12 Eylül 1980 ihtilali ve hemen akabinde yaşanan 1983 genel seçimleri, 2008 Ergenekon süreci, 2013 Gezi Parkı eylemleri, gerçekleştirilen onlarca genel ve yerel seçimler. Ayrıca 1991 genel seçimlerinde ki siyasi dostluk tablosu. Hatırlayan var mı bilmiyorum! Ama kısaca 1991 tablosuna değinmem gerekirse; seçime girecek olan bütün parti liderleri TRT 1 ekranlarında canlı olarak projelerini anlatmışlardı. Hakaret, aşağılama ya da söz kesme gibi antidemokratik bir davranış biran bile yaşanmamış, program sonrası parti liderleri birbirine sarılarak, iyi niyet ve başarı dilekleriyle vedalaşmışlardı. Siyasi liderlerin propaganda sürecinde ki demokratik ve ahlaki bu tutumu, dolaylı olarak parti seçmenlerine yansımış ve asla karşılıklı hakaret ve suçlama durumuna gelinmemişti.

Pe ki ne oldu da 16 Nisan’da yapılacak olan referandum dolaysıyla seçmen Türk siyasi tarihinin en derin fay hattıyla birbirinden ayrılma durumuna geldi. Oysa ki, referandum ne bir parti seçimi ne de lider seçimi değildir. Oylanacak olan anayasa değişikliği, Türkiye Cumhuriyetinin hükümet yönetim şekline yönelik olacaktır. Bugünle ya da bugün ki mevcut parti ve liderlere özdeştirilmeyecek kadar önemli bir oylamadır. Çocuklarımızın ve gelecek nesillerimizin nasıl yönetilmesini istediğimize yönelik bir seçimdir. Çok iyi bilinmeli ki liderler de dahil olmak üzere hepimiz fani varlıklarız, değişikliği yargılamadan, tartmadan, artı ve eksilerini analiz etmeden sadece parti liderimiz istiyor diye tercihimizi kullanmak bu ülkeye ve kardeşliğimize vurulabilecek en büyük darbe olacaktır.

Ne yazık ki, 16 Nisan süreciyle birlikte siyasetin dili değişti. Ekranlarda hakaretler, aşağılamalar, suçlamalar ve liderlere yakışmayacak davranışlara şahit olmaya başladık. Yüzlerde ki kin ifadeleri, yakıştırmalar ve insanlık dışı konuşmalar çocuklarımıza siyaset dilinin saldırgan olması gerektiğini aşılamaya başladı. “A” tercihini kullanacak olan seçmen bölücü ve terörist olarak lanse edilirken, “B” tercihinde olan seçmen denize dökülmekle tehdit ediliyor. Baskı, sindirme ve korku insanların iliklerine kadar işlemeye başladı. Tercihinizi dile getirmeyi boş verin, değişikliğe konu olan maddeleri analiz etmek bile ihanet olarak algılanmaya başladı.

Suç seçmende mi? Tabi ki hayır! Parti lideriniz nasıl davranırsa, halka ve diğer partiye nasıl hitap ederse seçmende o yönde davranmaya başlar. Lideriniz karşı görüşü terörist ilan ederse sizde o insanlara terörist gözüyle bakmaya başlarsınız, lideriniz karşı fikrin denize dökülmesi gerektiğini ifade ederse sizde karşı fikri denize dökmeye çalışırsınız.

Kutuplaşma bu ülkeyi böler. Siyasi etik çerçevesinde yürütülmesi gereken bu oylama, savaş, düşmanlık ve kan kusan bir atışmaya dönmüş durumda. Tek dileğimiz kan kusan bu dilin biran önce dostluk çerçevesine yeniden dönmesi ve kutuplaşmanın biran önce kardeşlik ortamına dönmesi yönünde olacaktır. Allah ülkemiz, bayrağımız ve kardeşliğimiz için en hayırlısını nasip etsin..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.