banner112
banner54

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik Açıklaması

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, "Herkes yerinden yurdundan oluyor, bu ülkeye sığınıyor. Allah korusun, bu ülkenin başına bir şey gelse bizim sığınacak bir yerimizin olmadığını hepimiz bilmeli ve adımlarımızı buna göre atmalıyız" dedi.

Çelik, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) tarafından Bursa'da bir otelde düzenlenen "İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Eğitim Semineri"nde yaptığı konuşmada, gerekTürkiye'de gerek dünyada çok sıcak gelişmelerin yaşandığı bir süreçten geçildiğini söyledi.

Suriye ve Irak'ta yürek yakan gelişmeler yaşandığını, terörün çirkin yüzünü bölgede sergilediğini, insanların vahşice katledildiğini, milyonlarca kişinin yerini yurdunu terk etmek zorunda kaldığını ve 1,5 milyon Suriyelinin Türkiye'ye sığındığını dile getiren Çelik, şöyle devam etti:

"Herkes yerinden yurdundan oluyor, bu ülkeye sığınıyor. Allah korusun, bu ülkenin başına bir şey gelse bizim sığınacak bir yerimizin olmadığını hepimiz bilmeli ve adımlarımızı buna göre atmalıyız. Buna göre birlikte yaşamayı tesis etme konusunda üzerimize düşen neyse onu yerine getirmek zorundayız. Son dönemde iyiden iyiye ateş çemberi haline dönen bölgemizde, Kobani bölgesinden 3-4 gün içinde 150 bin Suriyeli Kürt vatandaş Şanlıurfa'ya giriş yapmış ve 1,5 milyon Suriyeliye birkaç gün içinde yeni ilaveler bu şekilde gerçekleşmiştir. Türkiye hem yaraları sarmaya devam ediyor hem sorunlarını çözmeye uğraşıyor hem de bölgede meydana gelen kronik sorunların ve o ülke halklarının dertlerine derman olma gibi büyük bir sorumluluk içinde hareket ediyor ama sorumsuzları da dikkat ve ibretle izliyoruz. Yara sarmaya çalışan güvenlik güçlerimize, Kızılay görevlilerimize ve o aziz millete taş atan milletvekillerini de orada ibretle gazetelerde gördünüz. Türkiye'ye bu tablolar yakışmıyor. Hele parlamentoda olan birine hiç yakışmıyor. Herkes aklını başına alsın. Terör canımızı yakıyor. 30 yıldır can yakan bu terör belasından kurtulmak için Türkiye önemli mesafeler katediyor. İçeride ve dışarıda bütün terör faaliyetlerinin sona ermesi konusunda Türkiye elinden geleni yapmıştır."

Çalışma hayatı

Hükümet ve bakanlık olarak çalışma hayatının düzenlenmesi konusunda çok önemli çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Çelik, 1 Mayıs'ın, kendi dönemlerinde 2008 yılından itibaren tatil ilan edildiğini hatırlattı.

Çelik, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından bu yana çalışma hayatıyla ilgili çok önemli çalışmalar yapıldığını, İzmir Kongresi'nde bu konuda ciddi kararlar alındığını ve 1 Mayıs'ın Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk döneminde tatil olarak düzenlendiğine işaret ederek, bundan sonraki süreçte 1 Mayıs ile ilgili çok ciddi tartışmalar, kavgalar ve üzücü olaylar yaşandığını bildirdi.

Söz konusu tarihin tatil edilmesine ilişkin tartışmaların ortadan kalktığını anlatan Çelik, şimdi ise yer tartışması yaşandığını dile getirdi. Bir grubun, 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlama konusunda ısrarcı olduğuna değinen Çelik, "Taksim'de kutlayabilirsin, git çelengini koy, bin kişi mi, 2 bin kişi mi gideceksin, vahşice katledilen emekçileri an ama sonra git, Türkiye'nin 81 ilindeki meydanlarda, İstanbul'un büyük meydanlarında emeğinin hakkını koru" ifadesini kullandı.

Soma'daki maden faciası

Manisa'nın Soma ilçesindeki maden faciası öncesi İstanbul'un en büyük salonunda 4 bin kişinin katıldığı Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansında, "Beyler kendinize gelin. Taksim evet, 1 Mayıs evet tatil oldu ama işçinin sağlığı ve güvenliği, örgütlenmeyle ilgili sorunlar var. Türkiye'de bunları çok daha fazla dile getiren bir 1 Mayıs anlayışını getirin" dediğini anımsattı.

Bu konuşmasından kısa bir süre sonra Soma'daki faciayla karşılaştıklarını söyleyen Çelik, şunları kaydetti:

"Burada ne nutuk atarsak atalım eğer çalışma güvenliği ortamı yoksa gerisi boş. Yürekler yanıyor, yuvalar yıkılıyor kardeşim. Bu sadece bir bakanın, başbakanın, hükümetin çözebileceği bir iş değil ki. Bunun tarafları var, yönetim var, işveren var, işçi var. Herkes sorumluğunun bilincinde hareket ederse bunların üstesinden gelebiliriz ama sorumluluk bilincinden uzaklaşırsak yani bu üçlü halkada bir yerde kopma, çözülme meydana gelirse orada felaketi bekleyin demektir. Mevzuatı hazırlamakla hükümlüyüz. Mevzuatı hazırlayacağız, denetimi yapacağız. Bana 'Vicdanen rahat mısın?' diyorlar. Evet rahatım. 2012 yılına kadar bu ülkenin müstakil İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası yoktu. Büyük bir mücadeleyle tam 5 sene uğraştık. İte Kaka İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasını 2012 yılının 6'ncı ayında çıkardık. Yasa çıktı, mevzuatta problem yok. Büyük ekseriyetle kimin ne yapacağı belli. Denetim yapılıyor mu? Evet yapılıyor. Türkiye'de 1 milyon 630 bin iş yeri var. 1 milyon 630 bin iş yerinde müfettiş oturamaz ki sabahtan akşama kadar. Sizin göreviniz, denetimde farkındalık oluşturmak. İş yeri mühürlendi. Demek ki rastgele çalışamam. Kurallara uymam gerekiyor Kurallara uyan bir işveren olmak durumundayım. Kurallara uyan bir işçi olmak durumundayım. Denetimin amacı bu. Yoksa siz inşaat sektörü olarak asansör kazasına bakacak olursanız, denetimi yapıyorsunuz, ayrılıyorsunuz, bir ay içinde bina 4-5 kat yükseliyor, 20-30 metre yükseliyor. Teknoloji gelişti. O zaman her tabliyede, her kalıp tahta çakışta, her kolon yükselişte müfettiş orada olacak diye bir şey yok. Orada bulunması gerekenler var. İşin sahibi, teknik sorumlusu, fenni sorumlusu var, yapı denetim iş güvenlik uzmanı var. Bunlar orada güvenliğin tesisini sağlamakla görevli insanlar. Teftiş nedir? 'Geldim, bu salonu gördüm, eksik bulamadım, eksikleri buldum. Şu eksikler giderilmezse çalışanın hayatı tehlikededir.' Müfettiş bunu diyecek, onlar giderilecek. Hiçbir eksik yoksa 'Eksik yok" deyip gidecek ama bu bir saat sonra bir kazanın olmayacağı anlamına gelmez. Bir saat sonra burada bir olay yine meydana gelebilir. Onun için iş yerindeki sorunları her iş yerine iş sağlığı ve güvenliği uzmanı koyarak çözmeye çalıştık."

Salondaki işçilerin, "Kazalara dayanmaz yürek, bize Çelik gibi bir bakan gerek" tezahüratına Çelik, "Vallahi işverenle aramı bozacaksınız sonunda" diye karşılık verdi.

Sendikalarla ilgili düzenlemeler

Faruk Çelik, çok önemli reformlara imza attıklarına dikkati çekerek, Sosyal Güvenlik Reformunun kendi iktidarları döneminde gerçekleştiğini belirtti.

İstihdam paketiyle 2008-2009 döneminde 200 bin işçinin iş yerlerinden çıkarılmasına engel olduklarına işaret eden Çelik, kendi dönemlerinde yürürlüğe konulan sendikalarla ilgili yasa için 4 yıl uğraştıklarını ve yüzde 10 olan barajı yüzde 1'e düşürdüklerini anlattı. Çelik, şöyle konuştu:

"Arkadaşlar yüzde 10 barajı olsa şimdi, düşünebiliyor musunuz bir iş kolunda 1 milyon işçi varsa, tekstilde 100 bin işçiyi üye yapacaktınız. Şimdi 10 bin işçi. Yani 'Arada fark yok' demek olur mu? Ne yaptı yasa? Sahte üyelerde sendikaları temizledi. Artık ölü üyeler yok, gerçek üyeler var bu işin içinde. Onun için sendika yasasına haksızlık yapmayalım. 1,5 yıl içinde örgütlü toplum olma yolunda 200 bin işçimiz sendikalara kaydolmuştur. Bu sendika yasasıyla bu gerçekleşmiştir. Biraz daha gayret ederseniz inanıyorum ki hele hele son çıkardığımız 'Torba Yasa'yla bunu 2 milyona taşımak çok kısa sürede gerçekleşebilir."

Hükümet olarak örgütlü toplumdan yana olduklarını ifade eden Çelik, bu çerçevede kamu görevlileriyle ilgili sendika yasasını da devreye aldıklarını kaydetti.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER