banner54

'Suriye'de muhaliflere yönelik her operasyon DEAŞ ve Esed'i güçlendirir'
 Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kanal 7'de katıldığı "İskele Sancak" isimli programda gündeme dair soruları yanıtladı.


Başbakan Davutoğlu, 2 Kasım sabahı iktidar olması neredeyse kesin olan partinin AK Parti olduğunun altını çizdi.

Bugünkü siyasi tabloya ve anketlere bakıldığında AK Parti'nin olmadığı bir hükümetin imkansız olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "İnşallah tek başına hükümet olacağız ama başka bir ihtimal olsa da AK Parti mutlaka lokomotif olacak. Şu andaki bütün veriler tek başına iktidarımıza işaret ediyor. Tabii rehavet göstermemiz mümkün değil. Dolayısıyla bizim vadederken diğerlerinden farkımız şu: Diğerleri sorumluluk taşımadıkları bir gün için vadediyorlar. Biz ise 2 Kasım'da yapacağımız şeyi vaat etmek zorundayız. Biz yapmadığımız zaman bizden hesap sorulur ama iktidar olamayacak birine, olmamış olan birine 'niye bu vaadi verdin' diye hesap sorulmaz" diye konuştu.

Bu seferki CHP ve HDP'nin seçim vaatlerini nasıl değerlendirdiği sorusu üzerine Davutoğlu, şunları söyledi:

"Biraz fazla abartılmış olduğunu düşünüyorum. Eğer bir etkisi olmuş olsaydı Cumhuriyet Halk Partisi herhalde yüzde 25'lerde daha önceki bulunduğu oranlara takriben kalmazdı. Yani çok büyük bir etkisi kitlesel düzeyde olmuş olsaydı, vaatler önemlidir ama halkımız oy verirken sadece vaatlere bakmaz, güven ve istikrara bakar."

"YSK'nın yetkisi var"

Seçim sandıklarının taşınması ile ilgili tartışmalara ilişkin Davutoğlu, "Anayasa'nın 79. maddesi ile Yüksek Seçim Kuruluna (YSK) verilen net bir yetki var. Belli şartlarda YSK sandıkların nerede, hangi mekanda olacağı ile ilgili nihai yetkiye sahip" dedi.

Davutoğlu, "Şartlar neyi gerektiriyorsa ona karar veriliyor. Türkiye'de de şu anki şartlar neyi gerektiriyorsa ona karar verilir. Buna YSK karar verir. Biz AK Parti olarak YSK'nin verdiği kararı hukuken de doğru buluruz, o kararın gereğini de yaparız" diye konuştu. AK Parti istediği için YSK'nın böyle bir karar vermediğine işaret eden Davutoğlu, kararın tamamen YSK'ya ait olduğunu belirtti.

"Operasyonlar demokrasi için yapılıyor"

Operasyonların demokrasi için yapıldığına vurgu yapan Davutoğlu, "Halkımızın özgür iradesini ortaya koyabileceği şartların sağlanması için yapılıyor. Onun için rahatsız oluyorlar. İstiyorlar ki yine ev ev dolaşıp 'Biz sizi biliyoruz, İstanbul'da da şöyle akrabalarınız var zaten' ya da İstanbul'daki akrabalarına gidip 'Biz sizin de şurada akrabalarınız var..' deyip örtülü tehdit yapacak şekilde ev ziyaretleri yapacaklar. Şehirlerin, ilçelerin kenarlarında mezarlıklar görüntüsü altında insanları hesaba çekecekler, sonra da özgür seçim ve iradeden bahsedecekler. Bunları yapamayacaklar bu seçimde. Risk olacak şu anlamda 2011 seçimlerine de biz girerken terörle mücadeleyle birlikte girdik. Ben 2011 seçimleri öncesinde çok şehit cenazesine gittim. 2011'de Silvan, 2007'de de Dağlıca, biz 2007 seçimlerini de bu şartlarda yaptık. Seçimler yapıldı. 90'lı yılların seçimleri çok daha zor şartlarda yapıldı. 90'lı yıllarla biz hiçbir zaman karşılaştırmadık ama kolay olmadı" ifadelerini kullandı. 

"Rusya Hama'da sivilleri öldürdü"

Rusya'nın Suriye'de gerçekleştirdiği hava operasyonlarını da değerlendiren Davutoğlu, Esad'ın bütün katliamlarına sessiz kalan Rusya'nın tek taraflı olarak dışarıdan bir müdahale ile Hama'da, Humus'ta sivilleri öldürdüğünü söyledi. Rusya'nın, Türkiye'ye DAEŞ'e karşı operasyon yapacakları şeklinde bildirimde bulunduğunu aktaran Davutoğlu, Moskova ve New York'ta Putin ile yaptığı görüşmelerde de aynı şekilde konunun gündeme geldiğini ifade etti.

Davutoğlu, Dışişleri Bakanı'nın da New York'ta Putin ile görüşme yaptığını, kendisinin bilgi aldığını, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ise Putin ile telefonla görüştüğünü belirterek, "Herkesle görüşüyoruz. Suriye'de sivillere yönelik her operasyon DAEŞ'in güç kazanmasına sebebiyet verir. Burada uluslararası toplumun büyük vebali var" dedi.

İran ve Rusya'nın, Suriye'ye yabancı müdahalelere karşı olduklarını söylediğini aktaran Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Rusya'nın ya da İran'ın, Suriye ile yerli bir ilişkisi mi var? Suriye'ye en yakın olan biziz. Biz dahi ne kadar dikkatli bir politika takip ettik, yani ulusal çıkarlarımız zedelendiği yerde müdahale ettik. Rusya'nın ya da İran'ın, Suriye ile ulusal çıkar anlamında bir şeyi yok. Defalarca söyledik, 'bir insani konularda, iki teröre karşı mücadelede, üç savaş suçlarında anlaşalım'. Şunu veya bunu desteklememiz önemli değil. Esad istiyorsa savaşı, onu da cezalandıralım, muhalefet yapıyorsa onu da DAEŞ yapıyorsa onu da. Esad'a karşı da tavır koyan, DAEŞ'e karşı da tavır koyan bir tek biz varız. Birileri DAEŞ'e karşı tavır koyuyor sadece, birileri Esad'a karşı, biz ikisine de karşı tavır koyduk, koyuyoruz. DAEŞ'e de ilk darbeyi 2013 yılında biz vurduk, daha DAEŞ ortada yokken. Dolayısıyla Türkiye ilkeli bir tutum takındı, bunu da sürdürecek."

Gazetecilere yönelik saldırılar

Davutoğlu, son dönemde yaşanan medya kurumları ve çalışanlarına yönelik fiili saldırılarla ilgili soru üzerine de Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu, saldırının kim tarafından kime yapıldığının değil, ne yapıldığının önemli olduğunu söyledi.

"Muhatap kim ve yapan kim olursa olsun yapılan bir suç" ifadesini kullanan Davutoğlu, şunları dile getirdi:

"Gazetecilerin neyi savunup, savunmadığı hiç önemli değil, bizi savunup savunmadıkları önemli değil, basına yönelik her saldırı, şiddet kime yönelik olursa olsun şiddetin her türlüsü lanetlenmelidir, kınanmalıdır. Hukuk devleti kuralları içinde de mutlaka sorumluları yakalanıp adalete teslim edilecektir. Nitekim Ahmet Hakan olayında da teslim edildi, Murat Sancak olayında da yakalandı, soruşturma devam ediyor. Bu ilkesel tutum varken, olayın mahiyeti araştırılırken hemen suçlama kampanyası içine girip, hükümete karşı bir suçlamaya bunu dönüştürmek de doğru değil." 

Gazetecilerin yakın koruma talebini daha önce yapmadığını belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Yakın koruma talebi daha önce istenmemiş, 10-15 gün önce istenmiş, hukuki prosedür tamamlanıp, bugünlerde hatta iki gün önce de 'koruma vereceğiz' yazısı gönderilmiş, bana gönderilen bilgiye göre, onlara da söyledim, Yakın koruma talebi gazetecilerden geldi mi hemen verilmeliydi ama bunun bir hukuki prosedürü var. Şimdi verdiğim talimat şu; Hukuki prosedürleri kısaltacaksınız, ne ise önce vereceksiniz. Çünkü o anda bir şey olursa, bu istismar konusu oluyor. Hemen vereceksiniz, hukuki prosedür de o arada tamamlanacak."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER