banner112
banner54

'OHAL Sıkıyönetim Demek Değildir'

Gülizar Gülebak

15 Temmuz’da yaşanan DARBE girişiminin ardından Siyasi öngörü ve yorumlarıyla dikkatleri üzerine çekmeye devam eden TUBDER Başkanı ve Siyaset Bilimci Kenan Karataş’la 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimini, OHAL uygulamasını ve Türkiye halklarının darbe kalkışmasına yönelik göstermiş olduğu hassasiyeti siz değerli okuyucularımız için konuştuk.

Siyaset Bilimci Kenan Karataş’la yapmış olduğumuz röportajın önemli bölümlerini siz değerli URFANATİK okuyucuları ile paylaşıyoruz.

Yaşanan olaylara dair değerlendirmelerin yapıldığı röportaj şöyle:

S:  Sn. Karataş bir program için şehir dışına çıkacağınızı biliyoruz, gitmeden önce ülkemizde yaşanan olağan dışı durumlar hakkın da görüşünüzü almak isteriz?

Karataş: Evet, bir ay sürecek olan bir programımız var. Bildiğiniz gibi şuan özel bir üniversite de akademik (Doktora) çalışmalarım devam etmekte ve bu kapsam da kamu diplomasisi alanında bir etkinliğe katılmak üzere bir ay kadar şehir dışında olacağım. Bütün sorularınızı objektif ve içtenlikle cevaplayacağımdan emin olabilirsiniz.

S: Sizce 15 Temmuz darbe girişimi bekleniyor muydu? Ve bu darbe kalkışması sizin içinde sürpriz oldu mu?

Karataş: Emperyal aktörlerin yazdığı, taşeron örgütlerin ise uygulamaya koymak istedikleri ciddi ve bölücü bir senaryoyla, birliğimize ve demokrasimize yönelik art niyetli bir kalkışma yaşanmıştır. Dış destekli bu kalkışmayı ise duyarlı halkımız bertaraf ederek büyük bir tehlikenin yaşanmasına izin vermemiştir.

Öyle tahmin ediyorum ki, darbe girişiminde bulunan dış ve iç işbirlikçilerin dışında bir tek kişi dahi böyle bir kalkışmayı öngörmemiştir. Düşünün ki, birkaç saat öncesini göz önüne almazsak ne MİT’in nede Cumhurbaşkanının darbe olacağına dair bir bilgisi olmamıştır. Diğer bir ifadeyle, yetkililerin dahi öngöremediği bir kalkışmayı bizlerin öngörmemesi normaldir.

S: Darbe girişiminin ilk anlarında bunun bir senaryo olduğu yönünde ifadeler kullanıldı, sizce bu ifadelerin doğruluğu nedir?

Karataş: Bende bu tür yaklaşımlarda bulunan bazı siyasileri gördüm, duydum, dinledim. Bence bu tür tezleri ileri sürenler apaçık bu ülkenin bu torakların ve bu bayrağın düşmanı kişilerdir. Açıkçası beni hayrete düşüren gelişme ise, bu söylemlerde bulunan şahısların kendilerini solcu, demokrat ve devrimci olarak nitelendiren kişilerin olmasıdır. Darbeye karşı çıkıp, ön saflarda yer alması gereken gruplar öncelikle bu kesim olması gerekirken, ne yazık ki süreç aksi yönde gelişmiş ve muhafazakar milliyetçi kesim iman dolu yüreğini tankların önüne serip, sözde demokrasi savunucularına ve dünya emperyalizmine karşı destan yazmıştır.

S: Darbe girişimini önlemede halkın yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Karataş: Bu aşamada görsel ve yazılı basının ve sosyal paylaşım ağlarının önemini bir kez daha kavramış olduk. Belki de iletişim ağı bu kadar gelişmemiş olmasaydı bugün sivil otoriteden değil, bölücü grupların askeri otoritesinden söz edecektik. İnanılmaz bir halk organizasyonu gerçekleşti. Saatler içerisinde milyonlarca insan vatanını, bayrağını ve en önemlisi demokrasisini korumak amacıyla sokaklara döküldü. Ben ikinci bir kurtuluş savaşı olarak değerlendiriyorum, yaşanan halk hareketini. Yediden yetmişe, kadından çocuğuna milyonlarca vatandaş ellerinde bayrak, yüreğinde iman, tankların altında ölmek pahasına vatanını korumuştur. Böyle bir halk dünyada ne duyulmuş nede görülmüştür. Bu kurtuluş hareketi tek kelimeyle halkın öncü olduğu bir kurtuluş hareketi olmuştur.

 

S: OHAL nedir? Sizce gerekli miydi?

Karataş: Öncelikle şunu ifade etmem gerekiyor. OHAL sıkıyönetim değildir. Bazı arkadaşlarımız OHAL’i sıkıyönetimle karıştırıyor. Belki de karıştırmıyor, kaos yaratmak adına provokatif girişim de bulunuyor.

Bilimsel ve yasal açıklamasını yapmadan önce izninizle kendi benzetmemi yapmak istiyorum.  OHAL, bozulan/katılaşan/düğümlenen bağırsakların temizlenmesi için vücuda verilen müshil gibidir. Aşırıya kaçılırsa hastada ters tepki yaparak vücudun tam çökmesine neden olabilir. Şimdi de olağanüstü halin anayasal çerçevesini çizmeye çalışalım..

Olağanüstü Hal Anayasanın 119, 120 ve 121. maddelerinde düzenlenmiştir. İlgili maddeler ise şu şekildedir:

  1. Tabiî afet ve ağır ekonomik bunalım sebebiyle olağanüstü hal ilânı

Anayasanın 119. Maddesi: Tabiî afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir.

  1. Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması sebepleriyle olağanüstü hal ilânı. Bu madde olağanüstü hal ilan edilmesine neden olan asıl maddedir.

Madde 120: Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddî belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Millî Güvenlik Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir.

S: OHAL ile hangi sınırlamalar olacaktır?

Karataş: Kamuoyunda bazı yanlış anlaşılmalar olduğunu görüyorum. Daha önce ifade ettiğim gibi OHAL sıkıyönetimden farklıdır. Siz OHAL ilan edersiniz ve OHAL’in çerçevesi anayasa da açıkça maddeler halinde ifade edilmiştir. Ancak bu maddelerin tamamını, bir bölümünü ya da hiç birini uygulayıp uygulamama yetkisi tamamen ilan eden makamdadır. Örneğin, anayasa size sokağa çıkma yasağı ilan edebilirsiniz diyor, yani bu yetkiniz var ama sokağa çıkma yasağını mutlaka uygulamak zorunda değilsiniz. Daha anlaşılır olsun diye anayasa da geçen ilgili maddeyi size olduğu gibi aktarmak istiyorum.

OHAL kararı ile temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir. Anayasanın 15. maddesi uyarınca temel hak ve hürriyetler, olağanüstü hallerde milletlerarası yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde kısmen veya tamamen durdurulabilir. Ancak çekirdek alana yani kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi bütünlüğüne dokunulamaz, kimse din vicdan düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz, suç ve cezalar geçmişe yürütülemez, suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Bu ölçüler dâhilinde temel hak ve hürriyetler kanuna gerek kalmadan sınırlanabilir.

Görüldüğü gibi anayasa size yukarıda yazılan yetkileri OHAL uygulamasında tanımaktadır. Ancak, mutlaka bu maddeleri uygulayacaksın diye bir ibaresi yoktur.

S:Başkanım sizce olağanüstü hal gerekli miydi? Sakıncaları olacak mı?

Karataş: Yaşanan darbe kalkışmasının sonucu vahim olabilirdi. Allah’a şükürler olsun ki halkımızın duyarlı yaklaşımı sayesinde söz konusu girişim önlenebilmiştir. Bilindiği gibi, MGK’nın tavsiyesi üzerine Bakanlar Kurulumuz tarafından olağanüstü hal edildi.  Şayet olağanüstü hal ilanı amacına uygun ve ölçülü kullanılırsa ülkemizin birliği ve beraberliği açısından çok faydalar sağlayacağını ifade edebilirim. Bu kapsam da mutlaka ve mutlaka temel hak ve özgürlükler korunmalı, tüm işlemler hukuk devleti kurallarına uygun olarak gerçekleştirilmelidir.

Yukarıda saymaya çalıştığımız hassasiyetlerin göz ardı edilmesi durumunda meşruiyet dayanağı kaybolacak ve vatandaşlar arasında rejim korkusu ortaya çıkabilecektir. Bu nedenle uygulamalar mutlaka kanun çerçevede aşırıya kaçılmadan uygulamaya konmalıdır.

S: Şanlıurfa’da ki demokrasi nöbetlerini de kısaca değerlendirir misiniz?

Karataş: Türkiye Urfa’yı örnek almalı ve Cumhurbaşkanımız Urfa’ya ayrıca teşekkürlerini iletmeli. Urfa halkı üzerine düşenin on kat fazlasını meydanlarda göstermiş ve ikinci bir örneği daha olmayan haklı direnişe sahne olmuştur. Ben, yüreğimle tüm içtenliğimle vatanına ve bayrağına sahip çıkan Urfa halkını kutluyor, saygıyla selamlıyorum. Bu direnişe gölge düşüren tek gelişme ise, bazı tüzel isimlerin adeta vatanı kendileri kurtarmış edasıyla kendilerini afişize etmiş olmalarıdır.

 

 

 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER