'Vallahi Dünya İçin Allah Demem'

Mana Aleminde bir gönül eri Terzi Baba (Muhammed Vehbi) Hazretleri.

Anadolu'da yetişen büyük velilerden olan terzi babanın İsmi Muhammed Vehbi’dir. Hayyât Vehbî diye meşhurdur. Babasının adı Fazıl zade Abdurrahman’dır Terzi Baba’nın erkek çocuğu olmadığı için soyu kızları ile devam etmiştir. Mesleği terzilik olduğu için Terzi baba diye nam salmıştır. 1778 senesinde Erzincan’ın merkeze bağlı Sarıgöl köyünde doğdu. 1848 senesinde Erzincan'da vefat etti. Dergâhının olduğu yere defnedildi. Bugün burası Terzi Baba Mezarlığı diye anılmakta, mezarlığın ortasında türbesi bulunmaktadır.



Terzi baba gençlik yıllarında kadiri tarikatına intisap etmiş uzun yıllar kadiri zikri üzerine manevi hayatını devam ettirmiştir. kırk yaşlarına doğru Nakşibendi tarikatına intisap ederek tasavvuf hizmetine Mevlana halidi bağdadinin halifesi olarak devam etmiştir. Bu süreç boyunca birçok insanın tasavvufa girmesine vesile olmuş birçok mürit ve halife yetiştirmiştir.

Terzi Baba temel dini bilgilerini tahsil ettikten sonra terzilik öğrenmeye başladı. Mesleği icra ederken ibadeti terk etmez, her iğneyi kumaşa geçirip ilmik atarken zikir halinde işini icra ederdi nefsinin arzu ve isteklerini yapmamaya gayret eder nefsi ile sürekli mücadele içeresindeydi.



 Mevlânâ Hâlid-i Bağdadi’nin halifelerinden Şeyh Abdullah Mekkî Efendiye talebe oldu. Nefesle mücadele ve riyazette çok ileri derecelere ulaştı. Abdullah Mekkî Efendi, ona icazet verdi. Terzi Babanın en büyük aşkı fakir ve gariplere olan aşkıydı garip ve fakirleri çok sever kollar ve gözetlerdi.

Bir gün Erzincan'a seyyah fakirlerden birisi geldi. Üzerindeki aba çok eski olduğu gibi, ele alınmayacak kadar kirli idi. Bu zât abasını diktirmek için şehirdeki terzileri tek tek gezdi. Fakat müracaat ettiği bütün terziler bu isteğini geri çevirerek bu abayı dikmediler.  Son gittiği terzi şurada Terzi Baba var. Ona götür, o diker." dedi.

Terzi Baba ona; "Abayı bırak, inşallah yarına hazırlarım." dedi. Terzi Baba abayı alıp, tertemiz yıkadıktan sonra dikti. Ertesi gün o fakire elbisesini teslim etti. O garip seyyah Terzi Baba'ya nazar edip, Allahü teâlânın sevdiklerinin sohbetine kavuşması için kalben dua etti. Bu günlerde Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleri, halifelerinden Abdullah Mekkî Efendiyi irşad için Anadolu'ya göndermişti. Erzincan'a yaklaşınca, yanındaki arkadaşlarına; Burada bir zatın bizde emaneti vardır." demişti. Abdullah Mekkî Efendi, Erzincan’a geldiğinde insanlar ziyaret için akın etmeye başlamıştı bu kalabalık insan seli arasında terzi babada vardı.



Abdullah Mekkî Efendi, hiç görmediği ve tanımadığı Terzi Baba huzurunda görür görmez ayağa kalktı. Dâvet ederek yanında oturtup başköşede yer verdi ve terzi babaya "Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinden taşıdığımız bizde bulunan bir emanet var. O emanet senindir Kabûl buyurursan sana teslim edeyim." dedi. Terzi Baba da; "Siz bilirsiniz efendim, maddî menfaatse; dünyâ için Allah demem." cevâbını verir. Bu cevabı alan Abdullah Mekkî Efendi  "Oğlum, sen bulacağını buldun. Teslim edeceğim emânet seni dünyâ sevgisinden kurtarmaktan başka bir şey değildi." buyurarak, Terzi Baba'ya himmetle nazar etti. Şâh-ı Nakşibend Behâeddîn-i Buhârî hazretlerinin yolunda terbiye edip, kemâle ermesine vesîle oldu. Terzi Baba'ya hilâfet verip, Allahü teâlânın kullarına, Allahü teâlânın dînini öğretmek ve mârifetullaha kavuşturma görevi verdi böylece Terzi Babanın Mânevî feyzler deryasına dalma yolu açılmış oldu.

Bu yaşananlardan sonra, Terzi Baba'nın öğrencilerinin sayısı günden güne arttı. Bu hâli çekemeyenler, onun hakkında dedikodu etmeye başlayınca beldenin müftüsü Terzi Baba'yı imtihân için dâvet etti. Orada büyük bir ilim meclisinin toplandığını gördü. müftî efendi ona; "Biz seni imtihan için dâvet ettik. Hakkınızda birçok dedikodu yapılıyor. dedi. Sonra Sıfat-ı sübûtiyyenin kaç tâne olduğunu sordu Terzi Baba hakîkati ortaya çıkarmak için; "Allahü teâlânın, bu şehirde yaşayanlara göre yedi, diğer beldelere göre sekiz tâne sıfat-ı subûtiyyesi vardır. Bu beldeye göre Allahü teâlânın Subûtî sıfatları şunlardır: İlim, Semi', Basar, İrâde, Hayât, Kelâm ve Tekvîn. Bu şehre göre Allahü teâlânın Kudret sıfatı yoktur. Çünkü bu şehir insanları Allahü teâlânın Kudret sıfatını inkar etmektedirler. Eğer bu şehrin insanları Allahü teâlânın Kudret sıfatına inansalardı, Allahü teâlâ bir ümmî kulunda, insanlara doğru yolu gösterme kâbiliyetini yaratmaya kâdirdir, derlerdi." cevabını verir vermez, orada bulunanlar, Terzi Baba'nın ilm-i ledünnîye sâhip, kâmil bir zât olduğuna kanaat getirip, ellerine kapanarak af dilediler. Ona gereken ikram ve hürmet gösterdiler.



Terzi Baba, Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretleri’nin halifesi olarak Erzincan’da uzun yıllar boyunca irşad görevini ifa eder, gönüllere taht kurar, birçok insanın hidayete ermesine vesile olur.  Hafız Rüştü Efendi, Leblebici Baba, Hacı Mustafa Fehmi en önemli mürtlerindendir. Geride bıraktığı bir de eseri vardır, mesnevi tarzında yazılmış Kenzu’l Fütuh ya da Miftahu’l Kenz

'Vallahi dünya için Allah demem'

diyen Terzi Baba Hz.'nin türbesini ziyaret etmek nasip oldu elhamdülillah Rabbim oranın manevi havasından teneffüs etmeyi herkese nasip etsin inşallah.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.