Hakim ve Savcılara Yönelik İddianameye Göre Yargıda FETÖ Cuntası Oluşturuldu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı hakim ve savcılara yönelik hazırladığı iddianamede, “Yargı içerisinde ‘cemaat cuntası’ şeklinde ‘paralel bir yargı gücü’ oluşturuldu” tespiti yapıldı.

Hakim ve Savcılara Yönelik İddianameye Göre Yargıda FETÖ Cuntası Oluşturuldu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “Ergenekon”, “Balyoz”, “Askeri Casusluk”, “Odatv”, “Futbolda Şike”, “17/25 Aralık”, “Selam Tevhid”, “MİT TIR’ları”, “Yasadışı Dinleme”, “Tahşiye”, “Usulsüz Tahliyeler” gibi soruşturma ve kovuşturmalarda görev yapan Cihan Kansız, Mehmet Ekinci, Sedat Sami Haşıloğlu, Metin Özçelik, Mustafa Başer ve Hikmet Usta’nın da aralarında bulunduğu 25 şüpheli hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7.5 yıldan 15’er yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırladı.

Gazete Habertürk'ten Veli Sarıboğa'nın haberine göre Fethullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) ilişkin hâkim ve savcılara yönelik hazırlanan ilk iddianame, Yargıtay’da görülen “Selam Tevhid’de Kumpas” davasıyla birleştirilmesi talebiyle İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Hikmet Usta, Mehmet Ekinci, Cihan Kansız, Mustafa Başer ve Metin Özçelik’in de aralarında bulunduğu 16 şüphelinin örgütün şifreli mesajlaşma programı “ByLock” kullanıcısı olduğu, iddianamede yer aldı. İddianamede, yurtdışına kaçan Ergenekon davası savcısı Cihan Kansız ve hâkimi firari Sedat Sami Haşıloğlu, Hrant Dink davası eski mahkeme başkanı firari Hadi Çağdır ile savcısı firari Hikmet Usta da yer aldı.

‘FİŞLENİP KÜÇÜK DÜŞÜRÜLDÜLER’

İddianamede, örgüt üyesi hâkim ve savcıların korunduğu, örgütün kendilerinden olmayan hâkim ve savcıları isimsiz ihbar dilekçeleri ve uydurulmuş delillerle haksız soruşturmalara maruz bıraktığı belirtildi. İddianamede, “Yapı, yargı içerisinde hiyerarşik şekilde örgütlendi. Kendinden olmayan herkesi özellikle de örgütün kişisel çıkar ve menfaatlerine hizmet etmeyen kişileri düşman ilan etti. Örgüte boyun eğmeyen, farklı düşünen kişiler hedef haline getirerek, yargı kararlarıyla emniyet operasyonlarına konu edildi. Örgüt mensupları, yargı içerisinde ‘cemaat cuntası’ şeklinde ‘paralel bir yargı gücü’ oluşturdu” ifadesine yer verildi. Hâkim ve savcı adaylarının ve meslek için eğitimi için kurulan Türkiye Adalet Akademisi, adayları fişleme merkezine dönüştürüldü. FETÖ’nün kendilerinden olan hâkim-savcı adaylarına iyi siciller verdirerek önlerini açtığı, diğer adaylar hakkında ise sicillerini etkileyen usulsüz soruşturmalar açtığına işaret edilen iddianamede, “Haksız uygulamalara, baskıya daha fazla dayanamayan, fişlenerek küçük düşürülen birçok hâkim ve savcı meslekten ayrılmak zorunda kaldı. Bazı hâkim ve savcılar, intihar etti. Hâkim adayı Didem Yaylalı hakkında usulsüz soruşturma açılarak disiplin cezası verildi. Bu ceza gerekçe gösterilerek mesleğe kabul edilmeyen Yaylalı, tıpkı Yarbay Ali Tatar gibi, uğradığı haksızlıklara dayanamayarak intihar etti” denildi.

Alaattin Çambel

NALAN ÇAMBEL: ACIMIZ TAZELENİYOR

Soğuk iklimin tetikleyici bir etken olduğu Crohn hastalığına yakalanan, dosyasında sağlık kurulu raporu bulunmasına rağmen Erzurum’a tayin edilen Hâkim Alaattin Çambel, intihar etmişti. Çambel’in eşi Nalan Çambel, iddianameyle ilgili şunları söyledi:

“Sadece biz değil birçok meslektaşımız mağdur oldu. Eşim üzerinden bir şey konuşulsun istemiyoruz. Her seferinde acımız tazeleniyor. Hâkim, savcı adı geçince bile etkileniyoruz. Meslektaşlarımızın birçoğu ile bile görüşmek istemiyorum, çünkü hep geçmişi yaşıyoruz.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER