Tüm şehirler bir ruh taşır. Bu ruh misafirlerini güzelce ağırlar. Tadını çıkarır misafir, fotoğraflar taşır hatıra ormanlarına şen ve övünç içinde yıllar ardına ve çekeeeer gider.

Sonra yine sürekli yaşayana kalır şehir. O razıdır lütfuna da kahrına da elbet ancak mırıldanır bazen yaşamın kolaylaştırılması sürdürülebilir olması adına.

Kamu, yerel yönetimler ve tüm yaşayanlar şehri gerilerden imar ederler hep beraber. Sonuç, elit, ergonomik mutlu yaşam normları veya geri dönülmez hatalarla aksayan hayata sunulur gelecekler…

Kaygısız yaşayanlarca ciddiye alınacak bir konu gibi görünmese de tüm anlarımızı ihtiva eden şehir, kültürün temel faktörlerindendir sebep veya sonuç olarak.

Gelelim birçok şehirde olduğu gibi terazisiz yapılaşan Urfa’mıza. Urfa’mızın şu an en aktif bölgesi elbette Bahçelievler’den itibaren Balıklı Göle kadar ki bölümdür. Yazmama da sebep olan bu bölgenin yükünün hafifletilmesi gerekirken artı desteklenmelerin yapılmamış olması stres, trafik, kavga, kargaşa ve maliyeti de beraberinde getirmektedir.

Bu yığılmada özel sektör kısmen haklıdır çünkü o rızkını kovalar ancak daha ziyade geçmişten gelerek yöneticilerimizin feraseti ile ilgilidir. Bu aşamada Fakıbaba’yı bir artı değer olarak hep ayrı tutarım. Çünkü yıllar geçtikçe onun ferasetinin katkılarını daha iyi anlamaktayız.

Bu ferasetin oranı şehirleri yaşanılabilir yapmaktadır. En son novada alış veriş merkezinin yeri mesela tamamen spor ve sosyal yaşam alanı olsaydı ve novada Karaköprü istikametinde bir bölgeye kaydırılabilseydi bahsettiğimiz yığılmaları önleme adına iyi olmaz mıydı? Çalışmazdı denilecek belki ama bence uygun altyapı hazırlıkları ve sabırla çalışacağına inanıyorum.

Kamu binaları (mesela Eyyübiye belediyesi binası, Milli Eğitim binası vb. hala Eyyübiye merkezinin dışında bir ilçede), büyük alış veriş merkezleri, sinemalar, gıda, giyim, restoran, çay bahçesi temalı park ve projeler, lunapark ve aktivite salonları ne kadar homojen yayılabilse stres, trafik maddi kayıplar vb problemler çözülmüş olurdu.

Şu an şehrin en vazgeçilmez caddesi Atatürk Caddesi ve çevresinde bir esnaf belki on binli kiralar vermek zorundadır. Bakarsın dükkân senede kaç el değiştiriyor. Yüksek kiralar maalesef ki müşteriye yansır, düzensiz ve kalıcı olamayan bir esnaflaşma kültürüne yol açar. Konu buraya gelmişken mülk sahiplerini yapıcı bir tavır içinde olmaları çok önemlidir.

Tabi bu aşamada halkımızın da bilinçlenmesi şarttır. Evlenecek gençlerin muhakkak filandan çeyiz veya mobilya alacağım modası bi tarafın (damat) belini tamamen iki büklüm eder. Diğer taraftan filan yerde bir fincan kahveye bir fakirin ailece üç öğünde yiyeceği yemeğin parasını verirsem bana pek muhterem bir bakış atacaklar takıntısını sürdürürsek işte o zaman kiralarda ucube olur kültürlerde… İşte bu durum trajikomik bir vaziyettir.

Veya evinin altında açılmış, ihtiyacını da karşılayacak donanımda olan (berber, kasap, çaycı, giyim vb.) bir esnafa gitmeyip iki vasıta değişerek veya arabasıyla onca yolu giderek muhakkak belirli bir yere odaklanmak ta ilginç geliyor bana. Bu durumda burada ki esnaf iş yapamayıp kapatsın o da çarşının yolunu tutsun en zor koşullarda.

Sözün özü, kamu özel ve tüzel tüm kesimler toplam yaşam kültürünün refahını hesap etmeli ve gerekli adımları atmalıdır ki nefes alan toplumlar inşaa edebilelim…

Saygılarımla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.