Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Net Mesaj

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fırat'ın doğusuna gerçekleştirilmesi planlanan harekât ile ilgili, "Son gelişmeler bizi bir müddet daha beklemeye itti. Önümüzdeki aylarda Suriye sahasında hem YPG/PKK unsurlarını hem de DEAŞ kalıntılarını temizlemeye yönelik harekât tarzı izleyeceğiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Net Mesaj

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin 500 Büyük Hizmet İhracatçısı Ödül Töreni'nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:

Yurt dışındaki sancaktarlarımız olarak gördüğümüz ihracatçı firmalarımıza bundan sonraki çalışmalarında da kolaylıklar diliyorum. Türkiye bugünlere kolay gelmemiştir. Dünyaya baktığımızda az gelişmiş yahut gelişmekte olan ülkelerin kimi ortak özellikleri olduğunu görüyoruz. En önemlisi de bu ülkelerin benzer aşamalardan geçmiş olmalarıdır. Bu aşamalardan birisi atılım süreci, yani hamle dönemidir. Bu süreci devam ettiremeyen ülkeler için yavaşlama, devamında da duraklama dönemi kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu kısır döngü kırılmadığı takdirde gerileme sürecine adım atılmış olur.

Gerileme sürecine giren bir ülke siyasal ve ekonomi istikrarsızlıkla birlikte iyice dibe çöker. Türkiye, bu dönemlerin hepsini yaşamıştır. Cumhuriyetimizin kuruluşunda sanayiden tarıma kadar her alanda ümit verici adımlar atılmış ancak tek parti yönetimi bunları zamanla akamete uğratmıştır. Özal’ın 1980’lerde uygulamaya koyduğu Türkiye’yi dünyaya açma çabaları 1990’ların koalisyon karmaşasında aynı akıbete uğramıştır.

Her Adımı Hasretle Bekleyen

Hükümete geldiğimizde istikrarsızlıktan bunalmış, geleceğine ışık tutulacak her adımı hasretle bekleyen bir ülke manzarasıyla karşılaştık. Adeta gözümüz gibi koruduğumuz istikrar ve güven ortamı sayesinde Türkiye küllerinden adeta yeniden doğmuştur. Bizim yaptığımız iş, milletimizin demokraside ve ekonomide hayal ettiği Türkiye fotoğrafını doğru okumaktan ibarettir.

İlişkimiz Kalmadı, Bitti O Dönem

Vesayetten darbe girişimine, ekonomik ve silahlı terör örgütüne kadar her türlü saldırıyı milletimizle yürek yüreğe, kol kola vererek aştık. 2013 yılında IMF'ye olan borcu sıfırladık. Şu anda bizim IMF'le bu noktada herhangi bir ilişkimiz kalmadı, bitti o dönem. Biz ülkemize güvendik, güvendikçe, milletimize ram oldukça başarıların yağmur olup Türkiye'nin üzerine yağdığını gördük.

Türkiye kendine güvendikçe, bilhassa iş dünyasının önünü açtıkça bölgesinde gücü ve itibarı artan bir ülke haline geldi. Türkiye son 16 yılda, yılda ortalama 5.7 büyüdü. Satın alma paritesine göre dünyanın 13. büyük ekonomisi haline geldi.

Tesis ettiğimiz ve adeta gözümüz gibi koruduğumuz istikrar  ve güven ortamı sayesinde Türkiye, adeta küllerinden yeniden doğmuştur. Bedeli kurşun gibi olan borçlanma yöntemlerini bir kenara bıraktık.  Önümüze çıkarılamaya çalışılan engeller Türkiye büyüdükçe küçük birer tümseğe dönüşüyor.

Çıktığımız Zirveyi Aşmak Zorundayız

Geçen 16 yılda Türkiye ortala yüzde 5.7 büyüdü. Uluslararası yatırım miktarı 201 milyar doları geçti. Kişi başı milli gelir 11 bin doları buldu. Dünyanın 13. büyük ekonomisi haline gelmiş durumdayız. Geçtiğimiz aylarda yaşanan dalgalanmayı birileri milletimizin moralini bozma vesilesine dönüştürmeye çalışıyor. Ekim ayında açılan kapanan şirket sayısında olumlu bir rakam var. Ekim ayında 7 bin 160 yeni şirket açıldı. Cari işlemler dengemizde ciddi bir iyileşme dikkat çekiyor.

Merkez Bankası rezervlerimiz kur dalgalanması döneminde tabii olarak geriledi. 130 milyar dolara kadar çıkmıştır. Şimdi yeniden 92.5 milyar dolara ulaştık. Çıktığımız zirveyi yakalamak ve aşmak zorundayız.

Güvenlikten Taviz Veremeyiz

Şu an Türkiye dış politikada destan yazmaktadır. Bunu dünyanın devleriyle birlikte yazmaktadır. Diplomatik ve askeri anlamda ve sınırların güvenliği anlamında bunu başaran bir Türkiye var. Hazmedemeyenler var. Bunlar dışarıda olmaktan çok içeride. Bunlar hazımsız. Bizim Suriye'den gelecek saldırılara tavrımız kesin. Dün Sayın Ruhani'ye şunu söyledim, Suriye'nin topraklarında gözümüz yok ama güvenlikten taviz veremeyiz. Bölgenin güvenliği bizi için esastır. Kendimizle birlikte dostlarımızın kardeşlerimizin istikbalini güvenceye kavuşturmanın çabasındayız.

Avrupa'nın, Balkanların, Akdeniz’in istikrarı bizi yakından ilgilendirir. Aynı şekilde Suriye, Irak, Kafkas'nın sıkıntıları da derhal bize yansır. Türkiye'nin gelişmeleri yakından takip etmesi ve gerektiğinde müdahil olmasının nedeni budur. Suriye'de devam eden hadiseler insani ve güvenlik boyutuyla ülkemizle doğrudan ilişkilidir. Krizin çözülmesi için çok bekledik. Çözülmediği gibi sınırlarımızı ve vatandaşlarımızı tehdit etmeye başladı.

Çekilmeye Başladılar

Adım atmaktan çekinmeyiz. Sayın Trump'la da yaptığımız görüşme neticesinde bize şunu söyledi; 'Buradan siz DEAŞ'ı temizler misiniz?' Biz temizledik, bundan sonra da temizleriz. Yeter ki sizler lojistik anlamda bizlere gerekli desteği verin ve çekilmeye başladılar mı, başladılar. Şimdi hedef bu diplomatik ilişkilerimizi sağlıklı bir şekilde sürdürmek, nasıl ki Cerablus'ta 3 bin DEAŞ'lıyı etkisiz hale getirdiysek, bundan sonra da yine bu terör gruplarını PKK, PYD, YPG hepsini etkisiz hale getirebilecek kabiliyete sahip bir Özgür Suriye Ordusuna ve Mehmetçiklere sahibiz.

Son gelişmeler bizi bir müddet daha beklemeye itti. Önümüzdeki aylarda Suriye sahasında hem YPG/PKK unsurlarını hem de DEAŞ kalıntılarını temizlemeye yönelik harekat tarzı izleyeceğiz. Bunun bilinmesi lazım.

Nihayet geçtiğimiz günlerde bu konuda şu ana kadar ki en açık ve ümit verici sözleri Amerikan yönetiminden duymayı başardık. Atalarımız, 'Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş' der. Biz de geçmişteki kötü tecrübelerimiz sebebiyle bu sözleri memnuniyetle bir o kadar ihtiyatla karşılıyo

MİLLİYET

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER