinin 4 ilde çocuklarla konuşarak kaleme aldığı “Çocuk Hakkı, Çocuk Haklı” raporu, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde Türkiye’deki binlerce çocuğun içinde bulunduğu durumu bir kez daha gözler önüne serdi. 

Hatay, Şanlıurfa, Diyarbakır ve İstanbul’daki Hayata Destek ekiplerinin çocuklardan dinledikleri ise Türkiye’nin çocuk hakları karnesindeki ‘kırıkları’ bir kez daha gözler önünde serdi. 20 çocuğun aktardıklarının paylaşıldığı raporda, savaş nedeniyle yerinden edilmiş İbrahim’in, geçim derdi yüzünden çalışmak zorunda bırakılan Ali ile Muhammed’in, mevsimlik gezici tarım göçüne katılan ailesiyle birlikte aylarca çadırda yaşayan Hatice’nin, eğitimine zorunlu olarak ara vermişken, okula dönme hayalinden vazgeçmeyen Kadriye’nin ve daha birçok çocuğun hikayesi aktarılıyor. 
15 yaşında evliliğe
Rapora göre, 15 yaşındaki Ayşe, konfeksiyon atölyesinde çalışırken tanıştığı yaşıtı başka bir çocukla nişanlandı. Diğer çalışan çocuklarla birlikte katıldığı sosyal aktivitelerine ilk geldiğinde çok çekingendi. Sosyal aktivitelere katılmasına gönüllü olmayan nişanlısı Ayşe’nin kimseyle de konuşmasını istemiyordu. Suriye’den Türkiye’ye geldikten sonra Ayşe, okulu da bırakmak zorunda kalmıştı. Küçük kardeşi Mehmet ile birlikte kağıt toplayarak geçimlerini sağlayan babasına destek olması gerekiyordu. Oyun oynamak, arkadaşlarıyla vakit geçirmek ve okula gitmek yerine aile gelirine katkıda bulunmak onun için daha öncelikliydi. Evliliğinin ardından atölyedeki işini de bıraktı, evde oturmaya başladı. Evlilik ve çalışma hayatıyla birlikte çocuk dünyasından uzaklaşmıştı. En büyük özlemi ise okula gitmekti. 
12 yaşında tarlaya
12 yaşındaki çocuk işçi Kadriye, anne, baba ve üç kardeşiyle birlikte 2015’te Suriye’den yola çıkarak çeşitli zorluklarla karşılaştıktan sonra Türkiye’ye ulaştı. Fiziksel ve sağlık koşulları açısından oldukça yetersiz bir evde yaşamaya başlayan ailede babanın vefat etmesiyle maddi sıkıntılar yaşanmaya başladı ve Kadriye işe başlamak zorunda kaldı. Annesiyle birlikte tarım işçisi olarak çalışan Kadriye yine bir gün tarlaya giderken pamuk taşıyan römorktan düştü ve kolunu kırdı. Kadriye evde iyileşmeyi beklediği o günlerde okula geri dönmenin hayalini kurmaya başladı.
Suriyeli Ahmed’in mesaisi
15 yaşındaki Ahmed, Suriye’deyken başarılı bir öğrenciydi. Türkiye’ye geldiklerinde ise babası iş bulamadı, Ahmed artık öğrenci değildi.  Ailesi için para kazanma sorumluluğu en çok ona düşüyordu, bir terzinin yanında çalışmaya başladı. 
İki kardeşi daha çalışıyor fakat onlar aynı zamanda okula da gidiyor. Evin reisi olduğu için okulu bıraktığını kabullenen Ahmed diğer iki kardeşinin okul giderleri, ev kirası ve temel ihtiyaçların karşılanması için haftanın altı günü çalışıyor. 
Çocukluğunu yaşayabileceği ise yalnızca bir günü var. O da, tek tatil günü olan Pazarları oyun oynamak, yaşıtlarıyla vakit geçirmek için toplum merkezine gelip etkinliklere katılmak. Bütün bir çocukluğunu o bir güne sığdırmaya çalışıyor.
Küçük yaşta stres semptomu
Halid, 14 yaşında bir tamirci çırağı. İki kardeşi var ve onlar da çalışıyor. Ne Halid ne de kardeşleri okula gidebiliyor. Halid haftada altı gününü tamirhanede geçiriyor.
Zonguldaklı Ali
Ali’nin hikayesi de çok farklı değil. Zonguldak’ta yaşayan Ali, bir gün kucağında bir bebekle derneğin etkinlik yaptığı çadıra yaklaştı. 10 yaşındaki Ali, alana gelmediğinde tarlaya gidiyordu. ‘Yerdeki fındıkları topluyorum, çömelmekten bacaklarım ağrıyor’ diyordu. Ali ya tarlada 11 saat çalışıyor ya da kamp alanında 12 saat tek başına kalıyordu.

Kaynak :Milliyet 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER