SORUN TATLI(!) KRİZLER İSE HALLEDERİZ

Modern çağda teknoloji geliştikçe insanların birçok şeye ulaşılabilirliği çok kolay bir hal almaya başladı. Bu kolaylıkta beynimiz düşünür haldeyken bedenlerimiz oturuyor hale geldi. Bu kolaylık her şeye olduğu gibi besinlere ulaşmamızı da kolaylaştırdı.Modern çağ bize biraz da  yüksek kalorili besinlerle beslenip,hareketsiz bir yaşam sundu,sunuyor.Bu hareketsiz,düzensiz ve yüksek kalorili yaşamın bize kazandırdığı şey günden güne alınan kilolar oluyor. Bunun neticesinde gelen şikayetler, rahatsızlıklarda cabası...Şikayetlere başlamadan önce yapılması gereken  bu kiloların hangi organınızı ne derece etkilediğine bakmak gerekiyor.Genellikle ilk bozulan organımız pankreas  ve beta hücresinden salgılanan, kan şekerinin düşmesini sağlayan insülin hormonumuz oluyor. Vücutta kilo alımı oldukça yağ hücrelerinde büyüme gerçekleşir.Büyüme sonucunda kan şekerini sabit tutabilmek için vücut bu yağ hücrelerinin boyutuna göre insülin salınımı yapar. Bu salınım sonucunda da vücut besine ihtiyaç duyar. Çoğu zaman bu; vücudum şeker istiyor diye algılanır. Bu durum kişinin otokontrolünden bağımsız,büyük etken olarak hormon bozukluğundan kaynaklanır. Sadece kilo alımında değil, adet dönemlerinde de hormanal değişikliklerden kaynaklı tatlı yeme isteği doğabilir veya kişi tatlı yemeyi alışkanlık haline getirdiği için de vücut alışılagelmiş bu durumu kabullenip sinyaller gönderebilir.


Peki  hormanal olarak veya alışkanlık sonucu gelen bu tatlı krizleri karşısında nasıl bir yol izlemeliyiz ?

Öncelikle tatlı krizinin nedeni bulunmalıdır. Metabolik bir sorundan kaynaklanabilir. Örneğin hipoglisemi(kan şekeri düşüklüğü) veya insülin direnci olabilir.Tatlı krizi bu metabolik bozukluklarda  daha çok görülür.Öncelikle bu sorunlar çözümlendirilmedir.
 

Öğünler dengeli bir şekilde üç ana öğüne üç ara öğün olarak değiştirilmelidir. (Ara öğünlerde meyve tüketimine özen gösterilmelidir)Böylece azar azar ve sık beslenilerek kan şekerinin dengede olması sağlanabilir. Ana ve ara öğünler arası en fazla üç saat olmalıdır. Aksi takdirde, uzun süren açlık durumlarında kan şekeri düşer tatlı isteği artar.
 

Kalorisi düşük olan,kan şekerini tetiklemeyecek, bir sonraki öğünde tekrar  tatlı istemenize neden olmayacak besinler tüketilmelidir.Değişikliğe basit karbonhidrat yerine kompleks karbonhidratlara( bulgur, kepekli ekmek, kuru baklagillerdir, kepekli ürünler) geçerek başlanmalıdır.Posa alınımı da artırılmalı, tüketilmelidir. Posa, mide boşalmasını geciktirerek, daha uzun süre tok kalmamızı ve kana şekerin daha uzun sürede geçmesini sağlayarak, kan şekerinin ani yükselme yapmasını engelleyerek,uzun süre aynı seviyede kalmasını sağlar.
 

Son olarak yeterli su alınımına ve hareket etmeye özen gösterilmelidir.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Engin Rehavi
Engin Rehavi - 1 hafta Önce

Bu güzel yazı için tşkrlr hocam

Hilal çatak yaprak
Hilal çatak yaprak - 1 hafta Önce

Önemli bi konuya değinilmiş

Hüseyin.amca
Hüseyin.amca - 5 gün Önce

Teşekkürler sevgili hocam. Sanki şahsım icin yazılmış bir mekale kalmine saglik.

bilal catak
bilal catak - 6 gün Önce

hocam bu güzel paylasımınız için teşekür sizin gibi insanlar oldukca türkiyede opezite hastalığı ortadan kalkacağına emınım görevinizden başarılar dilerim hayırlı olsun