11 Temmuz 2018 Çarşamba 21:17 | HABER MERKEZİ
Yılmaz Güney’den sonra Urfalı İzol'da Cannes Yolunda
banner23

Bu kitabı yazma fikri nereden aklınıza geldi?

Ben bu Roza’nın hikayesini televizyonda izlerken beni çok duygulandırmıştı. Ben bunu bir gün kitaplaştıracağım demiştim.

Roza temelde bize neyi anlatıyor?

Kitapta sevgi, dostluk, kardeşlik var. Biri Kürt, biri Türk, biri Arap üç figür var. 13 yaşında 3 kız var bu hikayede. Bu üçünün ilkokuldan bu yana beraberlikleri var. Biri kahya kızı, biri elçi kızı biri de amele kızı. Sosyal statüleri, ırkları, dilleri birbirinden çok farklı. Bunlar hayat gailesinin Şanlıurfa’dan Hatay’a göç ettirdiği bir aile. Yanlarında götürdükleri birkaç parça eşyadan başka ihmal etmedikleri elbette ki ölüm töreleri. Ailenin büyük kızının aşiretinin onaylamadığı bir adama aşık olup onunla uzaklara kaçarak bir yuva kuruşu ve ölüm fermanını kendi elleriyle imzalayışını anlatıyorum.

Bu kızın ölüm emri ailesi tarafından veriliyor değil mi?

Evet. Hikayede ailesi tarafından öldürülen genç bir kız var. Ölüm emrini de annesi veriyor. Kadını öldürten yine kadın. Bir annenin çocuğunu öldürtmesi çok acı bir şey. Öte yandan bu kızın eli bir erkeğin eline dahi değmemiş. Bir iftira uğruna öldürüyor.

İnsanlar Roza’yı neden okumalılar?

Kitap okumayan, ülkesinin sosyal yapısını tanımayan, zor şartlarda yaşayan insanını bilmeyen, ülkesi hakkında hiçbir şeye karar veremez. Verse de çok doğru bir karar olmaz. İster milletvekili ol, bakan ol, ister iş insanı ol istersen de muhtar ol. Hiç fark etmez. Eğer sen ülkeni tanımıyorsan sen o topraklarda faydalı bir insan değilsin; olamazsın. Bu Roza’yı okuyan insanlar en azından ülkesinin yapısı ile ilgili birçok şeyden haberdar olacak. Kadına şiddet, töre cinayetleri, insanların zor şartlarda nasıl çalıştığına, yaşadığına dair birçok şeyi öğrenecekler. Bu yüzden Roza’nın okunmasını çok fazla önemsiyorum.

Bu hikayeyi yazarken olay örgüsü sonradan mı gelişti? Yoksa kurgusal mı?

Her kitapta illa ki kurgu olur. Hikayeyi yazarken başı sonu belliydi. Birçok hususa da gerçek hikaye olduğu için buna bağlı kalarak yazdım. Ben bazı hikayeleri gerçek kahramanların yakınlarından, davaya bakan avukatlardan bilgi alarak yola devam ettim.

,

Roza’nın satış grafiği nasıl?

Roza düşündüğümüzden çok fazla sattı. Gayet de iyi ilerliyor şu anda. Şu anda da 3. baskıdayız.

Roza’nın beyaz perde yolculuğu nasıl başladı?

Ben bu anlattığım her şeyi göz önünde bulundurarak bu kitabın filmle taçlanmasını istedim. Başer yapım film sabri bazer ŞANLIURFALI hemşerimiz ve bir çok güzel projeye imza atmıştır. Roza filminde  yine Bazer yapım bu işi alnının akı ile başaracaktır.Bu Roza’yı bulup okuyor. Sabri Bey, ‘Ben kitabı okudum. Çok ağladım, bu işi sinemaya biz aktaralım’ dedi. Bu işi Cannes Film Festivali’ne layık bir film olduğunu düşündü. Ben de ‘Bir Siverek kökenli Yılmaz Güney Cannes Film Festivali’nde ödül aldı. İkinci ödülü de ben neden almayayım’ dedim.

Filmde Mersin’i de işleyecek misiniz?

Elbette işleyeceğim. Şöyle ki, film Mersin’in dezavantajlı bölgelerinde çekilecek. Aslında kitaptaki olay Hatay / Dörtyol’da geçiyor. Hatay’daki o doku ile Mersin’deki doku birbirine çok uzak değil. Hem yerleşim konusunda, hem ev konusunda, hem de yaşayan insanların kaderleri konusunda birbiri ile çok benzeşiyorlar. Dolayısıyla bu film Mersin’in tanıtımına çok fayda sağlayacak.

Filmi siz mi yöneteceksiniz?

Bakınız bu filmde Türkiye’nin geleceği ve sosyal yapısı ile ilgili çok önemli mesajlar var. İyi sanatçıların, oyuncuların, çok iyi bir teknik ekibin olacağı bir kadro olacak. Yönetmen illa ki olacak ama onun yarı görevini ben üstleneceğim. Netice o filmi yönetirken, benim yazdığım o duyguyu veremeyecek olursa ben müdahil olacağım. Benim kitapta verdiğim o ruhu onun beyaz perdeye aktarabilmesi gerekmektedir. Yazarken ağlatmak kolay değil ama oynayarak ağlatmak daha kolaydır. Bu ve benzeri duygular için çok detaya inmek ve insanların ruhuna dokunmak lazım.

Bizim coğrafyamızın dışına çıktığınızda Roza hikaye olarak, yurt dışında yankı uyandırır diyebiliyor musunuz?

Avrupa ve Amerika’da bizim sosyal yapımızla alakalı filmler insanlar tarafından çok ciddi rağbet görüyor. Genç bir kadının haksız yere öldürülmesi, ölüm fermanını annesinin imzalaması, bir çocuğun ailesini deşifre etmesi eminim ki tüm dünyada yankı uyandırır. Ben çok başarılı olacağımızı düşünüyorum.

Filminizde hangi oyuncuları göreceğiz? İsmi geçen yönetmen ve oyuncular kimler?

Erkan Pettekkaya’nın adı çok sık geçiyor. Kendisi bizim hikayede tam babayı oynayacak yaşta ve olgunluktadır. Mesela orada bazı Kürtçe diyaloglar var. Erkan Bey’in de Diyarbakırlı oluşu çok önemli tabi. Yönetmen olarak da en üst düzey bir yönetmen olacak. Biraz da sosyal yapıyı iyi bilen, bu işi ciddi bir şekilde ele alan bir yönetmeni aramızda görmek istiyoruz.

Filmin bütçesi ne olacak?

Bu filmin bütçesi çok yüksek olacak. En az iki milyon liralık bir film olacak. Bu bir mevsimlik film değil. Bu hikayede sonbahar, ilkbahar ve kış mevsimi var. Uzun, meşakkatli bir iş olacağından şüphem yok. Kültür Bakanlığı’ndan destek alacağımızı düşünüyorum. Sponsorlarımız da olacak. 2 milyon TL yerine daha az bir bütçe olursa bu iş olmaz. İdare edelim mantığıyla bu işe kalkışmam.

Mersin’deki tiyatro oyuncuları da bu filmde olacak mı?

Mersin’deki tiyatro sanatçılarımız oldukça başarılılar. Ben onların oyunlarını hayranlıkla izledim. Kesinlikle bazı sahnelerde bizim şehrimizin evlatlarını oynatacağım. En azından onlar gerek Türkiye gerekse Avrupa tarafından tanınması gerekiyor. Bunu kesinlikle hem bu sanatçılarımız hem de şehrimiz hak ediyor. Bu filmle beraber Mersinimiz için her şeyin çok güzel olacağına inanıyorum.

Bu proje hakkında son olarak neler söylemek istersiniz?

Bu film projemiz başladığı an itibarı ile büyük heyecan uyandıracak. Buna eminim. Mersin’in bu projeyi sahiplenmesi gerektiğine inanıyorum.

KAYNAK: Mersin Hâkimiyet Gazetesi

Son Güncelleme: 12.07.2018 14:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.