banner54

Diyarbakır’da 1. Alevi Konferansı

Diyarbakır’da düzenlenen 1. Alevi Konferansı’nda konuşan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, “Aleviler her zaman Kürtlerle birlikte inkar ve imha pratiklerinin hedefi olmuşlardır. Kürtlerin ve Alevilerin sorunlarının nedeni aynı politikalardır. Kürtleri ve Alevileri inkar eden, imha pratikleri uygulayan aynı zihniyettir. Zaten devletin güvenlik birimlerinden ve yüksek siyaset belgelerinden biliyoruz ki, bu devletin her zaman makul vatandaşları ya da asli vatandaşları olmuş, bir de sakıncalı vatandaşları ya da sözde vatandaşları olmuştur” dedi. 


Kayapınar Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansa, DTK Genel Başkanı Aysel Tuğluk, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel, BDP Muş Milletvekili Demir Çelik, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Alevi dedeleri ile çok sayıda davetli katıldı. Program 1 dakikalık saygı duruşunun ardından, Alevi dedelerinin Kürtçe, Zazaca ve Türkçe konuşmaları ile başladı. Programın açılış konuşmasını Osman Baydemir Kürtçe yaptı. Daha sonra söz alan DTK Genel Başkan Yardımcısı Tuğluk, Kürdistan ve Alevi kelimelerinin bir arada zikredildiği bu konferansın oldukça önemli olduğunu düşündüklerini söyledi. Tarihte iktidarı ellerinde bulunduranların her zaman en çok korktukları şeylerin, ezilenlerin mücadele birliği olduğunu belirten Tuğluk, iktidarların, ezilenlerin birlikte mücadelesinin kendi sonları olduklarının farkında olduklarını ifade etti. Türk egemen sisteminin yıllarca Kürt özgürlük mücadelesiyle Alevilerin eşitlik mücadelesinin birleşmemesi için elinden geleni ardına koymadığını savunan Tuğluk, sistemin kimi zaman tarafları birbirine karşı kışkırtma yoluna dahi gittiğini ileri sürdü. Sistemin, Kürt halkının özgürlük mücadelesiyle, Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesinin aynı anlama geldiğinin bilincinde olduğunu kaydeden Tuğluk, “İşte nasıl ki egemenler bunun farkındaysa, bizler de bunu daha net bir biçimde bilince çıkarmalıyız. Kürtlerin özgürlüğünün Alevilerin özgürlüğü, Alevilerin özgürlüğünün Kürtlerin özgürlüğü olduğunu topluma daha iyi anlatabilmeliyiz. Kürt halkının özgürlük mücadelesiyle Alevilerin özgürlük mücadelesinin bir ve aynı olduğunu haykırmalıyız. Bu inkarcı ve imhacı sistemin yöneldiği iki temel hedef var: Kürtler ve Aleviler. Ve Kürtlere yıllardır uygulanan inkar ve imha konsepti aynen Alevilere de uygulanmıştır. Hem de ta Selçuklu’dan bu yana, ta Osmanlı’dan bu yana” diye konuştu. Alevi kimliğinin, Selçuklu’dan, Osmanlı’dan bu yana ağır baskı gördüğünü iddia eden Tuğluk, şöyle devam etti:


“Alevi toplumu yüzyıllarca dağ köylerine mahkum edildi, dışlandı. İçe kapanmaya zorlandı. Aleviler hakkında vicdansız hurafeler üretilerek Alevi inancı, kimliği ve geleneği itibarsızlaştırılmaya çalışıldı, aşağılandı. Alevi kimliği ve inancı inkar edildi. Alevi kimliği ve inancı kabul edilmeyerek asimilasyon politikaları uygulandı. Sistemin Aleviler üzerindeki baskısı salt inkar ve asimilasyon politikalarıyla da sınırlı kalmadı. Bizzat Alevilerin fiziksel varlığına kastedildi. Aleviler, inkar politikalarının yanı sıra, büyük askeri seferlerle toplu katliamlara vahşetlere maruz bırakıldı. Alevilere karşı yoğun imha pratikleri uygulanmaya kondu. Ta Selçuklu’dan, ta Osmanlı’dan bu yana Alevilere inkar ve imha pratikleri uygulandı.

Alevilerin maruz kaldığı bu uğursuz politikalar, cumhuriyet döneminde de devam ettirildi. Selçuklu’dan, Osmanlı’dan gelen bu tarihsel-geleneksel bakiye, cumhuriyet rejimine geçilmesiyle birlikte devralındı. Alevilere uygulanan inkar ve asimilasyon politikaları bu kez modernist kılığa büründü. İnkar, asimilasyon ve dışlama politikaları yetmemiş; bu kez, Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Malatya’da, Gazi’de katledilmiş; Sivas’ta diri diri yakılmışlardır. Dolayısıyla inkar ve imha politikalarına sadece Kürtler değil, Aleviler de çok sert bir biçimde maruz kalmışlardır.”



“KÜRTLERİ VE ALEVİLERİ İNKAR EDEN, İMHA PRATİKLERİ UYGULAYAN AYNI ZİHNİYETTİR”

Alevilere yönelik inkar ve imha politikalarının sabit kaldığını aktaran Tuğluk, “Aleviler her zaman Kürtlerle birlikte inkar ve imha pratiklerinin hedefi olmuşlardır. Kürtlerin ve Alevilerin sorunlarının nedeni işte bu aynı politikalardır. Kürtleri ve Alevileri inkar eden, imha pratikleri uygulayan aynı zihniyettir. Zaten devletin güvenlik birimlerinden ve yüksek siyaset belgelerinden biliyoruz ki, bu devletin her zaman makul vatandaşları ya da asli vatandaşları olmuş, bir de sakıncalı vatandaşları ya da sözde vatandaşları olmuştur.

Gerek devlet dini oluşturma çabaları, gerek Türk-İslam sentezi, esasında Türk ulus-devletinin ideal yurttaş yaratma programının genel ilkesi konumundadır. Kürtler ve Aleviler ise hiçbir zaman bu ülkenin eşit ve asli yurttaşları olarak görülmemiştir. Hatta öyle ki ülkenin müesses nizamı yıllarca korku politikalarının temeline 4K’yı yani Kürt, Kızılbaş, Komünist, Kadın kategorisini yerleştirmiştir. İç mihrak olarak tanımlanan bu kategoriye karşı kırmızı alarm seviyesinde olunmuştur. Devlet aklında Kürt ile Alevi tehlikeli, hem Kürt hem Alevi ise çok tehlikeli konumunda olmuştur. Yaratılmak istenen ideal yurttaş prototipinin önündeki en büyük engel olarak görülmüştür. İşte bu nedenle, Kürt hareketi ile Alevilerin buluşması istenmemiştir. Oluşturulmak istenen ideal vatandaş tipolojisi ve devletin ulusu için Kürt ve Alevi birlikteliği korkulu rüya olmuştur. Evet, yıllarca Alevilik kılığında Türkçülük propagandası yapılmaktadır. Alevilik ile Kürtlük arasındaki bağ, yok edilmek istenmekte, Alevi hareketi ile Kürt hareketinin buluşması istenmemektedir. Selçuklu’dan, Osmanlı’ya, Osmanlı’dan seküler Türkiye Cumhuriyeti kamu felsefesine göre Aleviler için değişen bir şey yok” şeklinde konuştu.



“ALEVİLERİN ÜZERİNDEKİ AĞIR BASKI VE ASİMİLASYON DEVAM EDİYOR”

Asimilasyonist politikanın şiddetlenerek devam ettiğini ileri süren Tuğluk, hükümetin, Türk-İslam sentezinin katı bir uygulayıcısı olduğunu söyledi. Tuğluk konuşmasına şöyle devam etti:

“AKP’nin, Kürt sorunu ve Alevi toplumuna yaklaşım hususundaki politikaları zıt değil, bilakis paraleldir. Alevi yurttaşların inançları, kültürleri ve gelenekleri üzerindeki ağır baskı ve asimilasyon devam ediyor. Hala zorunlu din dersleri var. Hala Diyanet İşleri Başkanlığı yerli yerinde duruyor. Hala cemevleri ibadethane sayılmıyor. Bu ülkede Aleviler, yıllarca nefret kusan, zehir saçan, her satırında ve sözcüğünde aşağılayan o efendi diline maruz kaldılar. Evet, Aleviler tedirgindir. Alevi yurttaşların evleri, işyerleri işaretlenmekte, ‘Alevilere ölüm, Alevileri yakacağız’ tehditlerini içeren yazılar yazılmaktadır. Adıyaman’da, İzmir’de, Erzincan’da, Antep’te, Didim’de ve son olarak İstanbul’da bu işaretlemeler yapılmış, tehdit notları bırakılmıştır. Alevi toplumun hafızası diridir. Bu olaylar Alevilere Maraş ve Çorum katliamlarını hatırlatmaktadır. Bu işin üzerine ciddiyetle gidilmelidir. ‘Bunlar çocuk işidir’ diyerek geçiştirmek iktidarların klasik söylemleridir. Egemenler ne zamanki büyütülmemesi gereken bir olay, münferit bir olay dese işkillenmek gerekiyor. Çünkü bu sözler, her zaman Kürtlere, Alevilere yapılan linçler, katliamlar ve saldırıların ardından ifade ediliyor. Böylece yapanın yanına kar kalması sağlanıyor. Alevilerin tedirginliği yersiz ve temelsiz değildir. Aleviler tedirgin olabilirler ancak asla çaresiz değillerdir. Artık Aleviler sistemin bütününden kendileri için bir hayır çıkmayacağının bilincindedirler. Artık Aleviler statükonun sistem tarafından kendilerine verilen cumhuriyetin ve laikliğin koruyucusu rolünün asimilasyondan öte bir anlam taşımadığının bilincindedirler. Çünkü yıllardır laiklik diye yutturulmaya çalışılan şeyin, bizzat bir devlet dini olduğu, laiklik diye sunulan şey bizzat devletin Türk-İslam dini olduğu ayan beyan ortadadır. Kürt özgürleşmeden Alevi özgürleşmez. Alevi özgürleşmeden Kürt özgürleşmez. Bizler, bir tarafta Türk’ün Kürt’e üstünlüğünü savunanlara karşı, diğer tarafta Sünni’nin Alevi’ye üstünlüğünü savunanlara karşı, tüm inançsal-kültürel-etnik farklılıkların bir arada, eşitçe yaşamasının mücadelesini veriyoruz. Alevi toplumunun talepleri, bizim de taleplerimizdir. Aleviler eşit yurttaşlık hakkı istiyor. Kürtler de. Aleviler aşağılanmak, hor görülmek istenmiyor. Kürtler de. Aleviler kendi kimliklerini özgürce ifade edebilmek istiyor. Kürtler de.”

Program daha sonra basına kapalı olarak devam etti.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER