banner54

Ayhan, sendika sürgünlerini konuştu

 HDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan'ın genel kurulda gerçekleştirdiği konuşma şöyle;

“Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şu anda, Meclis tarafından araştırılmasını istediğimiz önergeye dair, EĞİTİM SEN emekçilerinin Aydın'dan Ankara'ya doğru bir yürüyüşü başlatılmış durumdadır. Özellikle eğitim emekçilerinin bu yürüyüşü başlatmalarındaki amaç, üzerlerindeki çok yoğun baskı ve soruşturmalara karşı demokratik tepkilerini ortaya koymaya yöneliktir.

Buradan, kürsüden, grubumuz adına ve Meclisin bir üyesi olarak EĞİTİM SEN üyelerinin bu demokratik mücadelelerini selamlıyor, mücadelelerinin yürekten yanında olduğumuzu da ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; demokrasilerde örgütlenme özgürlüğünün en önemli kazanımlarından biri de sendikalaşmaktır. Sendikalar, özellikle toplumsal yaşamımızın olmazsa olmaz unsurlarından biridir. Sendikalar, çalışanların ekonomik, sosyal, özlük ve demokratik haklarının savunulduğu yapılardır.

Çalışanlar, özellikle toplumsal bir yapı olmaları itibarıyla, toplumun bir parçası olmaları itibarıyla, sendikal mücadeleyi geçmişten beri bugüne kadar hep veregelmişlerdir. Türkiye'de de sendikal mücadele bu eksende uzun bir süreden beri verilmektedir ve bu alanda çok ciddi gelişmeler, çok büyük kazanımlar elde edilmiştir. Onun için, bu kazanımlara karşı sürekli iktidarlar kendi savunmuş olduğu çıkarların savusunu yaparak sendikal mücadeleyi geriletmek, sendikalı çalışanların haklarına karşı bir duruş içerisinde olmuşlardır. Diyalektik olarak da sendikanın çalışanları, sendika üyeleri de iktidara karşı kendi üyelerinin, kendi çalışanlarının haklarını savunmanın mücadelesini vermişlerdir. Türkiye'de de bu mücadele özellikle 1990'lı yıllarda, Kamu Emekçileri Sendikalarının başını çektiği sendikal mücadelenin fiilî ve meşru bir ivme kazanmasıyla büyük bir yere sahip olagelmiştir. Şu anda da özellikle son bir yıldır Kamu Emekçileri Sendikaları çalışanlarına yönelik ciddi boyutta bir soruşturma furyası başlatılmış durumdadır. Kamu Emekçileri

Sendikalarına üye olanlar birtakım keyfî gerekçelerle, birtakım antidemokratik gerekçelerle ve tamamen politik yaklaşımlarla susturulmaya, hakları çiğnenmeye, engellenmeye çalışılmaktadır. Özellikle AKP iktidarının 7 Hazirandan sonra toplumda yaratmak istediği korku, kaos ve kutuplaştırma politikalarına paralel olarak kamu çalışanlarına yönelik de bu saldırı dalgası, saldırı siyaseti olanca hızıyla devam etmektedir. Bu çerçevede de, birçok kamu çalışanı görevden alınmış, sürgün edilmiş, adli ve idari cezalara tabi tutulmuştur. Onlarca kamu çalışanı, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet ettiği, basın açıklamalarına katıldığı, sosyal medyada birtakım düşüncelerini paylaştığı gerekçesiyle soruşturmalara tabi tutulmuştur. Çok basit gerekçelerle sendikal mücadele siyasal iktidar tarafından susturulmaya, engellenmeye ve bastırılmaya çalışılmaktadır. Özellikle 12 Eylül darbe dönemini aratmayacak baskılarla, aratmayacak uygulamalarla soruşturmalar başlatılmış, insanlar zapturapt altına alınmaya çalışılmıştır. Bakın, geçen yıl 10 Ekim barış etkinliğinde yapılan katliama karşı emekçilerin, çalışanların demokratik haklarını kullanarak 13-14 Ekimde gerçekleştirmiş oldukları iki günlük greve karşı büyük bir soruşturma başlatıldı. 16 binin üzerinde insana, çalışana idari ve adli soruşturma açıldı. Bu niçin açıldı? Demokratik bir hakkın kullanımı ve katliama karşı çıkıldığı için açıldı. Ondan sonra, 29 Aralıkta bölgede, Türkiye'de devam edegelen şiddete, çatışmaya ve ölümlere karşı yine KESK'in başlattığı grevler gerçekleştirildi. 29 Aralık günü yapılan iş bırakma grevinden kaynaklı yine on binlerce insana karşı soruşturma açıldı ve bu soruşturmalar çerçevesinde ne yazık ki birçok kamu çalışanı görevden alındı, sürgüne uğratıldı, maaş kesimi, kınama ve benzeri cezalara tabi kılındı. Tüm bunlar şunu gösteriyor ki siyasal alanda da, toplumsal alanda da, çalışma yaşamında da barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesi engellenmeye, baskılanmaya çalışılmaktadır. Bir karabasan gibi çalışanların üzerine çöreklenen bu siyasal mantık demokratik yaşamı engellemeye çabalamaktadır. Özellikle, otoriter, tekçi ve statükocu bir anlayışı geçmişten alarak bugünlere taşımak ve insanların hak ve özgürlüklerini savunmalarının önüne geçilmek istenmektedir. Bu yapılırken de, tabii ki her alanda olduğu gibi, sendikal yaşamda da, çalışma yaşamında da çalışma barışı bozulmakta, toplumsal kutuplaşma ve ayrışma da giderek derinleşmektedir. Bu, hepimizi büyük bir kaygıya, büyük bir endişeye sevk etmektedir. Tam da bunların önüne geçmek için parti olarak biz çalışma yaşamının korunması, oradaki iş barışının sağlanması için de bu araştırma önergesini verdik. Özellikle, son bir yıl içerisinde bu cadı avına dönüşen soruşturmaların objektif bir şekilde Meclis tarafından araştırılmasını istiyoruz. Herhangi bir sendika ayrımı yapılmadan sadece bir sendikaya yönelik bu soruşturmaların kesinlikle politik olduğunu, hukuki olmadığını düşünüyoruz.

Sizlerin de bildiği gibi, KESK, 1990'larda kurulmuş ve bugünlere gelinceye kadar da -sözümün başında ifade ettiğim gibi- birçok baskı ve engellemelerle karşı karşıya kalmıştır ama şu anda da görüyoruz ki KESK'ten sonra kurulan, Hükûmete yakın, yandaş diyebileceğimiz -tırnak içerisinde- bir kamu sendikasının 2002 yılında, AKP iktidara geldiği zaman 62 bin olan üye sayısı 2016 yılı itibarıyla 974 bine ulaşmıştır. Bu alanda da muhalefet yapmaktan ziyade, çalışanların haklarını savunmaktan ziyade siyasal iktidara birtakım alanlar açmanın alt basamağı olmaktan öte bir anlam, bir ifade ortaya konulmamıştır ve bir pratik de gerçekleşmemiştir. Biz isteriz ki tüm sendikalar hükûmetlerin, siyasal iktidarların yanında değil, temsil ettikleri, haklarını savundukları, vekaletlerini aldıkları çalışanların haklarını savunsunlar; onların demokratik, ekonomik, özlük haklarının savunuculuğunu yapsınlar. Dolayısıyla, tam da bunun içindir ki muhalif bir sendika olan KESK'e yönelik, kamu çalışanlarına yönelik, EĞİTİM-SEN'e ve diğer bileşenlere yönelik bir cadı avı başlatılmıştır. Bundan dolayı da bu cadı avının Meclis tarafından objektif bir şekilde araştırılıp yapılan haksızlıkların, yapılan keyfî uygulamaların, hukuksuzlukların ortadan kaldırılması için Meclisin de gereken sorumluluğu yerine getirmesini bekliyoruz. Herhangi bir taraf tutmadan, objektif bir şekilde sendika ayrımına gitmeden çalışanların hakkını esas alan ve çalışanların çıkarını esas alan bir tutum Meclisin de asli görev ve sorumluluklarından biridir. Dolayısıyla, toplumsal barışımızı ciddi bir şeklide tehdit eden ve çalışma yaşamındaki demokratik ilkeleri de altüst eden bu soruşturma furyasına artık son demeliyiz.

Bunun için de vermiş olduğumuz önergenin tarafınızca desteklenmesini ve bu son süreçte yapılan antidemokratik uygulamaların araştırılmasını istiyoruz.

Saygılar sunuyorum.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER