banner112
banner54

'Akan kanı durdurmak için görüşelim'

 

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İstanbul'da 7 polisin şehit olduğu 4 vatandaşında hayatını kaybettiği bombalı araçla düzenlenen saldırının ardından mecliste grubu bulunan parti liderlerine çağrı yaparak, "El ele verelim, öncelikle şu akan kanı, silahları susturalım. İki ay oturalım, 3 ay oturalım, başaramazsak hep birlikte istifa edelim" dedi.

"SİYASİ GERİLİM, REKABET KABULÜMÜZ AMA ŞİDDETİN HİÇ BİR YOLUNU KABUL ETMİYORUZ"

Diyarbakır'da merkez Yenişehir İlçesi Belediyesi'nin yeni hizmet binasının açılışına katılan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İstanbul'da bugün bombalı araçla polis servisine yönelik düzenlenen saldırıyla ilgili konuşmasına başladı. Demirtaş, "Keşke coğrafyamızda yaşamımız doğal seyri içerisinde hakkettiğimiz, layık olduğumuz güvenlik huzur içerisinde devam ediyor olabilseydi. Ve her gün bizler sadece hizmet alanlarıyla ilgili açılışlara gidebilseydik. Ve sadece bunlarla ilgili konuşabilseydik. Fakat gerçek yaşam öyle değil. Önemli bir hizmet binasını açacağız. Ama biz burada bina açılışı yaparken, ülkenin bir çok yerine cenazeler gidiyor. Bugün İstanbul Vezneciler'de, şehir merkezinde İstanbul'un göbeğinde bombalar patladı. Öncelikle yaşamını yitiren herkese Allah'tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı, sabır diliyorum. Yaralı olanlar var, inşallah en kısa zamanda onlar da sağlıklarına kavuşur diye temenni ediyorum. Hiç bir şekilde hiç bir şiddet yolu, yol yöntemi HDP'nin, partimizin benimsediği, normal makul görebileceği bir yöntem olmadı. Bundan sonra da elbetteki olmayacaktır. Şiddet dışı çözüm arayışları silah, bomba, operasyon olmadan, askeri yöntemler dışındaki her türlü çözüm arayışları partimizin kabulüdür. Siyasi alandaki gerilim, rekabet partimizin kabulüdür. Ama hiç bir şekilde şiddetin hiç bir yolunu yöntemini kabul etmediğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum" dedi.

"BU SAVAŞ KIYAMETE KADAR DEĞİL HEMEN YARIN DURMALADIR"

Demirtaş, İstanbul'daki saldırıdan sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı değerlendirmeyi eleştirerek, şöyle dedi:
"Bu günkü bombalı saldırıdan sonra Cumhurbaşkanı'nın açıklamaları ibretliktir. Bu olaylar kıyamete kadar olacak diyor. İlk insan habil kabil diyor, var oldu ve kıyamete kadar da var olacak diyor. İşte şu gün ülkede bombalar patlıyor ve insanlarımız ölüyorsa bunun en büyük nedeni bu zihniyettir. Şu Avrupa'da, Afrika'da, Asya'da, Amerika kıtasında bile 50 yıldır bombaların patlamadığı ülkeler var. İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana bombaların patlamadığı ülkeler var. Sorunları bizden kat ve kat fazla ülkeler var oralarda da bombalar patlamıyor. Fakat bizim saraydaki zat, o kadar normalleştiriyor ki sanki hep vardı, kıyamete kadar da var olacak. Ey Türk halkı, siz evlatlarınızı yeter ki, siz kurban olarak vermeye devam edin, bu Allah'ın emridir demeye getiriyor. E Allah'ın emridir de, kıyamet Allah'ın emriyle olacak da, savaşları da, katliamları da, bütün sizin siyasetçiler olarak, devlet yöneticileri olarak suçunuzu da, günahınızı da getirip haşa Allah'a havale etmeyin. Ölüm Allah'ın emridir, bu şekilde gençleri birbirini öldürüyor olması, siyasetin suçudur, günahıdır, basiretsizliğidir. Bu kıyamete kadar sürer diyen siyasetçi çözüm adına hiç bir şey üretemeyen siyasetçidir. Biz şunu diyoruz; İstanbul'da, Ankara'da, Diyarbakır'da, Cizre'de, Yüksekova'da bombalar kıyamete kadar patlamaya devam edecek ve bu ülkede asker, polis, gerilla, sivil kıyamete kadar ölmeye devam edecek diyen anlayışı kökünden reddediyoruz. Bize göre yarın, hemen yarın, kıyamete kadar değil, bu savaş durmalıdır. Bu bizim kaderimiz filan değildir. Bu bir iktidar savaşı, sarayın dikta anlayışının ortaya çıkardığı acı bir faturadır. Bizim kaderimiz değil, mecbur değiliz buna."

"BARIŞIN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL CUMHURBAŞKANIDIR"

Demirtaş, ülkede huzur, güvenlik, özgür bir yaşam adına, yüzde 52 oy almış bir Cumhurbaşkanı ve yüzde 50 oy almış bir iktidar hiç bir şey yapmıyorsa, tam tersine bu savaşı normalleştirmeye ve "buna alışın" demeye getirmeye çalışıyorsa, kimse kusura bakmasın, buna itiraz etmeyen sivil toplumun, ana muhalefetin ve diğer muhalefetin de suçu ve günahının büyük olduğunu söyledi. Bir günde durdurulabilecek bir savaşı, durdurmak ve bunun için çözümler üretmek yerine, kandan beslenen bir siyasetle, milliyetçiliği, şovenizmi, ırkçılığı her gün pohpohlayacak, cenazelerin, tabutların gelmesini istemenin vatanseverlik olamayacağını söyleyen Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu ülkede barışı, huzuru sağlamak, hukukun üstünlüğünü sağlamak, bunu kontrol etmek, denetlemek, Cumhurbaşkanı ve hükümetin görevidir. Sen anayasadaki görevlerini yapmayacaksan, güvenlik kaygısı içerisinde, her gün korkarak toplumun yaşamasına sessiz kalıp, tam tersine alışın, her gün şehitler gelecek, daha fazla gelecek diyerek, bu işi yürütmeye götürmeye çalışırsan, kusura bakma bütün bu kan senin yüzüne sıçramış demektir. Elin, kolun, yüzün, boğazına kadar kana bulanmış demektir. Barış isteyen akademisyenleri ve gazetecileri tutuklatacaksın, barış isteyen siyasetçileri parlamentodan attırarak, barış isteyen gazete ve televizyonları kapattırarak mı savaş politikalarını kalıcı hale getireceksin? Sen buna mı güvenerek bu iş kıyamete kadar gidecek diyorsun? Şunu herkesin iyi bilmesi lazım değerli kardeşlerim. Bu savaş öyle kıyamete kadar falan sürmeyecek. En kısa zamanda demokratik siyaset, bu ülkede barış isteyecek herkes el ele verecek. Şu savaştan, tabuttan beslenen, kan gördükçe yüzüne can gelen, ruhsuz siyaset anlayışını al aşağı edecektir. Saraylar yıkılacak, saraylar kıyamete kadar kalmayacak. Saraydaki zaten dikta anlayışı kıyamete kadar kalmayacak. O gittiği gün, bu ülkede barışın da, diyaloğun da, müzakerenin de yolu daha fazla açık olacaktır. Çünkü kendisi şu anda, ülke barışının önündeki en büyük engeldir. Ülkenin Cumhurbaşkanı, bu ülkenin barışı önündeki en büyük engeldir. Barış adına kurabildiği bir cümlesi yoktur, barışı inancı, tahammülü yoktur. Cenazenin olmadığı gün beyefendi huzursuzdur. Tabutların kalkmadığı gün beyefendi rahatsızdır. Çünkü o gün o ülkede cenaze töreni yoksa, soruları Cumhurbaşkanına sorulacak. 10 gün bu ülkede kan akmazsa sorular Cumhurbaşkanı'na sorulacak. Sahi sen niye tam olarak Cumhurbaşkanı seçilmişsin diye sorular sorulacak. Hani barışı getirecektin? Kürt sorununu çözecektin? Hani analar ağlamayacaktı? Kan akmadığı zaman insanlar bu soruları sormaya başlayacak. 10 gün kan akmadığı zaman insanlar, senin 700 bin liralık kol saati takan bakanını soracak. Para sayma makinelerinizi hatırlayacaklar. Sıfırladığınız evdeki odalara sığmayan ayakkabı kutularına sığmayan hırsızlıklarınızı hatırlayacak. O yüzden her gün cenazelerin gelmesi lazım ki, bunlar yeniden gündeme gelmesin."

"ÇÖZME MAKAMINDA OLAN BAYIK VE HOZAT DEĞİLDİR"

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bugün İstanbul'da patlayan bomba, Gever'de, Cizre'de Sur'da patlayan bombanın aynı siyasi sorumluluğun sahibi olduğunu söyleyerek, "Çözme makamında olan kusura bakmasın Cemil Bayık, Besi Hozat değildir. Çözüm makamı olan seçimle işbaşına gelmiş iktidardır. Kürt sorununu niye çözmüyor, savaş şiddet sorununu niye çözmüyor diye PKK'ya dönecek halimiz yok. Eğer döneceksek, iktidar onlarsa, devleti onlar yönetiyorsa, mesele de yok. Böyle diyorsanız mesele yok. Ama bir yandan terör örgütü, bir yandan muhatap almayız diyorsunuz. Savaşın bütün sorumluluğunu da seçilmiş hükümet olarak getirip PKK'ya yüklüyorsunuz. Tamam, PKK şiddet örgütü, silah kullanıyor, savaş yürütüyor, insan öldürüyor. Tamam, sorumluluğu yok mu? Var elbette. Peki 7 Haziran'da seçime PKK mı girdi? 1 Kasım'da seçime PKK mı girdi? Ülkeye barış getireceğiz, müzakere yürüteceğiz ve bizler diyalog kapılarını açacağız, seçim kampanyalarında bu vaatleri PKK mı verdi, siz mi verdiniz? Yeni anayasayı PKK mı yapacak, siz mi yapacaksınız? Artık bu iki yüzlülüğe bir son verilmesi lazım. İstanbul'da patlayan bombalar nedeniyle Almanya ve Çin hükümetinden mi hesap soralım? Uganda hükümetinden mi soralım? Nereden soralım? Bize hesap sormayın diyorlar. Bizden hesap sormayın, böyle gelmiş böyle gidecek diyorlar. Kullar da sizden hesap soracak, yaradan da sizden hesap soracak. Bütün bu suçların ve günahlarınızın vebalini bu dünyada da, öbür dünyada da ödeyeceksiniz" diye konuştu.

"SUR'DA PATLAYAN BOMBANIN PARASINI, VEBALİNİ SADECE SUR'DAKİ ÖDEMİYOR"

Demirtaş, çözüm süreci ile Türkiye'ye bir canlanma geldiğini, sanki 30 yıldır kutuplarda donmuş toprakların bahar sevinciyle, barış sevinciyle canlanmaya başladığını hatırlatarak, "Barış mı bize kazandırdı, bugünkü ölümler mi bize kazandırdı? Barışın hayali, umudu bile tüm bölgeye, Türkiye'nin tamamına bir bereket getirmişti. Daha barış tam sağlanmadan onun geliyor olması ihtimali bile burada büyük bir canlanma sağlamıştı. Şimdi bakın Cizre, Silopi, Sur, Yüksekova, Nusaybin virane. Buralar yakılmış, yıkılmış virane. Peki burada yaşanan bütün savaşın faturasını buradaki insanlar mı ödüyor? Yok. Gidin bakın Antalya virane, İzmir virane. Bütün turizm merkezleri bomboş. Ne olacak peki? Zannediyormusunuz ki Sur'da patlayan bombanın parasını, vebalini, günahını Sur'da yaşayanlar ödüyor. Yok, yok kardeşim. Alanya'daki çiftçi de, turizmci de ödüyor. Hepimizin cebinden çıkan paralar bomba olarak geri dönüyor. Siyaset bunları çözmekle mükellef ana kurumdur. Bunu yapamayan istifa edip gidecek" dedi.

DEMİRTAŞ'TAN 3 LİDERE ÇAĞRI

Demirtaş, konuşmasının sonunda mecliste grubu bulunan 3 partinin liderine çağrıda bulunarak, "Diyarbakır'dan bir kez daha seslenmek istiyorum. Parlamento'da 4 grup, 4 partiyiz. Önümüze bir takvim koyalım; bir ay diyelim, bir gün, 15 gün, 2 ay diyelim ama bir araya gelip, biz bu kanı durdurabiliriz. El ele verelim, öncelikle şu akan kanı, silahları susturalım. Bir çözüm yol haritası çıkaralım diyebilecek cesaretteysek o koltukta oturalım. İki ay oturalım, 3 ay oturalım, başaramazsak hep birlikte istifa edelim. Onurlu davranalım istifa edelim. Buyrun yeni Başbakan'a, Bahçeli'ye, Kılıçdaroğlu'na da sesleniyorum. Biz iki eş genel başkan olarak gelin biz dördümüz beraber oturalım, şu savaşı nasıl durdurabiliriz? Önce birlikte görüşelim, bir yol haritası çıkarmaya çalışalım ve bir takvim koyalım. Ve çıkalım 4 partinin liderleri olarak halka söz verelim; biz bir ayda, 3 ayda, 6 ayda bu meseleyi çözeceğiz. Birlikte çözeceğiz diyelim. Ve o gün geldiğinde çözememişsek, 4 partimizin lideri de istifa edelim. Haysiyetli davranalım var mısınız? Biz koltuk sevdalısı değiliz. İnsanlar her gün gözlerimizin önünde ölüp giderken, şehirlerimiz yakılıp, yıkılırken biz çözüm bulamayacaksak, demokratik siyaset kanalları her gün tıkanacak, parlamento işlevsiz hale getirilecekse, bizim zaten orada oturmamızın bir anlamı kalmamış. Sizlerin de haysiyeti ve onuru varsa, diğer liderlere sesleniyorum; gelin elimizi taşın altına koyalım, yoksa da istifa edelim" diye konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER