banner112
banner54

Erdoğan: İran Devlet Başkanına 'bak siz çok büyük bir yanlışın içindesiniz...'
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk-İş 22. Olağan Genel Kurulu'nda konuştu. Rusya'nın petrol iddialarına ilişkin Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti'nin DEAŞ'tan petrol aldığını belgelerle Rusya ispat etmeye mecburdur. Aksi takdirde bu bir iftiradır. Eğer ispat ederse ben cumhurbaşkanlığı makamında durmam. Ama ispat edemezse kendisi de makamını, koltuğunu bırakır mı? Bu önemli. Türkiye'nin petrol, doğalgaz aldığı yerler bellidir. Birinci sırada Rusya, ikinci sırada İran…Haa kim alıyor onu da söyleyeyim; hem Rus pasaportu sahibi hem de Suriyeli olan George Haşravi bu işin en büyük tüccarıdır. DEAŞ'ten petrolü alıyor hem rejime satıyor hem de uluslararası belli bu işi yapan camiaya satıyor. En son ABD Hazine Bakanlığı belgelerle bunu açıkladı. Bir de meşru Rusların satranç ustası var. Oda bu yarışın içinde. Biz bunları açıkladık, açıklamaya devam edeceğiz" dedi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Büyük Anadolu Oteli'nde düzenlenen Türk-İş 22. Olağan Genel Kurulu'nda konuştu. 

"HER SEÇİMDE MİLLETİMİZİN KARŞISINDA MAHCUP OLMALARINA RAĞMEN İNATLARDAN VAZGEÇİLMİYOR" 

Yeni anayasa vurgusu yapan Erdoğan, "Türkiye'nin ihtiyacı olan anayasa kavuşmasını da engelliyorlar. Bu tavırlarından ötürü her seçimde milletimizin karşısında mahcup olmalarına rağmen inatlardan vazgeçilmiyor. Mesele üzüm mü yiyeceğiz, bağcıyı mı döveceğiz? Gelin milletçe bu üzümü yiyelim. Anayasamızı yapalım. Bir darbe anayasası ile değil milletin anayasası ile geleceğe yürüyelim" dedi. 

"YENİ ANAYASA MESELESİ TAM ANLAMIYLA ASLINDA BİR MEMLEKET MESELESİDİR" 

Erdoğan, "Yeni anayasa meselesi tam anlamıyla aslında bir memleket meselesidir. Yeni anayasanın altında imzası olan herkese inanıyorum ki şeref kazandırır. Gelin bu şeref bu mecliste görev alan milletvekillerine ait olsun. Gelin bu yeni anayasa ile taçlandıralım. İşte o zaman Türkiye değil 2023 hedeflerine, bunları dahi geçecek bir ivme kazanacaktır. Kendimizden ziyade geleceğimiz için ihtiyaç var" dedi. 

"SURİYE KRİZİ NİHAYET TEKER TEKER HER ÜLKENİN KAPISINI ÇALMAYA BAŞLADI" 

Erdoğan, "Türkiye kadim ilişkileri ve coğrafi konumu nedeniyle daima teyakkuz halinde bulunmak zorunda olan bir ülkedir. Dünyanın adeta sırtını döndüğü görmezden, duymazdan geldiği Suriye krizi nihayet teker teker her ülkenin kapısını çalmaya başladı" dedi. 

"SAYIN PUTİN İLE ÇOK KONUŞTUM ESED'İN DAVETİNE İCABET ETMEYE MECBUR DEĞİLSİNİZ" 

Erdoğan, "Rusya Suriye'de ne arıyor? Neymiş BM'nin kendilerine verdiği böyle bir yetki var. Neymiş o yetki? Eğer o ülkenin yönetimi davet ederse gidilirmiş. Oraya gitmek mecburiyetinde değilsiniz. 380 bin insanı öldüren katil Esed'in davetine icabet etmeye mecbur değilsiniz. O gayri meşru bir yönetimdir. Meşru değildir. Bunu görmek durumundasınız. Bunu sayın Putin ile çok konuştum" açıklamasında bulundu. 

"TÜRKİYE'NİN DEAŞ'TAN PETROL ALDIĞINI BELGELERLE RUSYA İSPAT ETMEYE MECBURDUR" 

Erdoğan, "Onun için de açık ve net söylüyorum; tüm komşularımız gibi Suriye'nin de egemenlik haklarına ve toprak bütünlüğüne saygılıyız. Ama Suriye'de bunları kullanabilecek meşru bir yönetim yoktur. Esed rejimi, ülkenin çok küçük bir kısmındaki hakimiyeti ile böyle bir iddiada bulunamaz. Şu anda yüzde 14'lük bir hakimiyeti var. bizim için meşru muhatap Suriye halkıdır. Onları temsil eden ülkenin de önemli bir bölümüne hakim olan ılımlı muhaliflerdir. Suriye'deki karmaşa dünyanın çok farklı bölgelerinden ülkelerin burada faaliyet göstermelerine sebep oluyor. DEAŞ terör örgütünün en önemli faaliyet alanı olan Suriye bu sebeple müdahalelere açık bir yer haline geldi. Rejimde bu durumu kendi varlığını sürdürebilmek için bir fırsata çevirmenin çabası içindedir. DEAŞ rejimden beslenmektedir. Rejim, ömrünü DEAŞ ile uzatmaktadır. Son günlerde Rusya'nın başını çektiği bir moda ortaya çıktı. Buna aslında Rusya'da inanmıyor. Önce inanıyor sonra başkalarını inandırmaya gayret ediyor. Nedir o? Türkiye DEAŞ'tan petrol alıyor. Paris'teki iklim zirvesinde de liderlerle yaptığım toplantılarda bunları söyledim. Türkiye Cumhuriyeti'nin DEAŞ'tan petrol aldığını belgelerle Rusya ispat etmeye mecburdur. Aksi takdirde bu bir iftiradır. Eğer ispat ederse ben cumhurbaşkanlığı makamında durmam. Ama ispat edemezse kendisi de makamını, koltuğunu bırakır mı? Bu önemli" diye konuştu. 

"HAA KİM PETROL ALIYOR; GEORGE HAŞRAVİ BU İŞİN EN BÜYÜK TÜCCARIDIR" 

Erdoğan, "Türkiye'nin petrol, doğalgaz aldığı yerler bellidir. Birinci sırada Rusya, ikinci sırada İran…Haa kim alıyor onu da söyleyeyim; hem Rus pasaportu sahibi hem de Suriyeli olan George Haşravi bu işin en büyük tüccarıdır. DEAŞ'ten petrolü alıyor hem rejime satıyor hem de uluslararası belli bu işi yapan camiaya satıyor. En son ABD Hazine Bakanlığı belgelerle bunu açıkladı. Bir de meşru Rusların satranç ustası var. Oda bu yarışın içinde. Biz bunları açıkladık, açıklamaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. 

"İRAN DEVLET BAŞKANINA 'BAK ÇOK BÜYÜK BİR YANLIŞIN İÇİNDESİNİZ BEDELİNİ İRAN OLARAK ÇOK AĞIR ÖDERSİNİZ' DEDİM" 

Erdoğan, "Hele hele ailemi bu işe karıştırmak, o bu işin çok daha ahlaki olmayan bir yanıdır ki bunu daha önce İran televizyonları yaptı. İran Devlet Başkanı ile bunu konuştum, dedim ki 'bak siz çok büyük bir yanlışın içindesiniz, eğer bu böyle devam ederse bunun karşısı çok ağır olur, bedelini siz İran olarak çok ağır ödersiniz'. On gün filan sürdü, daha sonra sitelerinden bunu kaldırdılar. Niye Çünkü iftira, yalan, takiye üzerine kurulu sistemler bu işi daha çok kullanıyor" ifadelerini kullandı. 

"G20'DE KANADA BİZDEN 25 BİN MÜLTECİ İSTEDİ" 

Erdoğan, "Yarın bu işler geride kaldığında oradaki kardeşlerimizin karşısına başımız dik çıkacağız. G20'de Kanada, bizden 25 bin mülteci istedi. Çalışmalarını yapıyoruz" dedi. 

"İŞKUR VASITASIYLA KATAR'A BİR MİKTAR TÜRK VATANDAŞINI DA GÖNDEREBİLECEĞİZ" 

Erdoğan, "Dün Katar ziyaretinde mültecilerden bir kısmını alabiliriz dedi. İŞKUR vasıtasıyla Katar'a bir miktar Türk vatandaşını da gönderebileceğiz. Suriye ile ilgili görüş farklılığımız olan ülkelere karşı özel bir husumetimiz yoktur. Bununla birlikte egemenlik haklarımızla ilgili hassasiyetimizden en küçük bir taviz vermemizi de kimse bizden beklemesin" dedi. 

"TÜRKİYE, BUGÜN DE KENDİSİNE DOST OLANLARA KAZANDIRAN, HUSUMET BESLEYENLERE KAYBETTİREN BİR KONUMDADIR" 

Erdoğan, "Bu millet aç kalır, açıkta kalır ama asla istiklalinden vazgeçmez. Sokullu Mehmet Paşa, İnebahtı Savaşı ile ilgili, 'Biz Kıbrıs'ı almakla sizin kolunuzu kestik, sizse İnebahtı'nda bizim sakalımızı traş ettiniz' diyor. Kesilen kol yerine gelmez ama kesilen sakal daha gür olarak yeniden çıkar. Türkiye, bugün de kendisine dost olanlara kazandıran, husumet besleyenlere kaybettiren bir konumdadır. İlişkilerimizi, kin, nefret, hırs gibi duygular üzerine değil insani ve diplomatik zemin üzerine kuran bir ülkeyiz" diye konuştu. 

"DİĞER GRUPLAR BU PROVOKATÖRLERİ ARALARINA SOKMASA İNANIN HİÇBİRİ SOKAĞA İNMEYE DAHİ CESARET EDEMEZLER" 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk-İş 22. Olağan Genel Kurulu'nda konuştu. "1 Mayıs'ı bayram olarak görmek diye bir işçi bayramı olarak görmek diye bir dertleri yok. Zaten çoğu işçi falan da değil. Üniforma giyerek, marjinal örgütlerin flamalarını taşıyarak, yüzlerini gizleyerek ellerinde Molotoflarla, sopalarla, taşlarla yollara düşen bu kişilerin amacı kaos çıkarmak, terör estirmek. Halbuki medya bu şovları görmese, bunları parlatmazsa diğer gruplar bu provokatörleri aralarına sokmasa, inanın hiçbiri sokağa inmeye dahi cesaret edemezler" dedi. 

Erdoğan, "Bu ülke işçicinin hakkını savunmak yerine işçiyi istismar edenleri gördü. Türkiye uzun yıllar 1 Mayıs krizleri yaşadı. 1 Mayıs'ın İşçi Bayramı olarak kutlanması için pek çok girişim yapıldı. 1 Mayıs sadece bir bahane, araç olarak kullanılmıştır. 1 Mayıs'ı İşçi Bayramı olarak ilan ettik. Fakat 1 Mayıs bahanesi ile ülkenin ve milletin huzurunu kaçırmak için uğraşanları ne yazık ki bu da durdurmadı. Bayram olarak kutlanmasına bu çerçevede kutlamalara izin verilmesine rağmen, yine ortalığı yakıp yıkanlar cam çerçeve indirenler, polise saldıranlar var. Çünkü bunlar 1 Mayıs'ı bayram olarak görmek diye bir işçi bayramı olarak görmek diye bir dertleri yok. Zaten çoğu işçi falan da değil. Üniforma giyerek, marjinal örgütlerin flamalarını taşıyarak, yüzlerini gizleyerek ellerinde Molotoflarla, sopalarla, taşlarla yollara düşen bu kişilerin amacı kaos çıkarmak, terör estirmek. Maalesef bizim medyamız, aralarında sendikaların da bulunduğu bir takım sivil toplum kuruluşlarımız da bu güruha sahip çıkıyor, onlara eylem zemini hazırlıyor. Halbuki medya bu şovları görmese, bunları parlatmazsa diğer gruplar bu provokatörleri aralarına sokmasa, inanın hiçbiri sokağa inmeye dahi cesaret edemezler. Mesele bağcıyı dövmek. Bu tür olaylar üzerinden siyasi sonuç devşirmeye çalışmak olunca maalesef her yıl istenmedik görüntülere şahit oluyoruz" diye konuştu. 

Güçlü bir duruş sergileyemezsek bizi bu coğrafyada bir gün bile barındırmazlar 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda gerçekleşen 2015 Yılı TÜBİTAK Ödülleri'nin tevdi töreninde konuştu. "Güçlü bir ekonomiye, güçlü bir devlet yapısına, güçlü bir toplum yapısına sahip değilseniz, bu sorunların her biri sizi, rüzgarın önündeki bir yaprak gibi savurur, hiç beklemediğiniz, istemediğiniz yerlere sürükler" değerlendirmesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin tarihi ve coğrafi olarak zayıf olma şansı olmadığını, güçlü olmaya mecbur olduğumuzu vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her zaman ifade ediyorum; eğer güçlü olmazsak, güçlü bir duruş sergileyemezsek bizi bu coğrafyada bir gün bile barındırmazlar" diye konuştu. 
Cumhurbaşkanlığı himayelerinde düzenlenen, 4 bilim, 13 teşvik ödülü ile 1 özel ödülün 18 bilim insanına takdim edildiği törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı. TÜBİTAK Ödüllerine hak kazananlarını tebrik ederek ve başarılarının devamını dileyerek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüllerin sahiplerini belirleyen TÜBİTAK Bilim Kurulu üyelerini de gösterdikleri hassasiyet ve hakkaniyet için tebrik etti.

"KISA SÜREDE ÇOK ÖNEMLİ GELİŞMELERE HEP BİRLİKTE ŞAHİT OLACAĞIZ"

TÜBİTAK’ın 1966 yılından bugüne kadar 160 bilim ödülü, 87 hizmet ödülü, 470 teşvik ödülü, 15 özel ödül vererek, 732 bilim insanını maddi ve manevi olarak desteklediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Marifet, iltifata tabidir, aksi olursa zayidir. TÜBİTAK ödülleri, işte tam da bu sözün ifade ettiği anlam bakımından önemlidir" dedi.
Türkiye'nin her alanda, sayıyla, skorla, nicelikle birlikte; kaliteyi, içeriği önceleyen bir düzeye geldiğine işaret eden ve eğitim alanından buna örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumun diğer alanlar için de geçerli olduğunu ekleyerek, "İnşallah, kısa sürede bu doğrultuda da çok önemli gelişmelere hep birlikte şahit olacağız" diye konuştu.
"MUALLİM VE TALEBE KAVRAMLARININ DERİNLİĞİNİ, EĞİTİM SİSTEMİMİZE HÂKİM KILMAK MECBURİYETİNDEYİZ"
'İlim tedris eden, eğitim ve öğretimi birlikte yürüten' anlamına gelen 'muallim'e ve 'eğitimi ve öğretimi birlikte alan kişi, talip' anlamına gelen talebe kavramına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Biz öğretmenliği ders anlatma ve not verme, öğrenciliği de sınava girme ve not alma düzeyine indirerek, tarihi bir yanlışın içine girdik. Bir an önce muallim ve talebe kavramlarının derinliğini, eğitim sistemimize hâkim kılmak mecburiyetindeyiz. Aynı şekilde alim de adeta sırtımızı döndüğümüz kavramlarımız arasında. Ezeli ve ebedi hakikatin peşinde olmayı ifade eden alimlik ile sadece 'an'ın bilgisine sahip olmayı işaret eden bilgi sahibi olma arasındaki farkı doğru değerlendirmeliyiz. Bilim tarihinin en büyük isimlerini yetiştirmiş bir medeniyetin temsilcileri olarak, böyle bir daralmayı asla kabul edemeyiz."
Prof. Dr. Aziz Sancar’ın Nobel Kimya Ödülü'ne layık görülmesini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Halbuki bizim her yıl bu şekilde dünya çapında ödül alan, ödüle aday gösterilen daha çok bilim adamımızın olması gerekiyor. Bize yakışan, olması gereken budur" şeklinde konuştu.
"İNANMAK, ÇALIŞMAK VE İSTİKRARLI OLMAK BAŞARIYA GİDEN YOLUN EN ÖNEMLİ BASAMAKLARIDIR"
İnanmanın, çalışmanın ve istikrarlı olmanın başarıya giden yolun en önemli basamakları olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de önceki yıllarda istikrar noktasında sıkıntı olduğunu; ancak geçen 13 yılda kat edilen mesafenin bu konuda da önemli bir birikim ortaya çıkardığını belirtti.
"Bundan sonra, her alanda olduğu gibi bilimsel çalışmalarda da çıtayı yükseltmemiz, hedeflerimizi büyütmemiz gerekiyor” diyen ve bu konuda en büyük görevin bilim dünyasının temsilcilerine düştüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül alan bilim adamlarına hitaben, “Ben sizlere inanıyorum, güveniyorum. Devletimiz olarak da üzerimize ne düşüyorsa bunu yerine getirmeye hazır olduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Başbakanlık dönemimde olduğu gibi, Cumhurbaşkanlığım süresince de sizlere her türlü desteği vereceğimi ifade etmek istiyorum" şeklinde konuştu.
Türkiye’nin 2023 hedeflerini ilk ilan ettiklerinde bazı kimselerin bu hedeflere inanmayıp hatta istihza ile yaklaştığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi bu hedeflere doğru ilerlendiğine ilişkin istatistikler eşliğinde örnekler verdi.
"TÜRKİYE'NİN TARİHİ VE COĞRAFİ OLARAK ZAYIF OLMA ŞANSI YOKTUR"
"Yaşadığımız güncel olaylar, bizim eğitim, bilim, teknoloji çalışmalarımızın, bu alanlardaki hedeflerimizin, ısrarımızın ne kadar isabetli olduğunu ortaya koymaktadır" diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şunları ekledi: "Ebedi dostlukların ve ebedi düşmanlıkların olmadığı, dengelerin sürekli değiştiği bir dünyada, milletimiz ve umutlarını bize bağlamış tüm kardeşlerimiz için her alanda kendi kendimize yeterli olmak durumundayız. Bunun yolu da araştırmadan, geliştirmeden, inovasyondan geçiyor."
"Güçlü bir ekonomiye, güçlü bir devlet yapısına, güçlü bir toplum yapısına sahip değilseniz, bu sorunların her biri sizi, rüzgarın önündeki bir yaprak gibi savurur, hiç beklemediğiniz, istemediğiniz yerlere sürükler" değerlendirmesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin tarihi ve coğrafi olarak zayıf olma şansı olmadığını, güçlü olmaya mecbur olduğumuzu vurguladı ve ekledi: "Her zaman ifade ediyorum; eğer güçlü olmazsak, güçlü bir duruş sergileyemezsek bizi bu coğrafyada bir gün bile barındırmazlar."
"ÇOK ÇALIŞMAMIZ GEREKİYOR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ifadesinin "3 tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili bir ülke” ezberinin bir tekrarı olmadığını aktardı ve “Bilakis, millet olarak, tarihin ve coğrafyanın üzerimize yüklediği bu sorumluluktan, bu kaderden kaçma imkânımızın olmadığını ifade ediyorum. Onun için çalışacağız. Çok çalışacağız ve başaracağız" diye konuştu.
Herkesin üzerinde bir sorumluluk olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkesin yaptığı işe bu anlayışla yaklaşıp bu bilinç ve aşkla hareket etmek durumunda olduğunu da sözlerine ekledi. Konuşmasının sonunda TÜBİTAK ödüllerini alan bilim adamlarını tekrar tebrik edip başarılarının devamını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilim adamlarına bu çalışmalarını sürdürürken katkı veren eşleri ve çocuklarına de teşekkür etti.


2015 YILI BİLİM, ÖZEL VE TEŞVİK ÖDÜLLERİNE SAHİP OLAN İSİMLER
Bilim ödülü temel bilimler kategorisinde Prof. Dr. Alikram Nuhbalaoğlu ve Prof. Dr. Marat Akhmet, sağlık bilimleri kategorisinde Prof. Dr. K. Arzum Erdem Gürsan ve Prof. Dr. Özcan Erel. Teşvik ödülü temel bilimler kategorisinde Doç. Dr. Ramazan Solmaz, Prof. Dr. Atilla Cihaner, Yrd. Doç. Dr. Seda Aksoy Esinoğlu ve Doç. Dr. Hakan Altan, mühendislik bilimleri kategorisinde Yrd. Doç. Dr. Can Alkan, Doç. Dr. Mesut Şimşek, Doç. Dr. Sinan Gezici ve Doç. Dr. Çağatay Candan, sağlık bilimleri kategorisinde Doç. Dr. Hakan Parlakpınar ve Prof. Dr. Hasan Kırmızıbekmez, sosyal bilimler kategorisinde ise Doç. Dr. Şaban Nazlıoğlu, Doç. Dr. Ayşecan Boduroğlu ve Yrd. Doç. Dr. Kamil Kıvanç Karaman. Özel ödül sağlık bilimleri kategorisinde Prof. Dr. Hazire Oya Alpar.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER