‘’Kendini Bir Buda Rahibi Gibi Siverek’e Adamak Zorundasın’’

Dile kolay; tam yarım bir ömrü, memleket sevdasına hibe etmek! 1926 yılında elinden kanun hükmünde kararname ile İl hakkı gasp edilen bir kentin, gasp edilen il hakkı için gecesini gündüzüne katıp mücadele etmek ve demokratik yollarla bir şehrin hikâyesini yeniden yazmak… Bu hikâyenin ana teması, mutlu çocuklar barış ve sevginin hâkim olduğu bir kent.

 ‘’Kendini Bir Buda Rahibi Gibi Siverek’e Adamak Zorundasın’’

Koçali Aymaz, Siverekliler için sıradan bir isim değil. Ömrünü bir kentin gelişmesi için harcamayı göze alan nadir Sivereklilerden biridir. O bir Siverek efsanesidir…

Siverek’i İl Yapma ve Kalkındırma Derneği Fahri Başkanı Koçali Aymaz, ilerlemiş yaşa gelmesine rağmen, hala Siverek için neler yapabileceğini düşünmekte ve sorunları çözebilmek için mücadele vermekte, nefesi ve gücü yetene kadar Siverek’le ilgili duyarlılığını kaybetmeden, gerekli çalışmalara devam edeceğini her platformda dile getirmiştir.

Hak ettiği yerde olmasına inandığı hayal ettiği Siverek’in sorunlarının peşinde koşarak saygı sevgi çerçevesinde memlekette ki gelişmelerden herkesin sorumlu olduğunu belirtmekte ve halkı özellikle gençleri bu konuda daha duyarlı olmaya davet etmektedir.

Koçali Aymaz’ı daha yakından tanımak amacıyla urfanatik.com olarak kendisiyle bir söyleşide bulunduk.

Arzu Kılıç; Koçali Aymaz kimdir? Bize biraz kendinizi anlatır mısınız?

Koçali Aymaz; 1947 Siverek doğumlu olup evli ve altı çocuk babasıyım. Maliye teşkilatının çeşitli birimlerinde 15 yıl fiili görev yaptıktan sonra, 1985 tarihinde Suruç Mal Müdürlüğü Muhasebe Servis Şefliğinden istifa edip, Serbest Muhasebecilik görevine Siverek'te başladım. Aynı yıl, yedi arkadaşımızla birlikte kentimizde sanayinin gelişmesi amacıyla ilk olarak Sayın Valimiz Alpaslan KARACAK ile birlikte ilk sanayi şirketini, İl Özel İdaresi ile ortak olarak Siverek Teneke Sanayi A.Ş.’nin kurulcuları arasında aktif yer aldım. 21 arkadaşla birlikte 30 Ekim 1990 tarihinde Siverek'in il hakkının geri alınması ve her yönü ile kalkınması için Siverek'i İl Yapma ve Kalkındırma Derneğinin kuruluşunda görev aldım ve kurucu başkanlığını üstlendim. 15 Nisan 2012 tarihinde de gönüllü olarak başkanlık görevini bıraktım.

Arzu Kılıç; Siverek tarihsel bir kenttir. 1926 yılına kadar Cumhuriyetin genç bir ili olduğunu tarihte okumuş olmamıza rağmen, Siverek tarihini ve il olma mücadelesini yeterince bilmiyoruz, özelikle genç Sivereklileri bilgilendirmek için Siverek tarihi ile birlikte il oluşu ve İl hakkının elinden alışını biraz açar mısınız?

Koçali Aymaz; Siverek, Ören yerleri kazılarında M.Ö.3500-5000 yılları arası tarihlendirilmiş bir kent olup, yaklaşık 7000 yıllık bir şehir tarihine sahiptir. Şehir, Asurlular döneminde yığma bir tepe üzerine inşa edilen kale etrafında kurulmuştur. Şehre hükmedenler, tarafından zaman zaman onarılan kalenin son olarak Bizans İmparatoru II.Costantin tarafından Diyarbakır'a gelecek saldırıları önlemek ve çevredeki önemli yolları kontrol altına almak amacıyla yeniden tamir ettirildiği anlaşılmıştır.

Diyarbakır'ın fethinden önce Halid Bin Velid tarafından eyalet merkezi olmuş, daha sonra Bizanslıların idaresinde Batlamyus'un rivayetine göre Kontopolis'lik yapmıştır. Selçukluların Anadolu'ya girmesiyle, Melikşahın komutanlarından Bozan Bey tarafından (1097) Urfa Kontluğuna, daha sonra Musul Atabeyi Nureddin Zengi idaresine geçmiştir. 1400'lerde Timur'un tahribatından nasibini alan Siverek sırasıyla Mısırlıların (1426), Akkoyunluların (1435), bilahare İranlıların eline (1451) geçmiştir. Yavuz Sultan Selim'in Ridaniye Savaşı dönüşünde (1517) Osmanlı idaresine geçen şehir, bu tarihten itibaren Diyarbekir Beylerbeyliğine Sancak Merkezi olarak Osmanlı idari taksimatında yerini almıştır.

Arzu Kılıç; Siverekliler tekrar il olmak için, kaç yılında mücadeleye başladılar? Kısaca il olma mücadele tarihinden söz eder misiniz?

   Koçali Aymaz; Siverek’in ilçe yapılmasını Siverekli büyüklerimiz kabullenememiş, hazmedememiş ve sineye çekemediğinden dönemin siyasetine binaen uzun yıllar sessiz kalmayı tercih etmişlerdir. Çok partili dönemden itibaren Siverekliler ellerinden alınan il hakkının iadesi için önemli çalışmalar yapmışlardır. 1956 yılında Cumhurbaşkanı Celal BAYAR’ı çok sayıda Siverekli büyüklerimiz atlı ve kırmızı halılarla karşılayarak Siverek’te ağırlamış Lezgo’nun parkında kurbanlık olarak hazırlanan büyük baş hayvanın üzerinde de VİLAYET kelimesini yazmışlardı. Başbakan MENDERS konuşma yaptığı sırada Sivereklilerden bazıları Siverek’in yeniden vilayet yapmasını istemişlerdir. Başbakan MENDERES İçişleri Bakanı Namık GEDİK’e Siverek’in Vilayet çalışmalarını başlatması konusunda talimat vermiştir.

1981 yılında Kaymakam tarafından “Zümrütkent” adıyla hazırlanan il dosyası Ankara’ya gönderilmiş olup 1982 yılında Siverek’in il yapılacağı beklenirken çıkan kanunda Ceylanpınar ilçe yapılmış, Siverek kanunda yer almamıştı.

Siverek’e verilen sözler unutulmuş, 2 ilçe iç güvenlik, 2 ilçe dış güvenlik, 1 ilçe deprem ve 9 ilçe de ara seçimlerde, fazla oy almak için seçim rüşveti olarak, 14 ilçe, il yapılırken 100’lerce köy veya bucak da ilçe yapılmıştır.

Büyüklerimizin dediği gibi; “Siverek cezalıdır. Siverek’in üzerinde kırmızıçizgi var’’ deyişlerine hak vermemek mümkün değildir.

Arzu Kılıç; Dernek kurma fikri nasıl gelişti? Yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz? Dernek çalışmalarınızda hedeflediğiniz noktaya gelebildiniz mi?

Koçali Aymaz; Siverek’in il olması için bir dernek kurup çalışmalara başlamamız gerektiği konusunda dostlarımızla mutabakata vardık. 21 dostumla bir araya gelip Tüzük çalışmalarına başladık ve derneğin adının “Siverek’i Vilayet yapma ve kalkındırma derneği” olmasını kararlaştırdık. Derneği 29 Ekim 1990 tarihinde kurmak istemiştik ancak tatil olması nedeniyle mesai olmadığından 30 Ekim 1990 tarihinde mülki amirimize sunarak derneğimizi kurmayı gerçekleştirmiş olduk.

Önerilerimiz, fikirlerimiz, düşüncelerimiz, görüşmelerimiz, projelerimizin bazıları ketimizde uygulandığına şahit olduk. Tarihi Siverek ilinde meydana gelen gelişmelerde derneğimizin izlerini görmekten son derce mutlu olduk. Ne yazık ki istediğimiz ve arzuladığımız noktaya geldiğimizi söylememiz mümkün değil. Burada kentimizin aydınlarından, iş adamlarından, hatta halkımızdan istenen, arzulanan ve verilmesi gereken maddi ve manevi desteği alamadığımız için bazı hedeflerimize ulaşamadık. Elbette ki bu da Sivereklilerin kaybı olup bizim de üzüntümüze sebep olmuştur.

Arzu Kılıç; bu uzun süreli mücadele tarihinde, birde siyasilerle mahkemelik oldunuz. Dernek olarak il sözü veren ve sözünde durmayan siyasetçiler hakkında dava açtınız. Davayı kaç yılında açtınız ve dava nasıl sonuçlandı?

Koçali Aymaz; derneğimizin kuruluşunda yaptığımız çalışmalar ve görüşmeler sonucunda 1996 yılına kadar 2 Cumhurbaşkanı, eski yeni Başbakan, eski yeni Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, eski ve yeni bakanlar olmak üzere 13 lidere maddi manevi tazminat davası açtık. Davamızın il duruşması 29 Mayıs 1996 tarihinde yapıldı. Türkiye’de ilk olarak derneğimiz tarafından ülkeyi yöneten çok sayıda siyasetçi ve devlet adamına açılan bu dava ülkemizde hukuk tarihine geçmiştir. Arama motoru Google’de “ 29 Mayısta ne oldu” diye arandığında çok sayıda web sitesi çıkmaktadır

Davamızı duyan siyasetçiler telaşlandı Adalet Bakanlığı dosyamızı Bakanlığa istedi ve Avukatlarımızın itirazlarına rağmen Mahkeme dosyamızı Adalet Bakanlığına gönderdi. Davamız 23.6.1998 tarihinde bizim aleyhimize sonuçlandı    

Arzu Kılıç; efendim yorucu mücadele dolu yıllar geçirdiniz. Bu mücadeleyi yazdığınız kitaplarda anlattınız. Kitap yazma işini nasıl gerçekleştirdiniz zor olmadı mı?

Koçali Aymaz; 22 yıllık mücadelemiz, dolu dolu geçti. Bu mücadeleyi derli toplu bir şekilde bir araya getirerek kamuoyu ile paylaşmanın yanında gelecek nesillere bir belge bırakmak düşüncesi ile kitap yazmaya karar verdim. Yazmaya başladığım kitaplara da “Siverek Sevdası” ismini vermeye karar verdim. Siverek Sevdası 1 ve 2, Derneğimizin kuruluşundan 1995 yılına kadar yapılan çalışmaları kapsamaktadır. Siverek Sevdası 3 ise 13 lidere açılan dava dosyası ve televizyon programları yer almaktadır.

Arzu Kılıç; Sayın Aymaz, Siverek’in tekrar İl olma mücadelesi yıllarında başınızdan geçen birkaç ilginç olayı anlatır mısınız? Bir de bir bakanın aracını durdurmak için ölüm tehlikesi geçirdiniz bu olayı okurlarımız için  açar mısınız? 

Koçali Aymaz; İl mücadelesi sırasında başımızdan geçen ilginç olaylar oldu tabii ki. Söz verip yerine getirmeyen liderlere dava açtıktan sonra bir gün Esmer Çayı Caddesinde bulunduğum esnada yukarıdan büyük bir konvoyun geldiğini gördüm ve merak ettiğim için de beklemeye başladım. Konvoy geldi ve benim önümde durduğunda Sayın Valimiz T. Ziyaeddin AKBULUT ve beraberindeki heyet benim önümde durdu ve Sayın Valimiz beraberindeki heyete beni göstererek 13 lidere dava açan Siverek’i Vilayet Yapma ve Kalkındırma Derneği Başkanı Koçali AYMAZ deyip beni tanıştırdı. Bana siz vatandaş olarak görevinizi yaptınız şimdi görev devlettedir demişti. Ayaküstü kıssa bir sohbetten sonra Sayın Valimiz arabaya binerek konvoy hareket etti.

Bir gün Başbakan Mesut YILMAZ Siverek’e geldi elimde bir dosya ile Sayın Başbakanın geçeceği yolda durduk beklemeye başladık. Sayın Başbakan ve kalabalık konvoyu geldiğinde Sayın Başbakanın arabasına ulaştım ve peşinden koşarak görüşmek istediğimi haykırmaya başladım; peşinde koştum ancak aracı durmayınca çok kızdım, sinirleri boşaldı ve dönüp konvoyun önüne atladım ve basın diye haykırdığımı hatırlıyorum. Görevli Polis Memurlarında birisi gayet kibar bir şekilde beni tutup kenara çekti ancak sinirden gözyaşlarıma hâkim olamıyordum. Bu arada konvoyda bulunan değerli ağabeyim merhum Hacı Hasan GÜLEL durdu, bizi arabasına aldı ve partiye gittik ancak orada da sinirlerim boşaldığından gözyaşı dökmeye devam ediyordum.

13 lidere açtığımız dava duruşmasında bana ilginç gelen 13 liderin de mübaşir isimlerini iki defa okuması gelmişti. Süleyman Demirel, Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Tansu Çiller gibi bütün liderleri bu şekilde duruşmaya çağırması görülmeye değer görüntüydü.

Arzu Kılıç; Siverek’in gerek il olma konusunda gerekse kalkınma konusunda siyasilerimizin gereken önemi duyarlılığı gösterdiklerine inanıyor musunuz?

Koçali Aymaz; İl konusunda görüştüğümüz siyasetçiler bize yanınızdayız, destekliyoruz, elimizden geleni yapacağız gibi güzel sözler söylediler. Ancak ben ellerinden geleni yaptıklarını düşünmüyorum. Eğer bu konuda birlik beraberlik olsaydı Siverek 1990’lı yıllarda mutlaka il olmuştu.

Arzu Kılıç; Siverek’in bağrında yetişen ve ayrılıp metropollere yerleşen hali vakti yerinde işadamı, yatırımcı hemşerilerimiz doğup büyüdükleri topraklar yerine farklı bölgelere yönelip yatırımlarını yapıyorlar. Kendilerine sorduklarımızda memlekette istihdam amaçlı yatırım yaparlarsa huzurlarının kaçacağını söylüyorlar. Sizce olumsuz bakmalarının sebebi nedir?

Koçali Aymaz; yatırım yapanların huzursuz olduğu dönemler olmuştur tabii ki. Ancak meydana gelen önemli gelişmeler sonucunda günümüzde böyle bir olumsuzluğun yaşanacağını düşünmüyorum. Siverek’te isteyen istediği yatırımı yapıyor ve kimse onları rahatsız etmiyor artık. Büyük şehirlerde tekstil sektöründe Siverek’te yatırım yapan Siverekli olduğu gibi, yabancı iş adamlarının da olduğuna şahit oluyoruz. Bunların hiç birisinin günümüze kadar bir sorun yaşadığına dair bir duyum almadık.

Arzu Kılıç; Son olarak nasıl bir Siverek hayaliniz var? Siverek halkımıza ne söylemek istersiniz? Gençlerden beklentileriniz nelerdir?

Koçali Aymaz; benim hayalimdeki Siverek; il hakkı iade edilmiş, eğitimde, sanayide, ticarette, turizmde, istihdamda, sanatta, sporda bütün sektörlerde gelişmiş, kalkınmış, çağdaş kentler seviyesine gelmiş, ülkedeki milli gelirden hak ettiği payı alan mutlu, huzurlu şekilde birlikte yaşayan bireylerin yaşadığı bir kent konumuna gelmiş bir Siverek’tir.

Sözlerimi Yılmaz GÜNEY’in bir yazısının son bölümünde Sivereklilere nasihat şeklinde söyledikleri öğütle bitirmek istiyorum. 1968 yılında Yılmaz GÜNEY’in Başkanı olduğu Siverek Yüksek Tahsil Talebe Cemiyetinin yayınladığı “SİVEREK” isimli dergide Yılmaz GÜNEY’in yazının son bölümünde:

Siverek’in ya da Siverek şartlarında bir şehrin çocuğu olmanın sorumlulukları başkadır. Senin memleketin de insanlar insan gibi yaşamalıdır. İnsan gibi ölmelidir. Senin omuzların zayıftır, görevin çok ağırdır. Çok çalışmaya, çok düşünmeye mecbursun. Dünyadaki yerini, Türkiye’deki yerini ve sıranı bilmek zorundasın. Nereye gidersen git, Siverekli olmanın gururunu heyecanını duymak, senden sonra geleceklere örnek olmak zorundasın. Hem öyle bir örnek ki, gerektiğinde kendini bütün dünya nimetlerinden sıyırıp, bir Buda Rahibi gibi Siverek’e adamak zorundasın.” demektedir.

Umarım Siverekli’nin guru duyduğu merhum Yılmaz GÜNEY’in vasiyetine sahip çıkarak kentimizi hak ettiği konuma getirmek için elimizden gelen gayreti gösteririz

URFANATİK

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER