FETÖ'cü Hakim ve Savcılara Sahtecilikten Ceza

Dursun Ali Gündoğdu ve savcı Sadrettin Sarıkaya "resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme", savcı Adnan Çimen ise "resmi belgede sahtecilik" suçundan ikişer yıl hapis cezasına çarptırıldı.

FETÖ'cü Hakim ve Savcılara Sahtecilikten Ceza

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturmaları kapsamında aranırken sahte kimlik ve pasaportla yakalanan eski hakim Dursun Ali Gündoğdu ve savcı Sadrettin Sarıkaya "resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme", savcı Adnan Çimen ise "resmi belgede sahtecilik" suçundan ikişer yıl hapis cezasına mahkum edildi.

Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Adnan Çimen ve Sadrettin Sarıkaya getirilirken, sanık Dursun Ali Gündoğdu'nun Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile cezaevinden katılımı sağlandı.
Duruşmada savunmasını yapan sanık Gündoğdu, 2015 yaz kararnamesiyle İstanbul Anadolu Adliyesi'nde görev yaparken atandığı Şanlıurfa'da 14 Temmuz 2015'te göreve başladığını belirterek, ''Selam Tevhid'' dosyası kapsamında nöbetçi hakim sıfatıyla verdiği karar nedeniyle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından açığa alındığını anlattı.
Hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulduğunu ve geçen yıl mayısta yeşil pasaportunu emniyete teslim ettiğini dile getiren Gündoğdu, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince hakkında dava açıldığını ve yakalama kararı çıkartıldığını kaydetti.

Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca da hakkında ikinci yakalama kararı çıkartıldığını ifade eden Gündoğdu, şunları anlattı:

"Teslim olmadım. Yargının tavrını izlemek istedim. Kasımda yasal olmayan yollarla yurt dışına gitmeye karar verdim. Sahte pasaport çıkartmak istedim. Bir aracı buldum ve bin avroya anlaştık. Kimlik bilgilerimi ve fotoğrafımı verdim. Diğer sanık Sadrettin Sarıkaya da kimlik bilgilerini ve fotoğraflarını verdi. O da pasaport çıkartmak istiyordu. 500 avro kapora verdik. Amacım yasal olmayan yollardan Yunanistan'a, oradan da Avrupa'nın herhangi bir ülkesine geçmekti. 15-20 gün sonra pasaport hazırlandı. Pasaportu almaya gittiğimde yanımda karşılaştırma yapabilmek için meslektaşım ve dostum Hasan Kılıç'ın pasaportunu götürdüm."

Sahte pasaportun geçerlilik süresinin 10 yıl olduğunu, kimlik bilgilerinin daktiloyla yazıldığını, fotoğraf üzerindeki hologramın da çok kötü göründüğünü fark edince aracıyla tartıştıklarını, 500 avronun 300'ünü verdiğini belirten Gündoğdu, hakkında yakalama kararı bulunduğu için tartışmayı çok fazla uzatmadığını söyledi.

Sanık Gündoğdu, iklim koşulları nedeniyle Yunanistan'a geçmeyi ertelediğini ifade ederek, şunları aktardı:

"Ocakta çıkan Kanun Hükmünde Kararname sonucunda yurt dışına gitmekten vazgeçtim. Yunanistan'da yeşil pasaportu olanlara olumlu davrandıklarını öğrendiğim için yeşil pasaport çıkarttım. Yurt dışına gitmekten vazgeçince sahte pasaportun kimlik bilgileri ve fotoğraf içeren ilk yaprağını yırttım. Belki işler düzelir, aracıyı bulup diğer parayı alırım diye diğer kısmını yırtıp atmadım. Yeşil pasaportun öyküsü bu. Sahte pasaportlardan biri bana ait. Hangisi bana ait bilmiyorum. Hasan Kılıç'ın pasaportu gerçektir. 2016 yılının Kasım ayında Hasan Kılıç ile buluştuk, sonra bizim kaldığımız eve geldi. Ben pasaportunu istedim. Niyetimi söyledim. Rızasıyla verdi. Böyle bir suçlama ile karşınıza geldiğim için üzgünüm. Yanlış yanlışı doğuruyor. İnsanın başına her şey geliyor.''

Sanık Adnan Çimen savunmasında, 15 Temmuz darbe girişimin ardından hakkında iki ayrı yakalama kararı çıkartıldığını, olağanüstü hal ilan edildiğini, gözaltı sürelerinin 30 güne uzatıldığını kaydetti.

Sanık Çimen, şunları söyledi:

"Basında gözaltı sürelerinin uzaması nedeniyle sürekli işkence ve kötü muamele haberleri çıkıyordu. Bu gerekçelerle sağlığımı ve hayati bütünlüğümü düşünerek teslim olmak için OHAL'in bitmesini beklemeyi uygun gördüm. Bu süreçte ailemle bütün irtibatım koptu. İhtiyaçlarımı gidermek için farklı adreslerde kaldım. Dışarıya kendi kimliğimle çıkamadığım için zaruri olarak başka bir kimlik kullanmak zorunda kaldım. Eminönü'nde tesadüfen tanıştığım bir kişiye konudan bahsederken bu tür bir kimliğin düzenlenebileceğini öğrendim. Kimlik bilgilerimi ve fotoğrafımı bu kişiye verdim. Bu şahıs da sahte kimliği temin edip bana getirdi. Daha sonra bu kimliği hiç kullanmadım. Dışarıya pek çıkmazdım. Kimliği evde tutuyordum. Dışarı çıkarken yanıma aldım. Ancak bu kimliği polislere ibraz etmedim. Bu yöndeki iddiaları kabul etmiyorum. Emniyet görevlileri cüzdanımı alınca içinde bu kimlik çıktı. Sahte kimliği temin etmek zorunda kaldım. Pişmanım ve üzgünüm. Başka suçtan tutukluyum, bu nedenle tahliyemi talep ediyorum.''

Sanık Sadrettin Sarıkaya da sanık Dursun Ali Gündoğdu'nun savunmalarına katıldığını, sahte pasaportun düzenlenip kendilerine verildiğini, yazı ve hologram nedeniyle kullanmamaya karar verdiklerini ifade ederek, suçun unsurlarının oluşmadığını savundu.

Son sözleri sorulan sanıklar, beraatlerini ve tahliyelerini talep etti.

Mahkeme, tutuklu sanıklar Dursun Ali Gündoğdu ve Sadrettin Sarıkaya'yı "resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme" suçlarından ayrı ayrı ikişer yıl hapis cezasına çarptırırken, yasal unsurları oluşmayan "resmi belgede sahtecilik" suçundan beraatlerine karar verdi.

Sanık Adnan Çimen'i "resmi belgede sahtecilik" suçundan 2 yıl hapis cezasına çarptıran mahkeme, sanıkların hapis cezasını ertelemeyerek, bu suçtan tahliyelerine karar verdi.

İDDİANAMEDEN

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) şifreli haberleşme programı "ByLock"u kullandığı tespit edilen Adnan Çimen, Sadrettin Sarıkaya ve Dursun Ali Gündoğdu hakkında "terör örgütüne üye olma'', ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme'', "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme'' suçlarından yakalama kararı çıkarıldığı anımsatılmıştı.

İddianamede, 17 Şubat'ta sanık Sarıkaya ve Gündoğdu'nun Başakşehir'deki bir adreste, Adnan Çimen'in ise Bakırköy civarında yakalandıkları belirtilmişti.

Sanıkların sahte kimlik ve pasaportla yakalandığı anlatılan iddianamede, sanık Adnan Çimen'in "resmi belgede sahtecilik" suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar, sanıklar Sadrettin Sarıkaya ve Dursun Ali Gündoğdu'nun da "resmi belgede sahtecilik" ve "resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme" suçlarından 4 yıldan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER