ŞAİR NÂBİ’NİN HİKAYESİ

Nabi , 1642 yılında Urfa’da doğar.Urfa’nın tanınmış ailelerindendir. İyi bir eğitim görmüştür.Arapça’yı ve Farsça’yı çok iyi bilir. Devrinde “ Sultanü’ş-Şuara “ diye anılmıştır.

Nabi ile ilgili, 1678 yılında hacca giderken yaşadığı rivayet edilen bir hadise vardır.

Nabi, zamanın Paşalarından biri ile hacc’a gitmek üzere yola çıkmışlar. Hz. Muhammed (S.A.V.)’in aşkı ile yana yana Medine şehrine doğru revan olmuşlar. Şehre yaklaştıklarında Hz. Peygamber’in Ravzasının yemyeşil kubbesi görünmeye başlamış.

Rasulüllah’ın kubbesinin görünmesine rağmen deve üzerinde bulunan paşanın ayaklarının, mübarek şehire doğru uzatılmış olduğunu gören Şair Nabi Efendimizce yaklaşmanın mutluluğu ve O’na olan aşkıyla yanarak kalbindeki alevi yanındaki paşaya dönerek şöyle dışa vurmuş:

***********************************

Sakın terk-i edebden, Gûy-i Mahbubi Hüdadır bu

Nazargâh-i ilâhidir makam-ı Mustafa’dır bu.

 

Felekte mâh-ı nev Babu’s-Selâm’ın sîne-çâkidir,

Bunun kandili cevzâ, matla-ı nûr-u ziyâdır bu.

 

Habib-i Kibriyâ’nın hâb-gahidir fazilette,

Tefevvuk-kerde-i arş-i cenâb-ı Kibriyâ’dır bu.

 

Bu hâkin pertevinden oldu deycûr-i âdem zâil,

İmadın açtı mevcûdât-ı çeşmin tûtiyadır bu.

 

Murâât-i edeb şartıyla gir Nâbi bu dergâha,

Metef-i kudsiyândır cilvegâh-ı enbiyâdır bu.

**********************************

Şair Nâbi bu sözleri söylerken paşa edeble toplanarak söylenilenleri son derece dikkatle dinlemiş. Sonra da Nâbi’den söylediklerini bir defa daha tekrar etmesini istemiş.

Nâbi, paşanın arzusunu yerine getirince bu defa paşa büyük bir heyecanla Nâbi’ye

 

- Nâbi hayvandan inelim, demiş,

Deveden inmişler. Rasulüllah’ın mezarına yaklaştıklarında, Efendimiz’in mescidinin müezzinleri minareden şair Nâbi’nin biraz önce yolda paşaya karşı söylediği Nât-ı söylemeye başlamış.

Sakın terk-i edebden kuy-ı mahbub-ı Huda’dır bu

Nazargah-ı Ilahi’dir makam-ı Mustafa’dır bu

( Terk-i edeb: Edebi terketmek )

( Kuy-ı mahbub-ı Huda:ALLAH (c.c.)’ın sevgilisinin beldesi )

( Nazargah : Bakılan yer )

Müezzinin sesini duyan Nâbi şaşırmış. Paşaya dönerek.

- Paşam, müezzinin okuduklarını duyuyor musun? Benim biraz önce sana söylediklerimi söylüyor.

Bu sözlerden sonra Nâbi koşarak Harem-i Şerif’in minaresinin dibine, varmış, Müezzin Efendi minareden inince heyecanla müezzine bu okuduklarını kimden öğrendiğini sormuş. Cevap alamayınca, okuduklarını kendisinin biraz önce söylediğini, söylediklerini de arkadaşından başka duyanın olmadığını söyleyince müezzin olayı heyecanla şöyle anlatmış:

Ben sabah namazını kılınca uyuyakalmışım. Rüyamda Rasulüllah (S.A.V.)’i gördüm. Bana “Ümmetimden Peygamber Aşığı Nâbi geliyor. Minareye çık da kendisinin söylediği Nât ile karşıla” buyurdular.

Bende Rasulüllah’a olan övgünüzle sizi karşıladım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.