“Haklarımıza Ve Hayatlarımıza Sahip Çıkacağız”

'Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele' kapsamında düzenlenen basın açıklamasında, açıklamada bulunan Sema Aişeoğlu, “ Türkiye 140 ülke arasında 131.sıradadır. “kadın erkek eşit değildir” diyen zihniyet, bu geriliği yeterli görmüyor olacak ki, kadın düşmanı politikalarıyla, kazanılmış haklarımıza dönük saldırılarla var olan eşitsizliği her geçen gün daha da geliştiriliyor. Her üç kadından biri şiddetin en az bir biçimine maruz kalıyorken, şiddeti önlemek için daha etkin mekanizmalar oluşturmak yerine siyasal iktidar, 6284 no’ lu ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesi yasanını yok etmeye çalışıyor.” İfadelerini kullandı.

Düzenlenen basın açıklamasına Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Başkanı Aysun Gezen, İstanbul Vekili Oya Ersoy, Şanlıurfa HDP Vekili Ayşe Sürücü ve Sivil Toplum Kuruluşu katıldı.

“Kadına Yönelik Şiddetin Boyutlarını Ve Dozajını Arttı”

Platform adına basın metinin okuyan Demokratik Bölgeler Partisi Üyesi Sema Aişeoğlu, “Ataerkil kapitalist sistemin yarattığı eşitsizlikler, ayrımcılıklar, savaşlar, derinleşerek devam etmektedir. Tüm dünya da devletler uyguladıkları baskıcı politikaları kadına yönelik şiddetin boyutlarını ve dozajını arttırmıştır. Böylesi bir gerçekliğin yaşandığı bugün, biz kadınlar ataerkil kapitalizme ve yarattığı şiddetin her türlüsüne karşı; savaşa, tacize, tecavüze, yoksulluğa, haklarımızın yok edilmesine, eşitsizliğe ve gericiliğe bir kez daha alanlardayız.” Dedi.

“Kadın Erkek Eşit Değildir”

Yaşamın her alanını dönüştürme, şiddetindeyiz bir dünyayı örme iddialarımızla alanlardayız, alanlarda da olmaya devam edeceğiz  diyen Aişeoğlu, “Dünya ekonomik forumu küresel cinsiyet uçurumu raporuna göre Türkiye 140 ülke arasında 131.sıradadır. “kadın erkek eşit değildir” diyen zihniyet, bu geriliği yeterli görmüyor olacak ki, kadın düşmanı politikalarıyla, kazanılmış haklarımıza dönük saldırılarla var olan eşitsizliği her geçen gün daha da geliştiriliyor. Her üç kadından biri şiddetin en az bir biçimine maruz kalıyorken, şiddeti önlemek için daha etkin mekanizmalar oluşturmak yerine siyasal iktidar, 6284 No’ lu Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasanını Yok Etmeye Çalışıyor. Oysa bu yasa, uygulamadaki eksikliklerine rağmen şiddeti önlemeye dair elimizdeki tek yasadır. Diğer yandan, mecliste boşanmayı önleme komisyonu aracılığıyla hazırlanan yüzlerce sayfalık raporla, kadının aile içinde uğradığı şiddeti meşrulaştırmaya çabalıyorlar. İstanbul sözleşmesi başta olmak üzere imzalanan uluslar arası sözleşmelerin gereğini yerine getirmeyenler, en son olarak nafaka hakkını peşine düştü. “Kadın erkeğe, aile daha fazla bağımlı olsun” hesaplarını yapanlara bugün burada cevap veriyoruz.”  Şeklinde konuştu.

“Aileye Köle Olmayacağız”

Devletin tüm imkanlarını adeta seferber ediyor diyen Aişeoğlu, “Tekçi, gerici ideolojisi doğrultusunda toplumu daha kolay denetlemek ve yönetmek için kadını aile içerisine hapsetmeyi amaçlayan AK  Parti   iktidarı, bu uğurda hukuksuzlukta sınır tanımıyor, devletin tüm imkanlarını adeta seferber ediyor. İki OHAL süresince KHK’ler eliyle kadın kurumsallaşmasına ve örgütlemesine dönük saldırılar bunun en yakın örneğidir. Bu hukuksuz uygulamalar kadın mücadelesini ve kazanımlarını geriletmek amacıyla devreye sokulmuştur. Halk iradesine kayyumlar atanmış, kadın belediye başkanları, milletvekilleri tutuklanmış, kadınların iradesine dönük saldırılar bunun en yakın örneğidir. 24 Haziran sonrası geçiş yapılan Tek adam rejimiyle kazanılmış hedef alan uygulamalar bu kez de TBMM işlevsiz bırakılarak cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile düzenlenmektedir” dedi.

Aile değil kadınız, kadın bakanlığı’nda ısrarcı olduklarını söyleyen Aişeoğlu, “Bildiğimiz gibi AK Parti’nin aileyi korumayı önceleyen politikaları “kadın” adının bakanlık başta olmak üzere pek çok yerden çıkarılmasıyla sonuçlandı. Yeni rejime uyum kurulmasında uyan, adını bile söylemekte zorlandığımız yeni torba bakanlığında tıpkı “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” gibi kadınların gerçek sorunlarına çözüm üretmek niyetinde olmadığını geçmiş 16 yıllık pratikten biliyoruz. Kadına yönelik şiddeti münferit gören, tacizi tecavüzü meşru kılan, istismarlarda rıza arayan, LGBTİ + Lara yönelik cinayetlerini savunan erkeğin tekelinde bir aile ve ülke anlayışında kadını kaderiyle baş başa bırakan bir bakanlığın üreteceği tek şey kadın düşmanlığıdır. Biz, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifini esas alan ve kadınlarla birlikte politikalar üreten, bir kadın bakanlığının acilen kurulmasını ısrar ediyoruz.” diye konuştu. 

Güncelleme Tarihi: 25 Kasım 2018, 16:04
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER